Sovyetler Birliği

Currently viewing this thread:

Prosperus

Knight at Arms
M&BWBWF&SNWVC
200px-Flag_of_the_Soviet_Union_(1923-1955).svg.png


GİRİŞ

Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği, Sovyetler Birliği ya da SSCB olarak da bilinir, Rus İç Savaşı'nın 1922'de Lenin önderliğindeki Bolşeviklerce kazanılmasından sonra 1917'de Ekim Devrimi neticesinde yıkılan Rusya İmparatorluğu'nun toprakları üzerinde kurulan ve 1991 yılına dek varlığını koruyan devlet. Avrupa'nın doğu kesimiyle, Asya'nın kuzey kesimi boyunca yayılan SSCB, son yıllarında 22.403.000 km²'lik yüzölçümüyle dünyanın en büyük ülkesiydi. Nüfus bakımından da 293.047.571 (Haziran 1991) kişiyle 3. sırada yer alıyordu. Aynı zamanda dünyanın başlıca siyasî ve askerî güçlerinden biri olan Sovyetler Birliği, batısında Norveç, Finlandiya, Baltık Denizi, Polonya, Çekoslovakya, Macaristan ve Romanya, güneyinde Karadeniz, Türkiye, İran, Afganistan, Çin Halk Cumhuriyeti, Moğolistan ve Kuzey Kore yer alıyordu. Kuzey ve doğu sınırlarını ise Kuzey Buz Denizi ve Büyük Okyanus çiziyordu. Birliğin başkenti Moskova, para birimi ise Sovyet Rublesiydi.

1917 Ekim Devrimi ile iktidara gelen Lenin önderliğindeki Bolşevikler tarafından 1922 yılında kurulan SSCB, Soğuk Savaş sürecinde Amerika Birleşik Devletleri'nin karşısında önemli bir güç konumunda idi. 1985 yılında iktidara gelen Mihail Gorbaçov'un başlattığı Glasnost ve Perestroyka denilen ve 6 yıl süren reformların ardından 1991 yılının sonunda Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği resmen dağıldı. Birliğin dağılmasıyla bağımsız olan 15 cumhuriyetten 12'si bir araya gelerek Bağımsız Devletler Topluluğu'nu oluşturdu.

TARİH

Ekim Devrimi:
7 Kasım (25 Ekim) 1917'de Rusya'da Bolşevikler geçici hükümeti devirerek iktidarı ele geçirdiler. 8 Kasım'da Petrograd'da açılan Rusya İşçi ve Asker Sovyetleri II. Kongresi'nde devrim lideri Lenin, Halk Komiserleri Konseyi (hükümet) başkanı seçildi. Lenin ilk olarak savaşan tüm hükümetlere ilhaksız ve tazminatsız bir barış önerisinde bulundu. Barış kararnamesini toprak kararnamesi izledi. Büyük mülk sahipliği yasaklandı. Kilise ile devletin ayrılması, medeni nikah, kadınlar ile erkekler arasında hak eşitliği, işletmeler üzerinde işçi denetimi, bankaların ulusallaştırılması, ulusal topluluk hakları vb. pek çok hak ve özgürlük getirildi.
Soyluluk unvanları kaldırıldı ve herkes kanun önünde eşit kabul edildi. İşçilerin günlük çalışma süresi 8 saate indirildi. Çocuk işçi çalıştırılması yasaklandı. Çalışan herkese, çocuklara ve çalışamayacak durumda olan yaşlı ve hastalara sosyal güvence sağlandı. Hafta sonları tatil ilan edildi.

Bolşevikler eğitime çok önem veriyordu. Amaçları modern, prolekült anlayışıyla yetişmiş, milliyetçiliğe ve köhne geleneksel düzene düşman yeni bir "Sovyet insanı" yaratmaktı. Çocuk ve yetişkin herkes için eğitim seferberliği başlatıldı. İşçi fakülteleri (rabfak) kuruldu. Eğitim ücretsiz ve mecburi hale getirildi. Böylece 1932'de çocukların %98'i bilfiil okula gidiyor olacaktı. Daha sonra Sovyetler Birliği %100'lük okuma-yazma oranıyla bu konuda dünyada birinci oldu. Eğitim-öğretim seferberliği Sovyet halklarını ilim ve teknolojide büyük başarılara imza atan bir toplum haline getirdi.

Ülkede kısa sürede birçok reform yapılmasına karşın siyasi alanda önemli sorunlar yaşanmaktaydı. Almanya savaştan çekilen Sovyet hükümetine çok ağır şartlar içeren bir barış anlaşması önerdi. Dışişleri Bakanı Trotski Almanya'nın dayattığı bu ağır barış koşullarını kabul etmeyince görevden alındı ve yerine Litvinov getirildi. Mart 1918'de bu devlete büyük tavizler verilerek Brest Litovsk Anlaşması imzalandı. Almanya'da devrim olacağını uman Lenin, böylece verilen tavizlerin telafi edileceğini ifade ediyordu. 1919'daki devrim girişimi başarısız olsa da Almanya I.Dünya Savaşı’ndan yenik çıktığı için vaad ettiği gibi verilen tavizleri geçersiz kıldı.

Rusya’da devrim başarıya ulaşmasına rağmen Bolşevikler merkezi Rusya dışında yeterince güçlü değildiler. 1918'de çar yanlısı generaller, İngiltere, Fransa ve ABD'den aldıkları maddi ve askeri destekle Bolşeviklere karşı saldırıya geçtiler. Lenin'in emperyalist savaş sırasında çar ile diğer İtilaf devletleri arasında yapılan gizli paylaşım anlaşmalarını açıklaması Rusya'nın eski ortaklarını zor durumda bıraktı. Zaten müttefiklerinin savaştan çekilmesine karşı çıkan ve komünizmin kendi ülkelerinde de yayılmasından korkan emperyalist devletler gizli anlaşmaların da açıklanmasıyla Bolşeviklere karşı savaşmak üzere asker sevkiyatına da başladılar. Bolşevikler bir yandan Anton Denikin, Aleksandr Kolçak, Pyotr Vrangel gibi monarşi yanlısı generaller ve onların müttefiki dış mihraklarla, diğer yandan fırsattan istifade ederek toprak kazanma amacıyla Rusya'yı işgale başlayan Romanya, Polonya ve Japonya ile mücadele etmek zorunda kaldılar.

Lenin bu saldırılar karşısında Kızıl Ordu'yu örgütledi. İçerideki karşı-devrimcilerle mücadele etmek için de Çeka'yı kurdu. Ancak monarşi taraftarları Bolşevik hükümetini devirebilmek için Beyaz Terör hareketlerine giriştiler. Bunun üzerine özgürlükler geçici olarak kısıtlandı ve "Savaş Komünizm"i olarak adlandırılan bir dönem başladı. Ancak 1918 yazında saldırılar şiddetlendi. 30 Ağustos 1918'de Fanya Kaplan adında bir teröristin düzenlediği suikast Lenin'in ağır bir biçimde yaralanmasına sebep oldu.

1919 yılından itibaren Bolşevikler Beyaz Terör'ü yenmeyi ve monarşi yanlısı beyaz orduları geri püskürtmeyi başardılar. Aynı yıl devrimin tüm dünyada yayılması amacıyla Komünist Partileri bir araya getiren III.Enternasyonal kuruldu. İtalya, Fransa ve daha pek çok Avrupa ülkesinde Komünist Partiler kurularak Komintern'e katıldı ve sosyalizmin yayılması için örgütlü mücadele başladı.


SSCB'nin kurulması:
1921'de Bolşevikler iç savaştan zaferle çıkarak tüm Rusya'da otoriteyi sağladılar. Belarus, Ukrayna, Orta Asya ve Transkafkasya’da da Bolşevikler muhaliflerini bertaraf etmeyi başardılar.

1922'de savaş döneminde mecburi olarak kabul edilen sıkı politik ve ekonomik önlemler kaldırıldı. Lenin'in belirlediği yeni ekonomik atılımları içeren NEP (Novaya Ekonomiçeskaya Politika / Yeni Ekonomi Politikası) kabul edildi. NEP emperyalist savaş ile iç savaşta daha da sarsılan ekonominin kısa sürede toparlanmasını sağladı.

1922 yılında devletin federal yapısı konusunda tartışmalar yaşandı. Milliyetler Halk Komiseri olan Stalin tüm cumhuriyetlerin Rusya Federatif Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti içinde özerk nitelikte teşkilatlanmaları gerektiğini savunuyordu. Lenin buna şiddetle karşı çıkarak tüm cumhuriyetlerin eşit statüde, egemenlik haklarının korunduğu birleşik bir federasyon planı hazırladı. Plana göre her cumhuriyetin birlikten ayrılma hakkı vardı. Sonunda federasyonun oluşturulmasında Leninist ilkeler kabul edildi.

30 Aralık 1922'de Rusya Federatif Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti'nin, Belarus SSC , Ukrayna SSC, Orta Asya ve Kafkas cumhuriyetleriyle birleşmesiyle Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği resmen kuruldu.

SSCB'nin siyasal ve ekonomik temellerini atarak dünyadaki ilk ve en büyük sosyalist devleti kuran Lenin 21 Ocak 1924'te öldü


Stalin dönemi:
Lenin'in ölümünden sonra bir süre ülke onun istediği gibi kolektif iktidar (troyka) tarafından yönetildi. 1924'te yeni anayasa kabul edildi. 1922'de Komünist Parti genel sekreterliğine getirilmiş olan Stalin bu yetki ile troyka içerisinde ön plana çıkmaktaydı. Ancak izlenecek ekonomik politika konusunda görüş ayrılıkları bulunmaktaydı. Lenin dönemindeki ekonomik politikanın belirlenmesinde etkili olan Buharin ısrarla NEP'i savunurken kimi Bolşevikler de hızlı bir şekilde kolektivizasyona geçilmesini savunuyordu. Stalin ise önceleri bu tartışmalarda hakem rolü üstlenerek iktidarda daha geniş destek sağlamaktaydı. Kızıl Ordu'nun liderliğini yapan Trotski destek bulamadı ve ülkeden kovuldu. Buharin'in savunduğu NEP'in gerekli iyileştirmeyi sağladığı savıyla sosyalizm için gerekli olan kolektif ekonomiye geçilmesi kararı alındı.

1927'de Tüm Birlik Sovyetleri Beşinci Kongresi'nde SSCB'nin ulusal ekonomik gelişimini sağlayacak olan Birinci Beş Yıllık Plan hazırlanarak kabul edildi. Planın ilkeleri sanayi ve tarım alanlarında tek tek belirlendi. Lenin'in enerjiyi kalkınmanın temeli olarak kabul ettiği komünizm Sovyet iktidarı ve elektirifikasyonla sağlanır sözüne dayanarak enerji yatırımlarına ağırlık verildi. Ülkenin her yerinde hidroelektrik santralleri kuruldu. Ağır sanayiye öncelik verildi. Tarımda kulakların (büyük toprak sahibi zengin köylüler) tasfiyesi ve tüm toprakların kolektifleştirilmesi kararı alındı. Topraklar kolhoz ve sovhoz olarak ikiye ayrıldı ve traktör gibi tarım araçlarıyla ilkel tarımdan modern tarıma geçildi. Ancak özellikle Ukrayna'da toprak aristokratları kollektifleştirmeye karşı gelerek kasıtlı olarak tarımsal verimi düşürme amacıyla sabotaj faaliyetlerine giriştiler. Traktör istasyonlarını yağmalayarak, kollektif çiftlikleri yaktılar. Ancak bu durum hükümetin sert tedbirler almasına sebep oldu. Böylece Birinci Beş Yıllık Planın hedeflerine dört yıl üç ay gibi bir sürede ulaşıldı.

1933'te başlatılan İkinci Beş Yıllık Plan döneminde SSCB'de 4500 fabrika ve enerji tesisi yapılarak hizmete açıldı. Üçüncü Beş Yıllık Planın 1938-1941 arasındaki döneminde 3000'e yakın sanayi tesisi kuruldu. Böylece II. Dünya Savaşı öncesi planlı dönemde 9000 dolayında büyük ölçekli sanayi tesisi açılmış oldu. 1940 yılı sonunda SSCB ağır sanayi üretimi 1913'dekinin 12 katına ulaştı.

Tarım alanında Birinci Beş Yıllık Planda 210.000 kolhoz oluşturuldu. II. Dünya Savaşı öncesinde 6000'e yakın makine ve traktör istasyonu hizmete açılmış ve bu istasyonlarda yarım milyon traktör mevcut hale getirilmişti.

1936'da yeni anayasa kabul edildi. Bu anayasada işçi ve köylülerin sosyalist devletinde sınıfsız toplumun sağlandığı gerekçesiyle ülkenin tüm yurttaşlarına oy hakkı tanındı. Bu dönemde Kazakistan, Kırgızistan, Tacikistan, Özbekistan ve Türkmenistan'ın sınırları yeniden düzenlendi ve son şeklini aldı.


II. Dünya Savaşı yılları:
1939'da Moldova ,Litvanya, Letonya ve Estonya cumhuriyetleri SSCB'ye katıldı. Belarus 'a ait olup mecburi olarak Polonya'ya bırakılan topraklar da geri alındı ve batı sınırları da hemen hemen son şeklini aldı. Böylece Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği 15 birlik cumhuriyetinden oluşan bir devlet haline geldi.

Almanya 1939'da saldırmazlık paktı imzalamasına rağmen 22 Haziran 1941'de Sovyetler Birliği'ne saldırı başlattı. Barbarossa Harekatı adı verilen bu saldırıya hazırlıksız yakalanan Ruslar önceleri geri çekilmek zorunda kaldı. Almanlar kısa sürede Moskova, Leningrad ve Stalingrad önlerine ulaştı. Geçtikleri her yeri ve bu arada büyük ve küçük ölçekli 32.000 sanayi kuruluşunu yağma etti. Üçüncü Beş Yıllık Plan yarım kalırken metalürji tesisleri, maden ocakları, tren istasyonları, demiryolları, sovhoz ve kolhozlar, makine ve traktör istasyonları imha edildi. Ancak Stalin doğru bir politikayla bu tesislerdeki taşınabilir olanları Ural dağlarının doğusuna taşınması emrini verdi. 1941'de Savunma Sanayi Halk Komiseri olan Dmitri Ustinov askeri sanayi tesislerinin Ural Dağları'nın doğusuna nakledilmesi görevini üstlendi. 80'den fazla askeri sanayi tesisi, 600.000 işçi, teknisyen, mühendis şehirden tahliye edildi.

Moskova'da güçlü bir savunma hattı oluşturan Ruslar Almanların şehre girmesine izin vermedi. Bunun üzerine merkezi Rusya'yı doğudan abluka altına almayı ve Kafkas petrollerine ulaşmayı amaçlayan Naziler Stalingrad'a yöneldi. Volga nehrinin iki yakasında kurulu şehrin yarısı Nazilerin işgali altına girdi. Devrimin şehri Leningrad da ablukaya alındı. Sovyet halkı ağır kayıplar vermesine rağmen 1943'te karşı harekatı başlattı. Stalingrad'da bozguna uğrayan Almanlar geri çekilmeye başladı. Leningrad kuşatması yarıldı. Kızıl Ordu Sovyet topraklarını kurtardıktan sonra Polonya'dan itibaren tüm Doğu Avrupa'yı Nazi işgalinden kurtardı. Nazi toplama kampları kapatıldı ve esirler serbest bırakıldı. Mayıs 1945'te Sovyetler Birliği Berlin'e girdi.


II. Dünya Savaşı sonrası ve Stalin'in son yılları:
Savaşın yıkımı Sovyet halkı için ağır oldu. Sovyetler Birliği 27 milyon kayıp verdi. Ekonomi sarsıldı. Savaştan sonra Sovyetler Birliği'nin yardımıyla Çekoslovakya, Bulgaristan, Macaristan, Yugoslavya, Arnavutluk, Demokratik Alman Cumhuriyeti, Polonya ve Romanya'da sosyalist halk cumhuriyetleri kuruldu. Bunların yanında Çin ve Kuzey Kore'nin de sosyalizme yönelmesi yalnız olan Sovyetler Birliği'ne müttefik kazandırdı. Ancak ABD ve müttefiklerinin komünizmin yayılmasından endişe etmesi ve buna karşı NATO'nun kurulması dünyada yeni bir savaş tehlikesi yarattı.

Dördüncü Beş Yıllık Plan ülke ekonomisinin yeniden toparlanmasını sağladı. Planlı ekonomiyle 1950'lerde sanayi ve tarımda savaş öncesinden daha iyi bir düzeye ulaşıldı. Sanayide makine üretimine öncelik verilirken tarımda kolektivizasyon tamamlandı ve bakir toprakların da tarıma açılmasıyla üretim yeniden arttı.

Stalin’in son dönemlerinde Politbüro’da iktidar hesapları yapılmaya başlandı. Stalin devletin istikrarı açısından etrafındakilere yeterince itimat etmiyordu. Özellikle KGB şefi Lavrenti Beria’nın partide savaş sonrasında yaptığı tasfiye hareketleri ciddi tedirginlik yaratıyordu. Ancak Stalin gayri-resmi de olsa halefini seçmişti. 1946 yılında SBKP Merkez Komitesi Dış Politika Bölümü Başkanı olan, 1947'de ise Propaganda Bölümü Başkanlığı'na atanan Mihail Suslov iktidar hırsı yapmayan bir kişi olarak Stalin'in dikkatini çekmişti. Rus siyasi analist Jores Medvedev'e göre Stalin en çok Suslov'a güveniyordu ve hatta ölümünden sonra onu genel sekreterliğe varis tayin etmişti. Ancak Suslov’un iktidar konusunda çaba göstermemesi partide diğer adaylara fırsat veriyordu.

Stalin 5 Mart 1953'te öldü. Stalin'in ölümüyle birlikte ülkede iktidar mücadelesi başladı.


Stalin Hakkında Söylenmiş Sözler:
Winston Churchill: "Komünistler şeytana hizmet ediyor; şeytan ise Stalin'e."

II. Dünya Savaşı sırasında ABD Başkanlığı yapan Franklin Roosevelt'in Churchill'e yazdığı mektup: "Stalin, kapitalizme karşı savaştığını sanıyor, aslında o bize yardım ediyor ve o zavallının bundan haberi bile yok. Bırakalım uyanmasın, Sovyetler zamanı geldiğinde zaten uyanacak. Ve uyandığı zaman biz onların modasını çoktan köhneleştirmiş olacağız."

Francisco Franco'nun Mussolini'ye Josef Stalin hakkında söylediği söz: "Stalin'in yüzündeki ifade bana uysal bir şeytanı andırıyor."

Necip Fazıl Kısakürek, Stalin öldüğünde şunları söylemiştir: "Allah, zalimlerin ebedi mekanını, dünyada yaptıklarıyla tayin eder."
O, Rusya'yı tahta sabanlarla çalışıyorken buldu ve atomik pillerle donattıktan sonra ayrıldı.
[Encyclopaedia Britannica (1964) bölüm 5, sayfa 250.]

Atatürk: "Moskova’daki, Kalinin midir, Stalin midir, ne Allah’ın belası ise, o herife söyleyin, biz Türkler asırlarca Rusya’nın göbeğinde kımız içmiş bir milletiz. Gerekirse yine içmesini biliriz."


Kruşçev dönemi:
1953'te Sovyetler Birliği Komünist Partisi Genel Sekreterliği'ne Nikita Kruşçev, hükümet başkanlığına Georgi Malenkov getirildi. Troyka iktidarı ile yönetimde parti sekreteri, hükümet başkanı ve Yüksek Sovyet Prezidyumu başkanı bulunuyordu. Buna karşın 1956'da Kruşçev yetkilerini genişletti.

SSCB ekonomide, bilim ve teknolojide sağladığı büyük başarılarla dünyada iki süper güçten biri haline geldi. 1957'de Sputnik adı verilen ilk uydu uzaya gönderilerek dünyanın yörüngesine yerleştirildi. 1961'de Yuri Gagarin uzaya giden ilk insan olarak tarihe adını yazdırdı. Sovyetler Birliği başarılarıyla ABD'den bir adım önde olduğunu gösterdi.

SSCB'nin dahili başarılarının yanında dışarıda da komünizm hızla yayılmaktaydı. 1959'da Küba'da Fidel Castro'nun önderliğindeki devrimin başarılı olması ve bu ülkede sosyalizmin ilan edilmesi ideolojinin ABD kapılarına dayandığını gösteriyordu. Ancak bu gelişmeler karşısında endişelenen ABD, SSCB'ye karşı müttefik ülkelerinde füze konuşlandıracak, bunlar da yeni bir savaş tehlikesi yaratacaktı.

Kruşçev döneminde SSCB'de ilerlemelere karşın bazı sorunlar da yaşanacaktı. Komünist sistemi tehlikeye sokacak bazı icraatlar ve anti-komünist saldırganlığa verilen tavizler dikkati çekerken, tarımsal alanda da problemler ortaya çıkmaktaydı. İşlenen topraklar ve tarımsal üretim artıyordu ama hasılat hızla artan nüfusun ihtiyaçlarını karşılayamıyordu. Bu nedenle buğday başta olmak üzere bazı tarım ürünlerinin ithalatı artmaktaydı. Tüm bu sorunlar partide Kruşçev'e karşı muhalefet hareketlerinin oluşmasına sebep oldu. Moskova hizbi olarak adlandırılan bu muhalefet hareketinde liderliği üstlenen Politbüro başkanı ve ideolojik yetkili Mihail Suslov önceleri desteklediği Kruşçev'in artık yetkilerini kötüye kullandığı, Stalin'e yönelik eleştirilerinin kişisel bir düşmanlık haline geldiği, Anti-Stalinizasyon kampanyasının yıkıcı bir etki yarattığı savıyla genel sekreterlik görevinden alınması çağrısında bulundu. Yüksek Sovyet Ekim 1964'te Kruşçev'i azletti.


Brejnev dönemi:
14 Ekim 1964’te Sovyetler Birliği Komünist Partisi Genel Sekreterliğine Leonid Brejnev, Hükümet Başkanlığına Kosigin, Yüksek Sovyet Prezidyumu Başkanlığına Mikoyan getirildi. 1965-1970 yılları arasındaki yeni ekonomik planda kabul edilen reformlar olumlu sonuçlar alınmasını sağladı. 1966'da işletmecilerin yetkisini genişleten reform önerisi kabul edildi. Kentsel nüfus artmış, kültür seviyesi yükselmiş ve okuma-yazma oranı %100'e ulaşmıştı.

Vietnam'ın ve bazı Afrika ülkelerinin sömürgeciliğe karşı bağımsızlık mücadelelerinde Sovyetler Birliği'nden yardım almaları ve komünizmi tercih etmeleri SSCB ile ABD'yi pek çok kez karşı karşıya getirdi. Ancak Brejnev'in Lenin'in barış politikasını devam ettirme konusundaki ısrarcı politikası sayesinde ABD ile silahsızlanma antlaşmaları imzalandı.

1971-1975 arası dönemi kapsayan IX. Beş Yıllık Plan döneminde sanayi üretiminde % 43 artış sağlanırken, enerji ve yakıt üretimine özel bir ağırlık verildi. Bu dönemde SSCB kömür, demir cevheri, çelik, petrol, çimento, yapay gübre üretimi gibi alanlarda dünyanın en büyük üreticisi durumuna geldi. Dönem boyunca ulusal gelir artışı % 28'i buldu.

Devletin temel görevi halkın gelir seviyesini yükseltmekti ve bu ekonomik politikayla işçi ve memurların ortalama aylık ücreti 1970-1985 arasında % 50'den fazla arttı. Aynı dönem içinde toplam perakende fiyat endeksi ise sadece % 8 artış gösterdi. Söz konusu fiyat artışı altın, pırlanta ve kürk gibi bazı lüks eşyalara yapıldı. Gıda maddeleri ve tüm temel tüketim mallarının fiyatları aynı kaldı. Bu da Sovyet halkının alım gücünün hızla yükselmesini sağladı. Yine 1970-1985 yılları arasında toplumsal tüketim fonları iki kattan fazla büyüdü. Bu fonlar sayesinde halka parasız ilk, orta ve yüksek öğretim, herkes için parasız sağlık hizmeti, ev kirasıyla belediye hizmetleri ve kent içi toplu taşıma ücretlerinin üçte ikisinden fazlası, emekli maaşları, burs, yardım parası, kreş ve ana okulu harcamalarının tümü ve birçok başka ödemeler sağlandı. Böylece halkın gerçek geliri % 40 oranında daha artmış oldu.

1976 yılındaki SBKP XXV. Kongresi'nde gelişmiş sosyalist topluma denk düşecek yeni bir anayasa hazırlanması kararı alındı. Büyük Ekim Sosyalist Devrimi'nin 60.yıldönümüne yetiştirilecek şekilde yapılan çalışmalarla 1977 yılında SSCB'nin yeni anayasası kabul edildi. Bu anayasada devlet çok uluslu sosyalist federasyon olarak tanımlandı.

Dış politikada Sovyetler Birliği'nin etkisi giderek artmaktaydı. 1978'de Afganistan'da sosyalistler iktidara geldi ve Afganistan Demokratik Cumhuriyeti kuruldu. Ancak 1979'da ABD destekli terör örgütleri yeni Afgan hükümetini devirebilmek için saldırıya geçti. ABD tarafından silahlandırılan Taliban vs. terör örgütleri ülkede iç savaş başlattı. İktidarı tehlikeye düşen sosyalist Babrak Karmal Sovyetler Birliği'nden yardım istedi. Bu gelişmeler üzerine Kızıl Ordu Afganistan'a girdi.

Brejnev döneminde Fransa ve Almanya Federal Cumhuriyeti başta olmak üzere pek çok Avrupa ülkesiyle ekonomik, kültürel ve toplumsal antlaşmalar yapıldı. Sibirya'daki doğalgazın batı Avrupa ülkelerine taşınması için büyük bir boru hattı projesi başlatıldı. 1981'deki SBKP XXVI. Kongresi'nde Brejnev barışın sağlanmasının en önemli sorun olduğunu belirtti. 1982'de de Dışişleri Bakanı Andrey Gromiko SSCB'nin nükleer silahı kullanan ilk ülke olmayacağı ve topraklarında nükleer silah bulundurmayan ülkelere karşı nükleer silah kullanmayacağı taahhüdünde bulundu.

Brejnev'in 10 kasım 1982'de ölmesi SSCB'de sık sık liderlerin değiştiği bir dönemin başlamasına sebep oldu. Brejnev'in yerine SBKP Genel Sekreterliğine getirilen Yuri Andropov 1984 Şubat'ında ölünce yerine Konstantin Çernenko getirildi. Ancak o da 1985 Mart'ında ölünce SBKP Genel Sekreterliğine daha genç biri olarak Mihail Gorbaçov getirildi.


Sovyetler Birliği'nin dağılması:
Gorbaçov iktidara geldikten sonra Sovyetler Birliği'nde pek çok değişiklik yapma konusunda adımlar attı ancak bu adımlar SSCB'yi altı yıl içinde parçalanmaya götürecek olaylara zemin hazırladı. Şubat 1986'da toplanan SBKP XXVII. Kongresi'nde siyasal alanda glastnost (açıklık) ve sosyal ve ekonomik alanda perestroyka (yeniden yapılanma) ilkeleri kabul edildi. Ancak açıklık politikası ile birlikte cumhuriyetlere sızan batılı sivil toplum kuruluşları ile basın ve medyanın Rus olmayan uluslar üzerinde yaptığı ayrılıkçı propagandalar milliyetçi taleplerin ortaya çıkmasına sebep oldu.

Yeniden yapılanma ise ekonomide aşırı merkeziyetçilikten adem-i merkeziyetçiliğe geçilmesini ve kısmi özel girişimciliğe izin verilmesini hedefliyordu. Ancak bu da doğru bir şekilde uygulanamadı ve ekonominin her alanında hızlı bir gerileme yaşandı. Sanayide, madencilikte ve tarımsal alanda üretim düştü. Halkın gelir seviyesi ve alım gücü hızla azaldı. 1989 yılında iki Alman devletinin birleşmesine izin verildi ve bu birleşme 1990 yılında gerçekleşti. 1989 yılında diğer sosyalist halk cumhuriyetlerinde batılı devletlerin başlattığı anti-komünist propagandaya izin verilmesi ve bunun sonucunda sosyalist iktidarların birer birer düşmesi bu ülkelerle siyasi ve ticari birlik örgütleri kuran SSCB'yi ekonomik olarak daha da sarstı. SSCB'de daha önce olmayan enflasyon serbest piyasa ekonomisine geçişle birlikte 1990'da hızla arttı.

Yanlış politikalar sonucu gelen ekonomik çöküş milliyetçi taleplerin daha da artmasına sebep oldu. İlk isyan batılıların tahrik ettiği Baltık ülkelerinde oldu. Mart 1990'da Litvanya'nın ayrılığını ilan etmesi Kremlin'in müdahalesine sebep oldu. Ancak gelişmeler yeni reformların yapılmasına sebep oldu.

1990'da başkanlık sistemine geçildi ve Gorbaçov SSCB Devlet Başkanı seçildi. 1991'de Komünist Parti'nin yönetici rolü kaldırılarak çok partili sisteme geçildi.

1990 yılının Aralık ayında Gorbaçov Sovyet cumhuriyetlerine yenilenmiş birlik anlaşması çağrısında bulundu. Gorbaçov'un yaptığı bu çağrıya Belarus, Ukrayna, Kazakistan, Kırgızistan, Tacikistan, Özbekistan Türkmenistan ve Azerbaycan olumlu yanıt verdi. 17 Mart 1991’de bu ülkelerde yapılan referandumlarda ( Sovyetler Birliği Referandumu 1991) halkın % 77'si birlik lehine oy kullandı. Türki cumhuriyetlerde bu oran % 95'in üzerindeydi. Türkmenistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti'nde halkın % 98.26'sı, Kırgızistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti'nde ise % 95.98'i Sovyetler Birliği’nin korunması yönünde evet oyu verdi.

Ancak 19 Ağustos 1991'de KGB başkanı öncülüğünde ordunun askeri müdahale girişimi gelişmeleri farklı bir noktaya getirdi. Ordu kısa sürede geri adım atmasına rağmen bu girişim diğer cumhuriyetlerde tedirginlik yarattı ve ayrılığa yönelmelerine sebep oldu. Darbe girişimi Mart 1991'de yapılan referanduma göre 20 Ağustos 1991'de yapılması planlanan yenilenmiş birlik anlaşmasının da iptal edilmesine sebep oldu. Eylül 1991'den itibaren cumhuriyetler birer birer ayrılıklarını ilan ettiler.

8 Aralık 1991'de Rusya Federatif Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti devlet başkanı Boris Yeltsin, Ukrayna devlet başkanı Leonid Kravçuk ve Belarus temsilcileri Minsk'te bir araya gelerek Sovyetler Birliği'ni dağıtan anlaşmayı imzaladılar. Ancak 12 Aralık 1991'de Yüksek Sovyet Konseyi bu anlaşmanın onaylanmasını reddetti. Sovyet anayasasına göre birliğin dağıtılması ancak Yüksek Sovyet'in yetkisindeydi. Buna rağmen Yeltsin'in baskısı üzerine Sovyetler Birliği Devlet Başkanı Mihail Gorbaçov 25 Aralık 1991'de görevinden istifa ettiğini açıkladı. Bu açıklamanın ardından Kremlin'de dalgalanan Kızıl Bayrak indirilerek yerine Rus bayrağı çekildi. Böylece Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği 25 Aralık 1991'de resmen dağıldı.

SİYASAL SİSTEM

Bu başlıkta Sovyetler'in,1936 Anayasasını ele aldık.Bakalım o Anayasanın içeriği nasılmış?:
Madde 1. sovyet sosyalist cumhuriyetler birliği, işçilerin ve köylülerin sosyalist devletidir.

Madde 2. toprak sahipleri ve kapitalistlerin alaşağı edilmesinden ve proletarya diktatörlüğünün yaratılmasından doğan ve güç kazanan emekçi halk vekilleri sovyetleri, sscb'nin siyasal temelini oluşturur.

Madde 3. sscb'de tüm iktidar, emekçi halk vekilleri sovyetleri'nde temsil edilen kent ve kırın emekçi halkına aittir.

Madde 4. sosyalist ekonomik sistem ve üretim araçları ve aletlerinin sosyalist mülkiyeti, kapitalist ekonomik sistemin lağvedilmesi, üretim araçları ve aletlerinin özel mülkiyetinin ortadan kaldırılması ve insanın insan tarafından sömürüsüne son verilmesinin sonucu olup, sscb'nin ekonomik temelini oluşturur.

Madde 5. sscb'de sosyalist mülkiyet devlet mülkiyeti (tüm halkın mülkiyeti) ya da kooperatif ve kolektif çiftlik mülkiyeti (bir kolektif çiftlik mülkiyeti ya da kooperatif birlik mülkiyeti) şeklindedir.

Madde 6.toprak, doğal kaynaklar, sular, ormanlar, değirmenler, fabrikalar, madenler, demiryolları, su ve hava taşımacılığı, bankalar, posta, telgraf ve telefon, devletin büyük tarım işletmeleri (devlet çiftlikleri, makine ve traktör istasyonları vd.) ile belediye işletmeleri ve kentlerdeki konut işletmeleri ve sınai bölgeler, devlet mülkiyetidir ve bundan dolayı tüm halka aittir.

Madde 7. kolektif çiftliklerdeki ve kooperatif örgütlerdeki kamu işletmeleri, çiftlik hayvanları ve aletleri, kolektif çiftlik ve kooperatif örgütlerin ürünleri ile bunların binaları, kolektif çiftliklerin ve kooperatif örgütlerin ortak sosyalist mülkiyetini oluşturur. kamusal kolektif çiftlik işletmesinin temel gelirine ek olarak, kolektif çiftlikteki her hane, konutunun yanında kişisel kullanım için küçük bir toprak parçasına ve kişisel mülkiyet olarak toprak üzerinde ek bir tesise, bir konuta, büyükbaş hayvanlara, kümes hayvanlarına ve tarımsal artelin kurallarına uygun olarak küçük tarım aletlerine sahip olabilir.

Madde 8. kolektif çiftliklerin bulunduğu topraklar, bunların kullanımı için bedelsiz olarak ve sınırsız bir süre için, yani sonsuza dek onlara ayrılmıştır.

Madde 9. sscb'de hakim ekonomik biçim olan sosyalist sistemin yanı sıra, yasa, tek tek köylü ve zanaatkarların kendi emeklerine dayalı olarak ve başkalarının emeklerini sömürmeksizin küçük özel ekonomiye sahip olmasına izin verir.

Madde 10. yurttaşların çalışma ve birikimlerinden gelen kişisel mülkiyetleri, konutları, ek hane ekonomileri, ev mobilyaları, kişisel kullanım aletleri ve eşyalarının yanı sıra, yurttaşların kişisel mülkiyetlerini miras bırakma hakları yasa tarafından korunur.

Madde 11. sscb'nin ekonomik hayatı kamu refahını artırma, emekçi halkın maddi koşullarını sürekli olarak iyileştirme, kültürel seviyelerini yükseltme, sscb'nin bağımsızlığını güçlendirme ve savunma kapatisetini artırma amacıyla devlet ulusal ekonomik planı tarafından belirlenir ve yönetilir.

Madde 12. sscb'de çalışmak, “çalışmayan yemez” ilkesi uyarınca, her sağlıklı yuttaş için görev ve bir onurdur. sscb'de uygulanan sosyalist ilke, “herkesten emeğine göre, herkese emeğine göre”dir.

Madde 13. sscb, aşağıda belirtilen eşit haklara sahip sovyet sosyalist cumhuriyetlerinin gönüllü birliğinden oluşan federal bir devlettir:

rus federe sovyet sosyalist cumhuriyeti
ukrayna federe sovyet sosyalist cumhuriyeti
belorusya federe sovyet sosyalist cumhuriyeti
azerbaycan federe sovyet sosyalist cumhuriyeti
gürcistan federe sovyet sosyalist cumhuriyeti
ermenistan federe sovyet sosyalist cumhuriyeti
türkmen federe sovyet sosyalist cumhuriyeti
özbek federe sovyet sosyalist cumhuriyeti
tacik federe sovyet sosyalist cumhuriyeti
kazak federe sovyet sosyalist cumhuriyeti
kırgız federe sovyet sosyalist cumhuriyeti
fin karolyası federe sovyet sosyalist cumhuriyeti
moldavya federe sovyet sosyalist cumhuriyeti
litvanya federe sovyet sosyalist cumhuriyeti
letonya federe sovyet sosyalist cumhuriyeti
estonya federe sovyet sosyalist cumhuriyeti

Madde 14. sscb'nin en yüksek devlet makamları ve yönetim organlarında temsil edilen yetkileri şunlardır:

a.birliğin uluslararası ilişkilerde temsil edilmesi, başka devletlerle anlaşmalar yapılması ve imzalanması;
b.savaş ve barış sorunları;
c.sscb'ye yeni cumhuriyetlerin kabulü;
d.sscb anayasasının uygunluğun denetlenmesi ve birlik cumhuriyetlerinin anayasalarının sscb anayasasına uygunluğunun güvence altına alınması;
e.birlik cumhuriyetleri arasındaki sınır değişikliklerinin onaylanması;
f.yeni özerk bölge ve bölgelerle birlik cumhuriyetleri içerisinde yeni otonom cumhuriyetlerin oluşturulmasının onaylanması;
g.sscb savunmasının örgütlenmesi ve sscb'nin tüm silahlı kuvvetlerinin yönetimi;
h.devlet tekeli temelinde dış ticaret;
i.devlet güvenliğinin korunması;
j.sscb'nin ulusal ekonomik planlarının yapılması;
k.sscb'nin tek devlet bütçesi ve tüm birlik, cumhuriyet ve yerel bütçelere giden vergi ve gelirlerin onaylanması;
l.tüm birlik ölçeğinde önemli bankaların, sınai ve tarımsal kuruluş ve işletmelerin ve ticari işletmelerin yönetimi;
m.ulaşım ve komünikasyonun yönetimi;
n.para ve kredi sisteminin yönetimi;
o.devlet sigorta sisteminin örgütlenmesi;
p.borç alma ve verme;
r.toprağın ve doğal kaynakların, orman ve suların temel kullanım esaslarının belirlenmesi;
s.eğitim ve kamu sağlığı alanında temel esasların belirlenmesi;
t.tek bir ulusal ekonomik istatistik sisiteminin örgütlenmesi;
u.çalışma mevzuatı esaslarının belirlenmesi;
v.hukuk sistemi ve usul hukuku üzerine yasama; ceza yasası ve medeni yasalar;
y.birlik yurttaşlık yasaları; yabancıların hakları yasaları;
z.tüm birlik içerisinde af yasalarının çıkarılması.

Madde 15. birlik cumhuriyetlerinin egemenliği sadece sscb anayasasının 13. maddesinde belirtilen hükümler tarafından sınırlanır. bu hükümler dışında, her birlik cumhuriyeti devlet otoritesini bağımsız olarak uygular. sscb, birlik cumhuriyetlerinin egemenlik haklarını korur.

Madde 16. her birlik cumhuriyeti, cumhuriyetin özgül özelliklerini gözönüne alan ve sscb anayasası ile tam bir uyum içerisinde bulunan kendi anayasasına sahiptir.

Madde 17. her birlik cumhuriyeti, sscb'den serbestçe ayrılma hakkına sahiptir.

Madde 18. bir birlik cumhuriyetinin toprakları kendisinin onayı olmaksızın değiştirilemez.

Madde 19. sscb yasaları, her birlik cumhuriyetinde aynı ölçüde yürürlüktedir.

Madde 20. bir birlik cumhuriyeti yasası ile tüm birlik yasası arasında uyuşmazlık bulunduğu takdirde, tüm birlik yasası geçerlidir.

Madde 21. bir birlik cumhuriyeti yurttaşlığı tüm sscb yurttaşları için geçerlidir. her birlik cumhuriyeti yurttaşı, sscb yurttaşıdır.

Madde 30. sscb'nin en yüksek devlet organı sscb yüksek sovyetidir.

Madde 33. sscb yüksek sovyeti, iki bölümden oluşur: birlik sovyeti ve milliyetler sovyeti.

Madde 34. birlik sovyeti, sscb yurttaşları tarafından seçim bölgelerine göre her 300 bin kişi için bir temsilci temelinde seçilir.

Madde 35. milliyetler sovyeti, sscb yurttaşları tarafından birlik ve özerk cumhuriyetlerinde, özerk bölgelerde ve ulusal bölgelerde, her birlik cumhuriyetinden 25 temsilci, her özerk cumhuriyetten 11 temsilci, her özerk bölgeden 5 temsilci ve her ulusal bölgeden bir temsilci temelinde seçilir.

Madde 36. sscb yüksek sovyeti 4 yıllık bir süre için seçilir.

Madde 37. sscb yüksek sovyetinin her iki bölümü, birlik sovyeti ve milliyetler sovyeti, eşit haklara sahiptir.

Madde 38. birlik sovyeti ve milliyetler sovyeti yasa çıkarmada eşit haklara sahiptir.

COĞRAFYA

541px-Union_of_Soviet_Socialist_Republics_(orthographic_projection).svg.png
II. Dünya Savaşı'ndan sonra Sovyetler Birliği'nin haritası

Demografi

Etnik gruplar:
Sovyetler Birliği, 100'den fazla farklı etnik gruplar ile farklı etnik kökenlere sahip ülke idi. Toplam nüfus 1991 yılında 293 milyon olarak tahmin edilmiştir. 1990'da yapılan bir hesaplamaya göre, nüfusun çoğunluğu Ruslar (50.78%) olmak üzere, bunu Ukraynalılar (15.45%) ve Özbekler (5.84%) takip ediyordu.

SSCB'nin tüm vatandaşların kendi etnik bağlılığı bulunmaktaydı. Bir kişinin etnikliği 16 yaşındayken çocuğun ailesi tarafından seçilirdi. Aile kabul etmez ise çocuk babasının etnisitesini alırdı. Kısmen Sovyet politikaları nedeniyle dilsel bağı bulunan Gürcüler ile sınıflandırılan Gürcistan SSC'deki Megreller gibi daha küçük azınlık bazı etnik gruplar daha büyük olanların bir parçası olarak kabul edilmiştir.Bazı etnik gruplar gönüllü olarak diğerleri ise zorla asimile olmuştur. Ruslar, Beyaz Ruslar ve Ukraynalılar yakın kültürel bağları paylaşırken bu durum diğer etnik gruplarda olmadı. Aynı topraklarda yaşayan birden fazla millet arasında yıllar içinde etnik karşıtlıklar gelişmiştir.


Dil:
Vladimir Lenin başkanlığındaki Sovyet hükümeti küçük dil grupları kendi yazı sistemlerini vermiştir.Bazı kusurları tespit edilmesine rağmen bu yazı sistemlerinin geliştirilmesi çok başarılı olmuştu. SSCB'nin sonraki günlerinde aynı çokdillilik durumundaki ülkelerde benzer politikalar uygulandı. Bu yazı sistemleri oluştururken dilleri birbirinden büyük ölçüde lehçesel farklılıklar gibi ciddi sorunlar oluştu.Bir dil kendi yazı sistemine sahip olduğu ve kayda değer bir yayını bulunursa bu dil "resmi dil" statüsüne sahip olabiliyordu. Kendi yazı sistemine sahip olmayan birçok azınlık dilini konuşanlar ikinci bir dil almaya zorlanırdı.Sovyet yönetiminin bu politikayı uygulamasına örnek olarak özellikle Stalin rejimi altında bir dil yeterince yaygın değilse o dilde eğitim kesilirdi. Bu diller daha sonra çoğunlukla Rusça olmak üzere başka dillere asimile oldu.Büyük Vatanseverlik Savaşı (II. Dünya Savaşı) zamanında bazı azınlık dilleri yasaklandı ve bunun konuşucuları düşmanla işbirliği yapmakla suçlandı.

Sovyetler Birliği'nin birçok dil konuşulmakta olup en yaygın dil olan Rusça de facto resmi dil olarak "etnik iletişim dili" olup, ancak 1990 yılında resmi birlik dili olarak kabul edildi.


Din:
1990 yılı istatistiklerine göre, ülkenin dini yapısı %20 Rus Ortodoks, %10 Müslüman, % 7 Protestan, Gürcü Ortodoks, Ermeni Ortodoks ve Katolik, %1'den azı Yahudi ve %60'ı ateist idi. Hıristiyanlık ve İslam, dine inanan vatandaşlar arasında en fazla sayıda taraftarı olan dinleriydi.Doğu Hıristiyanlığı, Sovyetler Birliği'ndeki en büyük Hıristiyan mezhebi olan Rusya'nın geleneksel Rus Ortodoks Kilisesi ile Hıristiyanlar arasında hakim idi. Sovyetler Birliği'nin Müslümanların yaklaşık %90'ı Sünni olup kalan %10 Şii ise Azerbaycan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti'nde yaşamaktaydı.küçük gruplar ise Katolik, Yahudi, Budist ve çeşitli Protestan gruplarıydı.

Sovyet yönetimi, devletle kiliseyi birbirinden ayırdı. Ne var ki, uygulamada, Çarlık rejimini tutan bir kısım ruhban, sert yaptırımlarla karşılaşırken, yoğun bir din aleyhtarı propaganda yürütüldü. Olaylar 1924’te yatıştı. 1929 yılında, bir dine inananlara toplantı yapma ve dernek kurma hakkı verildi. 1943’de Ortdoks Kilisesinin kendisine patrik seçmesi ve ruhani meclis kurmasına müsade edildi. Sovyetler Birliği'nde, kilise ve devlet arasındaki ilişkiler özel bir kurum tarafından düzenlenirdi.


Eğitim:
1917 öncesinde Rusya İmparatorluğu'nda eğitim zorunlu değildi ve bu nedenle alt sınıf işçi ve köylü ailelerinden olan birçok çocuk için zorlukla erişilebiliyordu veya hiç erişilemiyordu. 1917 tahminlerine göre nüfusun %75-80'i okuma yazma bilmiyordu.

Anatoly Lunaçarski, Sovyet Rusya'nın ilk Eğitim Halk Komiseri oldu. Başlangıçta, Sovyet otoriteleri cehaletin ortadan kaldırılmasına büyük önem vermekteydiler. Okuma yazma bilenler doğrudan öğretmen yapıldı. Kısa bir süre için kaliteden bir miktar ödün verildi. 1940 yılında Josef Stalin cehaletin ortadan kaldırıldığını ilan etti. Büyük Vatanseverlik Savaşı sonrasında ülkenin eğitim sistemi önemli ölçüde genişledi. Bu genişleme büyük bir etki yarattı. 1960'larda tek istisna uzak bölgelerde yaşayanlar hariç neredeyse tüm Sovyet çocukları eğitime erişebiliyordu. Nikita Kruşçev, eğitimi daha erişilebilir hale getirmek için çocuklara açıktan toplumun ihtiyaçlarına yakından bağlı hale getirmeye çalıştı. Eğitim aynı zamanda Yeni Sovyet insanı'nı yaratma konusunda önemli oldu.

Ülkenin eğitim sistemi son derece merkezi bir yapıda olup tüm vatandaşlar için evrensel olarak erişilebiliyordu ve kültürel gerilik ile ilişkili halklardan gelen adaylar için pozitif ayrımcılık uygulanıyordu. Anayasal olarak vatandaşların doğrudan iş gücüne katılma ve ücretsiz mesleki eğitim hakkı vardı. Brejnev yönetimi tüm üniversiteler için gerekli başvuruları sunmak için yerel Komsomol parti sekreterinin önerisinin gerekliliği kuralını koydu.1986 istatistiklerine göre, yükseköğretimde nüfus başına düşen öğrenci sayısı 10.000 kişide SSCB için 181, ABD için ise 517 idi.

KAYNAKÇA

^ Sakwa, Richard. Soviet Politics in Perspective. 2nd ed. London – N.Y.: Routledge, 1998.
^ Encyclopædia Britannica. "Inquisitorial procedure (law) – Britannica Online Encyclopedia". Encyclopædia Britannica, Inc.. Erişim tarihi: 27 Aralık 2014.
^ Adams, Simon (2005). Russian Republics. Black Rabbit Books. s. 21. ISBN 978-1-58340-606-9.
^ Birnhaum 1966: 81–82.
^ Immanuel 1966: 90–92, tarihinde 21 Eylül 2014 erişilmiştir.
^ http://www.schudak.de/timelines/tannutuva1911-1944.html The World at War - Tannu Tuva
^ Feldbrugge, Ferdinand Joseph Maria (1993). Russian Law: The Rnd of the Soviet system and the Role of Law. Martinus Nijhoff Publishers. s. 94. ISBN 0-7923-2358-0.
^ Russia - Encyclopedia Britannica. Britannica.com (27 Nisan 2010). 21 Eylül 2014 tarihinde erişilmiştir.
^ http://pages.towson.edu/thompson/courses/regional/reference/sovietphysical.pdf
^ http://www.historylearningsite.co.uk/new_economic_policy.htm
^ Gregory, Paul R. (2004). The Political Economy of Stalinism: Evidence from the Soviet Secret Archives. Cambridge University Press. pp. 218–20. ISBN 0-521-53367-8.
^ Wilson, David (1983) (İngilizce). The Demand for Energy in the Soviet Union. Rowman and Littfield. s. 105 to 108. ISBN 0-7099-2704-5, 9780709927044.
^ Wilson 1983, p. 297–99.
NOT:Kaynaklar daha fazla olmasına rağmen karakter sayısından dolayı paylaşamıyorum.Lütfen özürlerimi kabul edin.

SONSÖZ

Arkadaşlar,öncelikle konuyu görüp de,incelediğiniz için teşekkürler.Sizden bu kocaman yazının tamamını okumanızı beklemiyorum ama yinede bir teşekkürü eksik etmeyin.
 

Ragorn

O kadar zulüme, sürgüne rağmen Türki Cumhutiyetlerinin halklarının SSCB'nin dağılmasını istememeleri ilginç.
 
Top Bottom