SSCB Zamanında Orta Asya'da Hayat

Currently viewing this thread:

Bugün bir hocamız -biraz da türkçü olacak ki- bize SSCB zamanındaki orta asya diye herkesin fakir ve aç olduğu bir sürü şey anlattı sizce bunlar doğumu bana SSCB zamanındaki Orta Asyadan bilgi verirmisiniz?
 

carrier

Orta Asya'da zaten Rus asimilasyon çalışmaları yapılıyordu, bir çok Rus o bölgelere göç ettirilip, birlikteki Orta Asya devletlerinin başına Rus siyasetçiler getirildi. Kısacası Orta Asya insan gücü dışında pek önemsenmeyen bir bölgeydi.
 

Prosperus

Knight at Arms
M&BWBWF&SNWVC
Doğruluğu büyüktür bence.Zaten Rusların,Türklere kötü davranmadığı bir dönem görmedim ben şu ana kadar.
 

Redstone Knight

Grandmaster Knight
WB
Durumu biraz şöyle düşünün. Kaynakların, hizmetlerin, güzelleştirmelerin yağdırıldığı bir bölge var, bir de ara sıra vergi için uğranan bir bölge var. Sizden olmayanları güzel bir rüya ile topluyorsunuz ama o güzel rüya asla gerçekleşmeyecek. O yüzden yerel halkınızı oralara yerleştirip asimile etmeye çalışıyorsunuz. Halk şikayet ediyor, müdahalelere başlıyorsunuz.

Tanıdık geldi mi?
 
SSCB'de Türkleri oradan oraya sürerlerdi, onlara kötü muamele eder, en kötü işlerde çalıştırır, en kötü mahallelerde yaşatırlardı. Hatta Türkleri aşağılamak için şöyle bir atasözü bile uydurmuşlardı ; cyka blyat (Türk gibi kokmak). İşte komunist ruslar böyle vicdansız Türk düşmanları idi.
 

carrier

Redstone Knight said:
Durumu biraz şöyle düşünün. Kaynakların, hizmetlerin, güzelleştirmelerin yağdırıldığı bir bölge var, bir de ara sıra vergi için uğranan bir bölge var. Sizden olmayanları güzel bir rüya ile topluyorsunuz ama o güzel rüya asla gerçekleşmeyecek. O yüzden yerel halkınızı oralara yerleştirip asimile etmeye çalışıyorsunuz. Halk şikayet ediyor, müdahalelere başlıyorsunuz.

Tanıdık geldi mi?
I-ıh.
 

Redstone Knight

Grandmaster Knight
WB
carrier said:
Redstone Knight said:
Durumu biraz şöyle düşünün. Kaynakların, hizmetlerin, güzelleştirmelerin yağdırıldığı bir bölge var, bir de ara sıra vergi için uğranan bir bölge var. Sizden olmayanları güzel bir rüya ile topluyorsunuz ama o güzel rüya asla gerçekleşmeyecek. O yüzden yerel halkınızı oralara yerleştirip asimile etmeye çalışıyorsunuz. Halk şikayet ediyor, müdahalelere başlıyorsunuz.

Tanıdık geldi mi?
I-ıh.

Rüyayı atın. Tekrar düşünün. Gelmezse yapabileceğim bir şey yoktur.
 
SSCB zamanında Türklerin onurlu bir millet olduğunu iddia etmek kurşuna dizilme sebebiydi. Adamların anayasalarında bulunan bir madde var bununla ilgili!  :facepalm:
 

TurkicKhan

Grandmaster Knight
WBWF&S
Orta asya Türkleri Rus İmparatorluğuna karşı Bolşevik ihtilali ve Kızıl Orduya destek vermişlerdir. Çünkü asıl asimilasyon deneyen Rus İmparatorluğuydu. Türklerde kurtulucaz diye sevinip destek verdiler. Fakat sonra Sovyet yönetimi Türklere ihanet edip Rus İmparatorluğundan beter davrandı. Öyleki bazı Türkler ikinci dünya savaşında Sovyetlerle savaşan Hitler tarafına geçip Sovyetlere karşı savaştı. Hatta bu savaşan gönüllü Türklere özel Nazi Türkistan Lejyonu kuruldu.  Hatta bu lejyonun mottosu "Tengri Biz Menen" dir.

Daha sonra Hitler öldü, Almanya yenildi. Bu Türkler vatan haini ilan edilip Avrupadan iadesi istendi. Türk hükümetinin başında bulunan Kürt İsmet İnönü bu konuda hiçbir girişimde bulunmadı. Daha sonra pek çok Türkistanlı esir Türkiye üzerinden Rusyaya gönderildi. O esirler Türkiyeden geçeceğini öğrendiklerinde umutlandılar ve Türk askerlerinin trenleri durdurup onları kurtaracaklarını düşündüler fakat öyle olmadı. İsmet denen itin evladı bu esirleri gözyaşları içinde kafesli vagonlarda Rusyaya gönderdi. Türkistanlılarda Rusyada infaz edildiler.

Yine Sovyet rejiminden kaçan ve Sovyetlere karşı savaşmış 146 Kırımlı ve Tatar mülteci Türkiyeye sığınıp bizi teslim etmeyin diyor. Ve ondan sonra tarihimizin gelmiş geçmiş EN BÜYÜK ihaneti ve kara lekesini gerçekleştiriyoruz. Bu Azeri ve Tatarları Boraltan Köprüsüne sığınan bu silahsız askerleri İtoğlu it şerefsiz İsmetin emriyle kendi elimizle Ruslara teslim ediyoruz. Bu insanlarsa Boraltan Köprüsünde Sovyet askerleri tarafından kurşuna diziliyorlar.

Benim ailemde bu Rus savaşları döneminde Türkiyeye gelmiş bir Tatar ailesidir.


Nazi Türkistan Lejyonu Görselleri
Ost_Leggionaire.jpg
Bundesarchiv_Bild_101I-295-1561-04,_Frankreich,_Turkestani_in_der_Wehrmacht.jpg
Bundesarchiv_Bild_101I-295-1558-36A,_Nordfrankreich,_Turkestani_in_der_Wehrmacht.jpg
Bundesarchiv_Bild_101I-295-1560-21,_Nordfrankreich,_Turkmenische_Freiwillige.jpg
Turkestan3.jpg
452365IdPnyl.jpg

Bu lejyonların şüphesiz en önemli adamı Ruzi Nazar dır. Kendisi Sovyet Ruslarına karşı Nazi Almanlarına katılmış fakat aslında CIA'de çalışıp amerikan casusu olan bir Türktür.
 

Gorzil

konuya thomas woods'un sözüyle giriyorum:
"if we really hated poor people we would wish socialism on them."

sscb'nin son zamanlarına dek tüm dünyada entelektüeller sscb'nin ekonomik olarak başarılı olduğunu düşünüyordu. 50 sonları, 60 başlarında ünlü iktisatçılardan paul samuelson 2015 yılına dek sscb'nin kişi başına düşen milli gelirinin abd'yi geçeceğini iddia ediyordu. 1989 senesinde sscb'nin merkez planlı ekonominin çalışabildiğinin bir kanıtı olduğunu söylüyordu. iki sene sonra aşırı kaynak israfından ve yanlış sanayi planlamasından çöküyor, orta asya'yı da çok fazla etkiliyor. orada mesele şuydu: sscb her konuda olduğu gibi ekonomi konusunda da dışarıya güçlü görünmek adına yalanlar söylüyordu. tüketicinin bir seçim hakkı olmadığı ekonomilerde gdpler aslında bir şey ifade etmez ama bu konuyu tamamen es geçiyorum; yine de gdp, gdp per capita vb. figürlerde olağanüstü uydurmalar yapılıyordu. bu konuyla ilgili en iyi çalışmalardan biri sscb'de doğan, sscb ekonomisiyle ilgili görevlerde bulunan grigorii khanin'in ağır sansürle yayınlanan lukavaya tsifra'sı. kitaptaki verilerin bir kısmına şu makale aracılığıyla ulaşılabilir: http://www2.warwick.ac.uk/fac/soc/economics/staff/mharrison/public/eas93.pdf

sadece orta asya değil diğer tarafta çin de çok büyük ekonomik ve siyasi sorunlardan muzdaripti. venezuela'daki gıda, tıbbi malzemeler, temel ihtiyaçlardan tutun biraya kadar her şeyde kıtlık var şu an. bunun sebebi devlet adamlarının her şeyi ele geçirmesi. üretim-dağıtım işlerinden sadece onlar sorumlular çünkü. küba da aynı dertten muzdarip ki çözümü yavaş yavaş serbest piyasaya geçmede buldu. bakınız: http://www.aljazeera.com/news/2015/08/cuba-farmers-free-market-economy-150804064051760.html
 
Gorzil said:
konuya thomas woods'un sözüyle giriyorum:
"if we really hated poor people we would wish socialism on them."

sscb'nin son zamanlarına dek tüm dünyada entelektüeller sscb'nin ekonomik olarak başarılı olduğunu düşünüyordu. 50 sonları, 60 başlarında ünlü iktisatçılardan paul samuelson 2015 yılına dek sscb'nin kişi başına düşen milli gelirinin abd'yi geçeceğini iddia ediyordu. 1989 senesinde sscb'nin merkez planlı ekonominin çalışabildiğinin bir kanıtı olduğunu söylüyordu. iki sene sonra aşırı kaynak israfından ve yanlış sanayi planlamasından çöküyor, orta asya'yı da çok fazla etkiliyor. orada mesele şuydu: sscb her konuda olduğu gibi ekonomi konusunda da dışarıya güçlü görünmek adına yalanlar söylüyordu. tüketicinin bir seçim hakkı olmadığı ekonomilerde gdpler aslında bir şey ifade etmez ama bu konuyu tamamen es geçiyorum; yine de gdp, gdp per capita vb. figürlerde olağanüstü uydurmalar yapılıyordu. bu konuyla ilgili en iyi çalışmalardan biri sscb'de doğan, sscb ekonomisiyle ilgili görevlerde bulunan grigorii khanin'in ağır sansürle yayınlanan lukavaya tsifra'sı. kitaptaki verilerin bir kısmına şu makale aracılığıyla ulaşılabilir: http://www2.warwick.ac.uk/fac/soc/economics/staff/mharrison/public/eas93.pdf

sadece orta asya değil diğer tarafta çin de çok büyük ekonomik ve siyasi sorunlardan muzdaripti. venezuela'daki gıda, tıbbi malzemeler, temel ihtiyaçlardan tutun biraya kadar her şeyde kıtlık var şu an. bunun sebebi devlet adamlarının her şeyi ele geçirmesi. üretim-dağıtım işlerinden sadece onlar sorumlular çünkü. küba da aynı dertten muzdarip ki çözümü yavaş yavaş serbest piyasaya geçmede buldu. bakınız: http://www.aljazeera.com/news/2015/08/cuba-farmers-free-market-economy-150804064051760.html
Aynen doğru söylüyon kardeşim bazi insanların güzel ( stresli, aceleci , insani değerlere önem vermeyen) yaşam için milyonlarca insan eşek gibi çalısmalıdır. o eşek gibi çalışan insanların oğulları hırsız olmalı uyuşturucuya başlamalı sigara içmelidir. Sonra da bu kişiler hapise girmelidir. Sonra bu zengin sınıfın oğulları nike giymeli , iphone telefonlar almalı arkadaşlarına hava atmalıdır. Saçma sapan Sosyal medya ortamlarında fotoğraflar atmalı kendini popi zannetmelidir. Özel Okullara gidip yüksek puanlar alınca kendini bir b*k zannetmelidir. Fakir Sınıfın anne babaları çocuklarına baskı yapmalı , acaba iyi bir işi olacak mı diye kara kara düşünmelidi.
Fakir Halkın aile reisleri ve hanımları para yüzünden dövüsmeli ve adam ifşa olmak zorundadır. Daha böyle binlerce olay yaşanırken  zengin sınıfta televizyonlara felan çıkıp insani hayat dersi vermelidir. Hani para olmadan mutlu olunur varya yalan hepsi zengin sınıfın yalanlarıdır. Ha bide özgür olmalıyız demi kapitalizmde ama paramız kadar.
 

Dogukan

Banned
Milliyetçiliği körüklemek için ve sola düşman yaratmak için uydurulan şehir efsaneleri ile karıştırılarak anlatılan şeyler bunlar.

Unutmayın ki, SSCB'de olsa bu bölgelerin sıkıcı bürokrasisi ve yönetimi yine yerel komünist partilerine bağlıydı. Yani Türkistan'da rejime bağlı Türkistanlılar bürokratik-parti yönetimindeydiler.
Öyle Sovyetler Türkleri Rus oldukları için yok etmeye çalıştı falan filan hikaye.

Bu birazcık bizim lumpenlerin Osmanlı koloni yapsaydı hepiniz Müslüman olurdunuz edebiyatı gibi bir şey. Sovyetler Türkleri kırmak isteseydi rahat kırardı. Türki ülkelerin nüfus yoğunluğu be niceliği zaten çok düşük.
Verimsiz hayırsız bozkırlar. Anavatanımız Orta Asya diye ağlayanlar bile orada yaşamıyor, ataları da oralardan kaçıp gelmiş.

Her bir şeyi sağlam verilere dayandırmadan romantize etmeyin.

SSCB zamanında Türklerin onurlu bir millet olduğunu iddia etmek kurşuna dizilme sebebiydi.
adsfasfasf bu ne ağğğbiiiğ
 
Dogukan said:
Milliyetçiliği körüklemek için ve sola düşman yaratmak için uydurulan şehir efsaneleri ile karıştırılarak anlatılan şeyler bunlar.

Unutmayın ki, SSCB'de olsa bu bölgelerin sıkıcı bürokrasisi ve yönetimi yine yerel komünist partilerine bağlıydı. Yani Türkistan'da rejime bağlı Türkistanlılar bürokratik-parti yönetimindeydiler.
Öyle Sovyetler Türkleri Rus oldukları için yok etmeye çalıştı falan filan hikaye.

Bu birazcık bizim lumpenlerin Osmanlı koloni yapsaydı hepiniz Müslüman olurdunuz edebiyatı gibi bir şey. Sovyetler Türkleri kırmak isteseydi rahat kırardı. Türki ülkelerin nüfus yoğunluğu be niceliği zaten çok düşük.
Verimsiz hayırsız bozkırlar. Anavatanımız Orta Asya diye ağlayanlar bile orada yaşamıyor, ataları da oralardan kaçıp gelmiş.

Her bir şeyi sağlam verilere dayandırmadan romantize etmeyin.

SSCB zamanında Türklerin onurlu bir millet olduğunu iddia etmek kurşuna dizilme sebebiydi.
adsfasfasf bu ne ağğğbiiiğ

http://epa.oszk.hu/01500/01521/00023/pdf/EPA01521_joes_2014_3.pdf
https://en.wikipedia.org/wiki/Turkology#Turkology_scholars_persecuted_in_20th-century_Soviet_Russia

1944 yılında bir kanun çıktı ve Türk kökenli olsun Rus kökenli ya da yabancı kökenli olsun Türk tarihini araştıran kişiler tutuklandılar ve bir çoğundan bir daha haber alınamadı. Bir toplantıda bu kişilerden bazılarının ailelerinden yaşayan bi kaç kişiyle konuşmuştum. Başlarına gelmedik kalmamış.
 

JusdWeR

Banned
Cengiz Aytmatovun Cengiz Han'a Küsen Bulut adlı kitabını okuyan var mı? Çok ince bir kitap(mecaz değil). Aslında o kitapta yazanlar Gün Olur Asra Bedel adlı o ünlü kitapta yer alıyordu. Tabi SSCB eleştriye ve düşünce özgürlüğüne karşı olduğu için o bölüm kaldırıldı çok daha sonradan kitap olarak yayınlandı. 
 

Dogukan

Banned
ancalimon said:
Dogukan said:
Milliyetçiliği körüklemek için ve sola düşman yaratmak için uydurulan şehir efsaneleri ile karıştırılarak anlatılan şeyler bunlar.

Unutmayın ki, SSCB'de olsa bu bölgelerin sıkıcı bürokrasisi ve yönetimi yine yerel komünist partilerine bağlıydı. Yani Türkistan'da rejime bağlı Türkistanlılar bürokratik-parti yönetimindeydiler.
Öyle Sovyetler Türkleri Rus oldukları için yok etmeye çalıştı falan filan hikaye.

Bu birazcık bizim lumpenlerin Osmanlı koloni yapsaydı hepiniz Müslüman olurdunuz edebiyatı gibi bir şey. Sovyetler Türkleri kırmak isteseydi rahat kırardı. Türki ülkelerin nüfus yoğunluğu be niceliği zaten çok düşük.
Verimsiz hayırsız bozkırlar. Anavatanımız Orta Asya diye ağlayanlar bile orada yaşamıyor, ataları da oralardan kaçıp gelmiş.

Her bir şeyi sağlam verilere dayandırmadan romantize etmeyin.

SSCB zamanında Türklerin onurlu bir millet olduğunu iddia etmek kurşuna dizilme sebebiydi.
adsfasfasf bu ne ağğğbiiiğ

http://epa.oszk.hu/01500/01521/00023/pdf/EPA01521_joes_2014_3.pdf
https://en.wikipedia.org/wiki/Turkology#Turkology_scholars_persecuted_in_20th-century_Soviet_Russia

1944 yılında bir kanun çıktı ve Türk kökenli olsun Rus kökenli ya da yabancı kökenli olsun Türk tarihini araştıran kişiler tutuklandılar ve bir çoğundan bir daha haber alınamadı. Bir toplantıda bu kişilerden bazılarının ailelerinden yaşayan bi kaç kişiyle konuşmuştum. Başlarına gelmedik kalmamış.
Stalin zamanı yapılmış bazı uygulamaları bütün bir Sovyet tarihine mal edemezsin. Ona bakarsan Stalin bütün Bolşevik partisini de idam ettirdi. Stalin zaten sosyopat bir figür.

  Biz bugün Türki toplumlarla ilgili en ama en kapsamlı bilgileri Sovyet bilim adamlarının araştırmalarından alıyoruz. Bir sürü de ciddi Sovyet tarihçi var Türki tarihe ciddi merak salmış ve özenle üzerine yazmış, samimiyetiyle irdelemiş olan.
 
Dogukan said:
ancalimon said:
Dogukan said:
Milliyetçiliği körüklemek için ve sola düşman yaratmak için uydurulan şehir efsaneleri ile karıştırılarak anlatılan şeyler bunlar.

Unutmayın ki, SSCB'de olsa bu bölgelerin sıkıcı bürokrasisi ve yönetimi yine yerel komünist partilerine bağlıydı. Yani Türkistan'da rejime bağlı Türkistanlılar bürokratik-parti yönetimindeydiler.
Öyle Sovyetler Türkleri Rus oldukları için yok etmeye çalıştı falan filan hikaye.

Bu birazcık bizim lumpenlerin Osmanlı koloni yapsaydı hepiniz Müslüman olurdunuz edebiyatı gibi bir şey. Sovyetler Türkleri kırmak isteseydi rahat kırardı. Türki ülkelerin nüfus yoğunluğu be niceliği zaten çok düşük.
Verimsiz hayırsız bozkırlar. Anavatanımız Orta Asya diye ağlayanlar bile orada yaşamıyor, ataları da oralardan kaçıp gelmiş.

Her bir şeyi sağlam verilere dayandırmadan romantize etmeyin.

SSCB zamanında Türklerin onurlu bir millet olduğunu iddia etmek kurşuna dizilme sebebiydi.
adsfasfasf bu ne ağğğbiiiğ

http://epa.oszk.hu/01500/01521/00023/pdf/EPA01521_joes_2014_3.pdf
https://en.wikipedia.org/wiki/Turkology#Turkology_scholars_persecuted_in_20th-century_Soviet_Russia

1944 yılında bir kanun çıktı ve Türk kökenli olsun Rus kökenli ya da yabancı kökenli olsun Türk tarihini araştıran kişiler tutuklandılar ve bir çoğundan bir daha haber alınamadı. Bir toplantıda bu kişilerden bazılarının ailelerinden yaşayan bi kaç kişiyle konuşmuştum. Başlarına gelmedik kalmamış.
Stalin zamanı yapılmış bazı uygulamaları bütün bir Sovyet tarihine mal edemezsin. Ona bakarsan Stalin bütün Bolşevik partisini de idam ettirdi. Stalin zaten sosyopat bir figür.

  Biz bugün Türki toplumlarla ilgili en ama en kapsamlı bilgileri Sovyet bilim adamlarının araştırmalarından alıyoruz. Bir sürü de ciddi Sovyet tarihçi var Türki tarihe ciddi merak salmış ve özenle üzerine yazmış, samimiyetiyle irdelemiş olan.

Haklısın. Ancak ne zaman Türklerle ilgili önemli bir durum ortaya çıksa Rusların seçeceği yol belli. İskit araştırmalarında da durum böyleydi, Beyaz Moğolları Türkilerin üzerine saldıklarında da.

Ayrıca Türk kökenli Romanovları yok ettiklerinde de. https://en.wikipedia.org/wiki/Andrei_Kobyla

Bütün bunların temelinde de din var. Komünizm temelinde Tengri düşünce sistemi var ancak bu olursa insanlar çzgürleşiyor. Belli bir grup diğerini ezmiyor pratik örneklerinde olduğu gibi.
 

Dogukan

Banned
Romanovları "Türk kökenli" olduğundan dolayı öldürdüklerini sanıyorsan ben sana ne diyeyim?

Birincisi böyle bir iddia yersiz, yeri olsa bile o zamanlarda söz konusu değildi.
İkincisi, dönemin konjoktüründe aristokrasiyi biçmek ideolojik bir meseleydi.
Üçüncüsü, Sovyet devrimi sürecinde bir sürü Türki halkta yer aldı, kendi Sovyetlerini kurup devrim sürecine dahil oldular.
Dördüncüsü, asıl Türki denilebilecek figür Lenin'dir. Lenin bariz bir biçimde Türki kökenlidir.

Ama bu etnik davaları komünistlerin bir taraflarına taktığını düşünüyorsan çok yanılıyorsun.


İskitlerle ilgili bilgiler bellidir. İskitleri Türk ilan edenler sadece milliyetçi Türklerdir. Bunun dışında kimse böyle bir dava kovalamıyor. Zira bilimin amacı Türklüğü kanıtlamak değil, doğru olanı bulmaktır.

Komünizm temelinde tengrizm var demene artık ne diyeyim bilmiyorum hacı...sahi sen yıllardır neden böyle bir insansın?
 

Gorzil

Sertity said:
Aynen doğru söylüyon kardeşim bazi insanların güzel ( stresli, aceleci , insani değerlere önem vermeyen) yaşam için milyonlarca insan eşek gibi çalısmalıdır. o eşek gibi çalışan insanların oğulları hırsız olmalı uyuşturucuya başlamalı sigara içmelidir. Sonra da bu kişiler hapise girmelidir. Sonra bu zengin sınıfın oğulları nike giymeli , iphone telefonlar almalı arkadaşlarına hava atmalıdır. Saçma sapan Sosyal medya ortamlarında fotoğraflar atmalı kendini popi zannetmelidir. Özel Okullara gidip yüksek puanlar alınca kendini bir b*k zannetmelidir. Fakir Sınıfın anne babaları çocuklarına baskı yapmalı , acaba iyi bir işi olacak mı diye kara kara düşünmelidi.
Fakir Halkın aile reisleri ve hanımları para yüzünden dövüsmeli ve adam ifşa olmak zorundadır. Daha böyle binlerce olay yaşanırken  zengin sınıfta televizyonlara felan çıkıp insani hayat dersi vermelidir. Hani para olmadan mutlu olunur varya yalan hepsi zengin sınıfın yalanlarıdır. Ha bide özgür olmalıyız demi kapitalizmde ama paramız kadar.
"TEOG Bunalımında Bir Üye" :smile:

"ama bak ne kadar gelir farklılığı var" demek geçerli bir argüman değil. "paran kadar özgürsün" de gerçek değil. aynı şekilde, sscb için de "devletin planladığına uymak zorundasın, ne kadar özgürsün?" diyebilirsin. başarılı olamayıp hırsızlık yapan teoglu hikayesi de bayağı acıklıymış...

kimse kapitalist bir sistemde her şeyin mükemmel olacağını iddia etmedi. ama gelir farklılığına daha iyi bir çözümünüz var mı? ciddi bir soru bu. herkesi fakirlikte eşitlemek güzel bir çözüm değil fakat. kapitalizm (kapitalizm derken liberteryen kapitalizmi kast ediyorum) insanları yoksulluktan en çabuk kurtaran sistem. bu yoksulluk mevzuuna birkaç farklı noktadan değineceğim: a) sıfır-toplamlı oyun safsatası b) gelir hareketliliği

a) sıfır toplamlı oyun safsatası

genel bir solcunun mantığı şu: dünyada sabit sayıda zenginlik var, bir taraf fazla kazanıyorsa diğer taraftan çalıyordur. misal dünyadaki en zengin %1'in bu kadar varsıl olmasının sebebi diğer %99'undan gasp ediyor olmasıdır. a kişisinin aylık 700 lira kazanmasının sebebini b kişinin aylık 2 milyon lira kazanmasıymış gibi görüyorlar. ya da işçinin patrondan 100 kat daha az kazanmasının nedeni patronun onun emeğini "sömürmesi" yani gasp etmesi. halbuki ekonomi böyle bir şey değil. zenginlik yaratılabilen bir şey, bir takas durumunda (eğer bu takas zorunlu yapılmamışsa) bu takastan iki taraf da kazançlı çıkar. neden? çünkü eğer taraflar alacağı şeyi vereceğinden değerli görmeseydi bu takası yapmazdı. bunu biraz daha uzatalım: bir işçiyle işvereni arasındaki ilişki de budur. işçi yeteneğini işverene satıyor (ya da kiralıyor) misal aylık 1500 lira alıyor olsun diyelim işçi, bu sayı yüksek olmasa bile alternatiflerden (daha az maaşlı bir işte çalışmak veya aç kalmak) daha iyi. işçi, alacağı 1500 lirayı işverenine kiraladığı yeteneğinden daha değerli buluyor. işverene de işçi gerek, o da bu yeteneği vereceği 1500 liradan daha değerli görüyor. bu şekilde bir takas gerçekleştiğinde iki taraf da başta olduğundan daha kârlı bir durumda oluyor. (evet, bazen takaslar yeterince tatmin edici olmayabiliyor ama dünya zaten tatmin edici bir yer değil, kaynaklar kıt) iki taraf da bu takastan elde ettiği kârı piyasada değerlendiriyor (misal işçi alışveriş yapıyor, iş adamı da yatırım yapıyor) bu şekilde bir değer yaratımı döngüsü gerçekleşiyor. bugün piyasada en fakir %10'luk dilimin kazancı 50 yıl öncesinin orta gelirlisinin kazancı kadar, neden? çünkü sürekli zenginlik yaratılıyor. eğer ekonomi gerçekten sıfır-toplamlı bir oyun olsaydı bugün en fakir olan kesim 100 yıl öncekiyle aynı değerde kazanım elde ederdi. ama 100 yıl öncekinin zengininden bile daha varsıl durumda. bunu bir kenara koyalım.

b) gelir hareketliliği

gelir hareketliliği, gelir adaletsizliği ve yoksulluk konuşulurken çok es geçilen ama aslında çok önemli bir konu. nedir bu gelir hareketliliği? kısaca insanların varsıllığının değişmesi. yani şu, 10 sene önce en fakir (ya da zengin) %20'lik dilimde olanlar ile bugün en fakir (veya zengin) %20'lik dilimde olanlar bir değil. misal "dünyadaki zenginliğin %60'ını en zengin %1 elinde tutuyormuş" denince insanda bu paranın sürekli aynı kişilerde olduğuna dair bir intiba uyanıyor. halbuki durum bu değil, misal abd'de 1996'dan 2005'e kadar en zengin %1'in sadece %25'i orada kalmış. geri kalan %75, %99'un içine dağılmış. (sadece en zengin %10'a değil orta veya alt gelire gidenler de var.) yine benzer şekilde en fakir %20'lik kısmın %50'sinden fazlası on sene içinde daha yüksek bir %20'lik kısma geçmiş. bu en alt %20'lik grubun %29'u bir sonraki %20'lik kısma geçerken %13'ü ortancı, %10'u dördüncü ve %5'i en yüksek gruba yükselmiş. (en alttan gelip %1'e giren %0.2'lik bir kısım da var)

kaynak: https://www.treasury.gov/resource-center/tax-policy/Documents/incomemobilitystudy03-08revise.pdf

bunun nesiller için olan versiyonu da epey güzel. bir örnek verelim buradan da: bir ailede sonraki nesil önceki nesile göre daha çok kazanıyor. örnekleyelim: en yoksul %20'lik kesimdeki bir ailenin ortalama yıllık geliri 67-71 yılları arasında 23,100 dolar iken 1995-2002 yılında 27,000 dolar. sonraki nesil öncekinden %18 daha fazla kazanıyor en alt grupta. bunun diğer gruplar için dağılım şöyle:

(1967-1991 vs 1995-2001)
en alt %20- 23,100->27,000 (artış %1:cool:
ikinci %20- 41-700->50,900 (artış %22)
orta %20- 55,600->71,900 (artış %29)
dördüncü %20- 72,600->97,900 (artış %35)
en yüksek %20- 100,100->151,900 (artış %52)

özetle aynı gruptaki her nesil bir öncekinden daha fazla kazanıyor. kaynak: http://www.brookings.edu/~/media/research/files/papers/2007/11/generations%20isaacs/11_generations_isaacs.pdf

olay tamamen senin ne kadar tüketicinin isteğine göre hareket etmenle alakalı. evet, bayağı bir çalışmalısın. ama sscb'de de çalıştın zaten... orak-çekiçli kızıl bayrak altında çalışınca über mutlu olmuyorsun. hatta merkez planlamasının dağıtımı çok daha hantal bile kalıyor.

yani serbest piyasada habire yeni değerler yaratılıyor ve bu değerler hemen herkesin hayatına pozitif yönde etki ediyor. evet, çok yoksul insanlar var, malesef hep de olacaklar. ama fakirlik (özellikle extreme poverty denilen aşırı fakirlik) giderek azalıyor. serbest piyasalarda çok daha hızlı azalıyor. dünya hiçbir zaman mükemmel bir yer olmayacak ama onu daha iyiye götürme şansımız var. bunu da herkesi bataklığa çekip "eh en azından herkes çamura batmış durumda" diyerek yapamayız. denedik olmadı. yine denesek yine olmayacak. nereden biliyorum? çünkü teorik olarak bir değeri yok merkez planlı ekonominin. bu konudan biraz fazla bahsettim aslında, o yüzden burada tekrarlamayacağım.

sscb ve bürokratik orta-asya yönetimine dönecek olursak... bunlardan birine ne zaman isim düşse dinsiz halimle aziz nesin'in ruhuna bir fatiha okurum. bu dairelerdeki kaynak israfının, verimsizliğin, işlemezliğin haddi hesabı yoktur. geçenlerde bir şey için ikametgah çıkartmam gerekti, gittim kaymakamlığa, çıktım üçüncü kata, sıramı beklemeye başladım. sıram geldi, kimliği verip ikametgahı çıkardım, kadın nemrut sesiyle dedi ki "şu karşıdaki odadaki şefe damgalattır", ben de kalktım, 5 adımda o odaya vardım. odaya giren maksimum on saniye sonra çıkıyor, ben de girdim. kağıdı uzattım, bakmadan damgayı bastı, sonra çayını içmeye devam etti. bu adamın başka işi yok galiba çünkü aynı yere tekrar işim düştüğünde yine aynısını yaşadım. önüne kağıt geliyor, ya imzayı ya damgayı basıyor ve keyfine bakıyor. halbuki bunu bu kağıdı çıkaran görevli yapsa o memura ve odasındaki bilgisayara, masaya, her gün içtiği üç yüz elli bardak çaya verilecek para vatandaşın cebinde kalır. zannetmiyorum ki o şef orda olmasa kaos çıksın, hiçbir iş hallolmasın, hatta her şey daha hızlı işler. ama bürokrasi böyle bir şey işte. devlet dairesi dediğin israfın tanımıdır. ve sscb bunu maksimuma çıkarmıştır zamanında.
 
Top Bottom