[Y] Cesur - Final Bölümü

Users who are viewing this thread

lutheras

Sergeant at Arms
Bu hikaye http://forums.taleworlds.com/index.php/topic,305276.0.html için yazılmıştır.

Bazen sadece birşey,hayatı değiştirebilir...

Hayatını değiştiren bir cinayet yüzünden herşeye yeniden başlayan Alayen'in öyküsü.


1.BÖLÜM :
Her zamanki gibi sakin bir geceydi Suno'da.Şehirdeki tek ses Suno Hanı'nda ki Alayen ve hancıdan geliyordu.Hancı,gazı bitmiş olan gaz lambalarını yeniliyor,Alayen ise yeniden 1 kadeh istemek için hancının işini bitirmesini bekliyordu.Hancı işini bitirdi ve Alayen sert bir şekilde :
-Bir kadeh daha ver şurdan !
Hancı :
-Yeter be kardeşim ! Sabahtan beri içiyorsun şarap kalmadı be şehirde ! dedi.
Alayen sinirlendi ve kınından çıkardığı hançer ile hancıyı öldürdü.Ardından hancıyı üst kata çıkarıp yataklardan birine gizledi.Sonra aşağıya inip kapıyı sonuna kadar kilitledi ve kendiside yan odaya uyumak için yattı.Sabah olduğunda Alayen hiçbir şey hatırlamıyor,hancıya ücreti ödemek için alt kata iniyordu fakat o kan izleride neydi ? Hemen hatırladı ve "Ben ne yaptım ? " diyerek ellerini çaresizce başının üzerine koydu.Artık suçlu bir adamdı.Kısa bir süre sonra kimseye görünmeden handan çıktı ve dayısı olan demirciye doğru hızlı bir şekilde yol aldı.

-Dayı ! Özel birşey konuşmamız gerekecek.
Dayı :
-Ne oldu Evlat ? Hayırdır inşallah.
Alayen dayısını nehrin yanına götürdü ve olanları birbir anlattı.Dayısı ağlamakta olan yeğenine baktı ve sırtını sıvazladı.Ve ekledi :
-Üzülme Alayen! Üzülme.Seni bu beladan kurtarmanın yolunu biliyorum.Son zamanlarda şehire kaçak kervanlar giriyor.Seni onlarla beraber şehirden kaçıracağız. dedi.
Alayen haberi duyunca rahatladı fakat hala üzgündü.Ailesi onun böyle olmasını istermiydi hiç.

Alayen ve dayısı ertesi gece kaçak bir kervan buldular.Alayen gitmeden önce dayısına :
-Dayım!Ben gidiyorum bu diyarlardan.Belki bir gün görüşürüz.Ama nezaman bilmem.Hadi hakkını helal et aslan dayım benim! dedi ve kervana binerek şehirden ayrıldı.

Kervan Alayen'i sığınaklarına getirdi.Alayen'i indirdiler ve haydut reisinin yanına götürdüler.Reis Alayen'i şöyle bir yukarıdan aşağıya süzdü ve sert bir şekilde :
Yeni mi katıldın?
Alayen :
-Evet.
Reis :
-Kılıç kullanmayı bilirmisin?
Alayen :
- Çok değil.
Reis Alayen'i sevmişti.Hemen bir adamına eğitime başlayın işareti verdi.

Talim çok kötü ve rezil başladı.Alayen daha kılıcı hangi eliyle tutacağını bilmiyor,oku taşıyamıyor ve ata binemiyordu.Tüm haydutlar dalga geçmeye başladılar.Alayen biraz sonra dayanamadı ve kılıcı yere atıp haydutlarının yanından uzaklaştı.Bir kaç saat sonra nöbet sırasının Alayen'de olduğunu söyediler.Alayen isteksiz isteksiz nöbet yerine gidiyordu ki Kral Harlus ve askerlerini görene kadar.

2.BÖLÜM
Askerleri gören Alayen sığınağa haber göndermek için içeri girecekti fakat tam o sırada kolundan bir ok yedi ve yere düşüp bayıldı.Saldırıyı duyanlar dışarı çıkıp karşı koymaya çalıştılar fakat nafile.Alayen ve haydut arkadaşları bozguna uğrayarak esir alınmıştı.

Alayen sabah olduğunda tüm kıyafetleri alınmış,fare sesleri gelen iğrenç bir zindanda buldu kendisini.Doğrulmaya çalıştı dün gece kolunu yaralayan ok yüzünden kalkamadı.Elleri kelepçeli bir şekilde duruyordu ki 2 muhafız zindana girerek çok kaba bir biçimde Alayen'i dışarı çıkarttılar.Alayen'i Praven meydanına idam ettirmeye getirmişlerdi.Kral Harlus artık buna son vermek için bir karar almıştı.Artık esir alınan her haydutun kellesi kesilecekti.Ve bunuda Kral Harlus yapacaktı.Reisten başlayarak seri bir şekilde kelleler kesilip İbret-i Alem olması için asılıyordu.Tam sıra Alayen'e gelmişti ki bir muhafız koşarak Kral'ın yanına geldi ve kulağına birşeyler fısıldadı.Kral Harlus "Kahretsin!" dedi ve hemen bir acemiye kalan haydutu tekrar zindana götürmesini istedi.


Acemi asker Alayen'den de acemiydi.Yolda insanlarla muhabbet ediyor haydut umrunda bile olmuyordu.O sırada kimsenin olmadığı zindan kapısının önüne geldiler,asker kelepçeyi çözerken Alayen bir hareketle kelepçeyi askerin boynuna geçirdi ve boğmaya başladı.Alayen öyle sıkı boğazlıyorduki "İmdat!" diye bağıracak durum bulamadı asker.15-20 saniye sonra asker öldü.Alayen bir düzenbazlıkla yırtacak gibiydi.Askerin kıyafetlerini giydi ve kale surlarına doğru hızlıca yöneldi.Fakat kapılar sonuna kadar kapatılmıştı.O anda kulağına kundaklı yay oku sesleri geldi.Anlaşıldığı gibi şehir kuşatılmıştı.

Alayen bir asker gibi surlara tırmandı ve bir ok alıp atmaya çalıştı.Alayen hiçbir şeyden habersiz devamlı alakasız yerlere ok atıyordu.Oradan bir kıdemli "Eğilsene be adam!!!!!!" diye bağırdı.Alayen ne olduğunu anlamadan saf saf bakınırken tam karnına ateşli bir ok geldi.Alayen ne olduğunu anlamıştı.Rodok Krallığı kundaklı yaylarda gelişmiş olduğundan yeni bir ok keşfetmişti.Ve Alayen saflığı yüzünden oku yemişti.O fazla kan kaybetmemek için direnirken Rodoklar şehir surlarının içine girince avantajı sağladılar.Alayen bir kaç askerin surları kontrol ettiğini görmeye gelince ölü takliti yapmaya başladı.Biraz sonra Rodoklar şehrin içlerine doğru gelince sur önünde bekleyen askerlerede gaz geldi ve sur önünden ayrılıp içerilere doğru gittiler.İşte şimdi Alayen için kader anı olacaktı.Ya Praven'den kaçıp yeni bir hayat kurmak,yada burada kalıp ölümünü hazırlamak...

Alayen için çok düşünme fırsatı yoktu.Hemen bir karar vermek zorundaydı.Yerinden büyük bir hırsla doğruldu ve acısına rağmen hızlı adımlarla ufuk çizgisinde kayboldu.Yeni bir hayat kurmayı seçmişti.Kaçıyordu fakat nereye gidecekti ?

3.BÖLÜM
3.BÖLÜM

Alayen Praven şehrinden uzaklaşmış,Nord Krallığı’nın en yakın toprağına doğru yol alıyordu.Yorgunluğu ve acısı olmasına rağmen yoluna devam ediyor,yere düşecek gibi olduğunda “İntikam!”kelimesi aklına geliyor ve ayakta kalıyordu.Yarım saat sonra artık dayanamadı ve kendisini ağacın yanına bıraktı.
Gözlerini açtığında kendisni Tihr Şehri şifahanesinde buldu.Etrafını incelerken bir ses :
-Merhaba Alayen !
Alayen :
-Sende kimsin !? İsmimi nerden biliyorsun !?
Yabancı Adam :
- Sakin ol Alayen istersen tanışalım benim adım Lezalit.Memnun oldum !
Alayen :
-Neden burdayım ?  Siz kimsiniz ?
Lezalit :
-Alayen seni dün gece ağacın altında bulduk.Bizler şehir ve çevresini koruyup gözetleyen bir devriyeyiz.Bende bu devriyenin kumandanıyım.

Böylelikle Alayen ve Lezalit tanışmış oldular.Alayen yerinden doğrulmak istedi fakat hekim durumunun ciddi olduğunu söyleyerek izin vermedi.Günler hızlı bir şekilde geçiyordu.Her gün Lezalit Alayen’i ziyaret ederek dostluklarını geliştiriyordu.Bir kaç haftaya Alayen iyileşti ve taburcu edildi.Artık yeni hayatına başlayabilirdi.Bunun için ilk adım ismini değiştirmek olacaktı.Uzun bir süre düşündükten sonra adını “Firentis”olarak değiştirdi.İlk adım tamamlanmıştı.Şimdi saç ve sakal tipini değiştirmeliydi.Bir berbere giderek saçını kısalttı,uzun olan sakalını kestirdi.O işte tamamlandıktan sonra Lezalit’i çağırdı ve :
Firentis :
-Merhaba dostum.Seninle özel olarak konuşmak istiyorum.
Lezalit :
-Merhaba dostum.Tabi ki.
Firentis :
-Dostum,artık bana Alayen değil Firentis olarak hitap et.
Lezalit hiçbir şey sormadan :
-Tamam Firentis.m

O günden sonra Firentis,Lezalit’in devriyesine katıldı ve  Nord Krallığı için çalışmaya başladı.Firentis kılıç kalkan meselelerinde acemi olmasına geçen 1 yıl zarfında çok şey öğrendi ve Lezalit’e ders verebilecek duruma geldi.Bir yaz akşamı şehir dışına çıkmak üzere hazırlanırken bir kıdemli :
Kıdemli :
-Kral Ragnar sizinle görüşmek üzere kaleye çağırıyor!
Firentis hiç zaman kaybetmeden hızlı adımlarla kaleye girdi ve :
Firentis :
-Beni çağırmışsınız Kral’ım !
Kral Ragnar :
-Sen çok yiğit ve cesur bir savaşçıymışsın,halktan duyduklarım bu yönde.
Firentis :
-Üzerime düşen görevi yapıyorum Kral’ım !
Kral Ragnar :
-Firentis senden istediğim,hizmetime girerek kılıcını düşmanlarına götürmek ! Hizmetime girmek istermisin ?
Firentis düşündündükten sonra :
-Sizin hizmetinize girmek,çok büyük şereftir efendim.Kabul ediyorum!!
Kral Ragnar :
-Aferin evlat.Bakanım sana iç ve dış ilişkilerimizi rapor olarak verecek.Çekilebilirsin.

Artık Firentis Nord Krallığı’nın bir derebeyiydi.Mülk olarak Knudarr Kalesi verilmişti.

4.BÖLÜM (FİNAL BÖLÜMÜ)
Bakandan raporu aldığında durumlar kötü gibiydi.Kalradya’da durumu en iyi olan iki krallıkla savaşıyorlardı.Svadya ve Veagir Krallığı.İşin kötü kısmı kötü bir şekilde mağlup durumdaydılar.Bir zamanlar Kalradya’ya hükmetmiş bir krallık şimdi dağılma durumuna  gelmişti.Kont Firentis,kendisine verilen 3 günlük hazırlık döneminde köylerden ve hanlardan asker toplamış,onları eğitmişti.Ayrıca Lezalit’i grubuna alarak acemileri eğitme görevini verdi.

Birkaç hafta sonra Alburq Kalesi Veagir Krallığı tarafından kuşatıldı.Tüm kontlar bu değerli kaleyi savunmak için kaleye girdiler.Fakat Kont Firentis bir işi yüzünden geç kaldı.Tam Knuddar’dan ayrılacakken bir asker kaleye girdi ve şehrin 2000 kişilik bir ordu tarafından kuşatıldığı söylendi.Kont Firentis “Kahretsin!” dedi ve kılıcını ve okunu alıp surlara çıktı.Kral Harlus teslim olun konuşması yaparken Kont Firentis taktiklerini anlamaya çalışıyordu.Taktikleri basitti.Kaleyi küçümseyip saçma bir taktikle gelmişlerdi.Firentis :
-Ne istiyorsunuz ?
Kral Harlus :
-Kaleyi teslim edin !
Firentis :
Tamam o halde.Lezalit ! Anahtarları getir !

Tüm herkes şaşkındı koskoca Knuddar Kalesi savaşmadan mı verilecekti ? Lezalit isteksiz isteksiz anahtarları getirdi.O sırada Firentis Lezalit’in kulağına birşeyler fısıldadı.Ve Lezalit’e bir tokat yapıştırdı.”Aptal herif ! Doğru anahatarı getirsene ! Birde size para veriyoruz !”Lezalit hemen geri döndü.Anahtarı alan komutan anahtarı teslim etti.Tüm Svadya ordusu anahtarla kapıyı açmaya çalıştı.2 dakika boyunca kapıyı açmaya çalıştılar fakat sonuç alamadılar.Kral sinirli bir şekilde :
-Kapı açılmıyor ! Lanet herif !

Surların üstünde kimse yoktu.Svadya ordusu şaşkın bir şekilde birbirlerine bakarken surlardan 40 okçu,merdiven ve merdivenlerden inen 100 piyade seri bir şekilde hücüm ettiler.Bu taktik işe yaramıştı.Svadyanlar 700 kayıp,Nordlar ise 53 kayıpla kaleye girmişti.Svadyanlar hem azalmış,hemde çok demolize olmuştu.Fakat hala kuşatma devam ediyordu.Kalan 300 asker merdivenlerden hücüma geçtiler.O sırada Kont Firentis :
-Okçular !! Siper alın,geçmelerine izin vermeyin !! Piyadeler sakince gelmelerini bekleyin !! Haydi aslanlarım!!!
Bu klasik taktik zaferi getirmişti.Fakat 100’lerce asker şehit olmuştu.
Bu zaferden sonra kalede dinlenen Firentis’e Kral Ragnar’dan bir elçi geldi ve başkente davet edğildiğini söyledi.Firentis kaleye bir miktar asker bırakıp başkente doğru yol aldı.Başkente vardığında tüm lordlar oradaydı.Hepsi Knuddar’ı savunmuş Firentis’i alkışlıyordu.O daha ne olduğunu anlamadan kral :
-Kont Firentis.Knuddar Kalesi’ni kahramanca savunduğunuzdan sizi tebrik ediyoruz ve sizi ordumuzun mareşali ilan ediyoruz ! dedi ve kaledeki alkış sayısı artmaya başladı.Anlaşılan Alburq’ta savunulmuştu.

Ordu bu zaferlerle düzelmiş gibiydi.Knuddar Kahramanı Kont Firentis komutasındaki Nord Ordusu girdiği her savaştan zaferle çıkmaya başladı.Kısa süre sonrada tüm krallıkların korkusu oldu.Firentis Nord sınırlarını geliştirirken bir zamanda yaşlanıyordu.Kral’dan rica etti ve meraşelliği bıraktı.Kısa süre sonra ağrıları sızıları bir hayli arttı.Ve 85 yaşında Sargoth Şehri’nde verilen bir ziyafette emekli oldu.Ve kısa bir süre sonra vefat etti.

İlk hayatında Alayen olarak nekadar pis iş varsa yapmış,ikinci hayatında Firentis olarak onurlu bir savaşçı olarak yaşamıştı.İlk hayatını ne bilen oldu,nede duyan…



 
İki satır yazı yazıp bölüm diye koyuyorsunuz giriş bile olamaz bu olsa olsa girişten önceki iki satırlık tanıtım kısmı olur, bunu saymazsak konuyu beğendim ama anlatımın çok basit.
 
2. bölümde hikaye sürükleyici bir hal almaya başlamış. Betimlemelerin sayısı fazlalaşmış. Girebi'nin tavsiyesine uymanı öneriyorum. Başarılar.
 
Back
Top Bottom