Siyasi İdeoloji ve Gündem Tartışma

Cumhurbaşkanı Adayım

  • Recep Tayyip Erdoğan

    Votes: 0 0.0%
  • Muharrem İnce

    Votes: 1 7.1%
  • Kemal Kılıçdaroğlu

    Votes: 9 64.3%
  • Sinan Oğan

    Votes: 4 28.6%

  • Total voters
    14
  • Poll closed .

Users who are viewing this thread

Calradianın Bilgesi said:
Türkiye, son 45 yıllık tarihinde tek partili hükümetler döneminde ortalama yüzde 4.5, koalisyon dönemlerinde ise ortalama yüzde 4 büyüdü
İki oran da Türkiye gibi gelişmekte olan bir ülke için küçülme demek. Demek ki parlamenter sistem koalisyon olmasa da çare değilmiş.

Calradianın Bilgesi said:
parlamenter sistemler tam aksine meclisin basbakanin kolesi oldugu sistemler olarak bilinir.
E ondan bahsediyorum zaten. Yürütme yasamanın içinden çıktığı için yasamayı alan yürütmeyi de alıyor. Böyle bir durumda yasamanın yetkilerinin genişletilmesinin bir anlamı kalmıyor çünkü yasama ve yürütmenin iplerini aynı parti elinde tutuyor.
 
Hayir hic de ondan bahsetmiyorsun. Sen tam aksine, yurutmenin yasamanin kolesi olmasindan bahsediyordun.
Yürütmenin yasamanın esiri olmasına göz yumuyorsun
Parlamenter sistemin problemi yasama diktatöryası olması zaten
Ben hic de ondan bahsetmiyorum.
Parlamenter sistemin sorunu senin dedigin sey degil. Meclislerin hic de oyle bagimsiz hareket etmesi gibi bir durum yoktur parlamenter sistemlerde. Parti baskaninin(yani basbakanin) karsisinda ip gibi dizilirler hepsi. Basbakan meclisin degil, meclis basbakanin agzina bakar. Dusun bakalim bizim bugune dek ki parlamenter sistemimizde meclis mi daha gucluydu Erdogan mi daha gucluydu?

Ama bunu onlemenin yollari var. Meclisi guclendirebilirsin, partilerin aday listeleri icin zorunlu on secim olmasi gibi yasalar koyabilirsin. Bunlar milletvekillerinin parti yonetiminden bagimsiz hareket edebilmesini saglar.

Neyse kisaca baskanlik sistemi neden kotu:
Basarili oldugu ornek ulke sayisi cok az.
Cozdugunu iddia ettigi sorun(koalisyon) aslinda cozulmuyor.
Onun yerine yeni sorunlar doguruyor(hukumet yasama arasi uyusmazlik krizi)
 
Calradianın Bilgesi said:
Parlamenter sistemin sorunu senin dedigin sey degil. Meclislerin hic de oyle bagimsiz hareket etmesi gibi bir durum yoktur parlamenter sistemlerde. Parti baskaninin(yani basbakanin) karsisinda ip gibi dizilirler hepsi. Basbakan meclisin degil, meclis basbakanin agzina bakar. Dusun bakalim bizim bugune dek ki parlamenter sistemimizde meclis mi daha gucluydu Erdogan mi daha gucluydu?
Bunun sebebi dar bölge seçim sisteminin olmayışı. Dar bölgenin olmadığı ülkelerde genel başkan diktatörlüğü oluşur. Parlamenter sistemde yasamanın geniş yetkileri vardır, yasamanın çoğunluğunu alan parti ülkenin yeni sahibi olur bir padişahtan aşağı kalmaz. Üstüne dar bölge seçim sistemi de uygulanmayınca o parti de genel başkan diktatörlüğüne dönüşür. Yani yürütme yasamadan çıkar; yasamayı da parti, partiyi de başkan ele geçirir.

Özetle parlamenter sistem yasamanın yürütmenin birbirine girdiği ve birini alanın diğerini de ele geçirdiği berbat bir sistem. Dar bölgenin olmayışı da üstüne krema.
 
Kardes ben seni anlamiyorum. Bi yandan denge kontrol ve uzlasma istedigini iddia ediyorsun, parlamenter sistemin bunu saglamadigindan sikayet ediyorsun. Tamam eyvallah bence de denge kontrol, uzlasma gibi seyler onemli. Bence de meclis guclenmeli. Ama o zaman koalisyondan neden sikayet ediyorsun? Koalisyon asil hic oyle kralliga izin vermeyen bir sistemdir.

Bir yandan %10 barajindan ve temsil eksikliginden sikayet ediyorsun. Sonra dar bolge secim sistemi olmali diyorsun. Dar bolge secim sistemi gelirse MHP, Iyi Parti ve Saadet yok olur bu ulkede. Sadece AKP, CHP ve HDP secilir. Temsil falan kalmaz hic.

Denge kontrolu isine geldigi zaman elestirip isine gelmedigi zaman yuceltecegine, ben Amerika'da ne varsa aynisini istiyorum de bari.
 
Yürütmenin parlamenter sistemde sıkıntıya maruz kaldığı çok açık. Yürütmenin başındaki kişi kötü olsa dahi her 2-3 yılda bir yürütmenin değişmesindense ona razıyım. Herkesin de bildiği gibi, tek mesele var. O da vatandaşların gelecek hayallerini kendi vatan toprağı dedikleri yerde gerçeğe dönüştürmelerini sağlamak. Bunu hangi sistemle başarıldığı önemli değil. Amerika 17 trilyon dolarlık milli geliriyle bunu en iyi başaran devlet olarak önümüzde.
 
Amerika dunyanin en farkli ulkelerinden birisidir. Amerikadaki sistemleri baska ulkelere uygularken degil 2, 200 kere tekrar dusunmek gerekir.

Amerikalilar da bunun farkinda olduklari icin 2. Dunya Savasi'ndan sonra Almanya ve Japonyanin anayasasini hazirlarken baskanlik sistemi yapistirmadilar direkt. Bu ulke sartlarina uygun olacagini dusundukleri parlamenter sistem uyguladilar.
 
Yav arkadaş, 275 sandalye alan parti zaten hem meclis çoğunluğunu, hem de yürütmeyi tek başına almış oluyor. O onun kölesi bu bunun kölesi değil, yasama da yürütme de doğrudan tek bir partiye geçmiş oluyor bunun neresini tartışıyorsunuz? Ülkemizde seçim barajı olduğu için bir partinin %42 gibi bir oy oranı ile meclis çoğunluğunu ele geçirmesinin önü açılıyor. Günümüze bakalım. AKP, 2002 Türkiye Genel Seçimlerinden bu yana, tek başına iktidar olarak yönetiyor değil mi? Bu ne demek? AKP, 2002'den beri hem meclis sandalyelerinin en az 275'ini almış hem de yürütmeyi tek başına almış. 275 sandalye demek, bu partinin meclise sunduğu bir yasa tasarısının doğrudan onaylanması demek. Yürütme de zaten onların. Ne kaldı geriye? Peki bu ne demek? En basitinden bu partinin izlediği ekonomi politikası sonucu ortaya çıkan borsa ve döviz sorunları var şuan. Özelleştirme ve vergi politikalarını istedikleri gibi geçirdiler meclisten. Durum buyken bir partinin, seçmen nüfusunun yaklaşık %40'ının destek verdiği bir partinin, kalan %60'ı hiç bir şekilde takmadan ülkeyi yönetmesi demek. Sorarım size bunun neresi demokratik?
 
Kurumlar yöneticilerin baskısının altına girmediği bir sistem olduğu sürece ben kabul ederim. Bugün bir iktidar olmasa bile aylarca ülkenin yönetilmesi lazım. Kurumsal kültür bunu gerektirir. Atatürk'ün sözü boş laf değil.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk said:
Benim naçiz vücudum, bir gün elbet toprak olacaktır. Fakat Türkiye Cumhuriyeti, ilelebet payidar kalacaktır."

Bu söz ülkenin kişilere bağlı değil, kurumlara bağlı ayakta kaldığını gösterir. Bize bürokrasinin ağır bastığı bir kurumsal yapı lazım. Yine başkanlık olsun ama sadece yürütme elinde olsun. Yasama mecliste olsun. Yürütme gücü de her kuruma yetmesin. Mesela başkan yasa teklifi versin meclise. Meclisten geçerse yasalaşsın. Saçma bir yasa geçerse AYM dur desin. AYM ve tüm yargı kurumlarının siyasetten uzak tutulması lazım. Seçilen üyeler uzun süre orada kalmalı. Meclis tarafından seçilmeli. Barajsız bir meclis olursa çoğunluk bir partiye geçmez. Böylece AYM'de parti diktatörlüğüne girmez. Üye sayısının %50+1 ile değil %60 ile meclisten seçilmeli. Referandum da anayasa değişikliği ile ilgili birşey varsa bu %50+1 olmamalı. Min. %60 olmalı. Ülkenin yarısının istemediği şeyi sırf 500k - 1m arası istedi diye yasalaştıramazsınız. Daha sağlam bir yapı olur böyle. Kolay kolay değişmez. Seçimlerden de kimse korkmaz. Çünkü seçtiğimiz insanlar mutlak güce sahip olmazlar. Her kesim rahat olur ülkede. Seçimi kaybetseler bile bürokrasinin orada olduğunu bilirler. Gelen iktidar ekonomik politikaya falan etki eder işte. Her şeye burnunu sokmaz. Rahat ederiz. Mesela sınavlarla uğraşamazlar fazla. Değişmesi zor şekilde başta yasalaştı mı öyle gider düzen. Okul sistemleri vs.
 
Temsili, salt görüş temsili olarak kabul ettiğiniz için sevgili Musa, gerçek anlamda temsilin ne demek olduğunu bilmiyorsunuz. Milletvekili seçiyoruz ama Bayburtlular dışında kimse milletvekillerini bilmiyor. Seçim sistemi bilmemek zorunda bırakıyor insanları. Genel Başkanın Ankara'den her şeyi dizayn etmesinin önünü açıyor ve zaten otoriterliğe boyun eğmeyi seven insan profilimizle birleşince ülkemizin şuanki durumunu açıklıyor. Bu sistem iki partiye götürür haklısın ama her milletvekili bir anlamda tek başına partiymiş gibi olacak. Dar bölge iki turluda seçilecek kişi Yıldızlaştırılmak zorunda olunacağı için Genel Başkanın her dediğine itaat edecek biri olmayacak, ideolojisini grup kararlarına inat sergileyebilecek. Yoksa bir daha seçilemeyecek. O bakanları aklama yönünde oy kullanamayacak, Irak Tezkeresine evet diyemeyecek. Soru önergelerini reddetemeyecek. İlkeleri yönünde hareket etmesi gerekecek. Belediye başkanı tanınıyor da ne oluyor diyebilirsin ama ne kadar çok kişiyi temsil edersen o kadar gamsızlaşırsın ve halkın gücü üstünde azalır. 10.000 kişiyle seçim kazanabiliyorsan bir oy senin için önemlidir ve adil olmak zorunda hissedersin gerek kendi kitlene gerek ikinci tura kalırsan diye muhaliflerin oyunu alma adına. Bir de bu ülke genelinde olunca otoriterlik hastalığımız tedavi olacaktır.
Calradianın Bilgesi said:
Kardes ben seni anlamiyorum. Bi yandan denge kontrol ve uzlasma istedigini iddia ediyorsun, parlamenter sistemin bunu saglamadigindan sikayet ediyorsun. Tamam eyvallah bence de denge kontrol, uzlasma gibi seyler onemli. Bence de meclis guclenmeli. Ama o zaman koalisyondan neden sikayet ediyorsun? Koalisyon asil hic oyle kralliga izin vermeyen bir sistemdir.

Bir yandan %10 barajindan ve temsil eksikliginden sikayet ediyorsun. Sonra dar bolge secim sistemi olmali diyorsun. Dar bolge secim sistemi gelirse MHP, Iyi Parti ve Saadet yok olur bu ulkede. Sadece AKP, CHP ve HDP secilir. Temsil falan kalmaz hic.

Denge kontrolu isine geldigi zaman elestirip isine gelmedigi zaman yuceltecegine, ben Amerika'da ne varsa aynisini istiyorum de bari.
 
Dar bolge secim sistemi bunun tek yontemi degil. Parti baskaninin aday listesi belirleme gucunu zayiflatirsan da bunlar olur. Zorunlu on secim yasasi gecirmek bunun bir yontemi. Dar bolge secim sistemi ama azinlik goruslerin mecliste temsil bulmasini cok zorlastiriyor. Dar bolge Turkiyeye gelse %70 AKP olur mecliste. Ve AKP de Nazi partisi gibi acikcasi, dar bolge olsa da hepsi Erdoganin dedigini yapar.
 
Amma goygoy dönmüş he. Parlamenter sistemde güvenoyunun parlamentodan alınmasının sebebi, parlamentonun bir nebze halkı temsil ettiği iddiası (ahaha) dolayısıyla hükümete bir meşruiyet vermek.

Hükümet ve parlamento iki ayrı seçimde seçildiğinde böyle bir güvenoyunun parlamento tarafından halkı temsilen verilmesine gerek kalmıyor, halkın kendisi zaten en az %50+1 veriyor, gerekli meşruiyeti sağlıyor ve güvenoyu yerine geçiyor.

Parlamento güvenoyu goygoyu yapanlar ya güvenoyunun neyi temsilen verildiğini bilmiyor veya canları sıkılmış :iamamoron:
 
Sağdan soldan duyduğu bilgilerle, elinde hiç bir elle tutulur bilgi olmayan, buna rağmen Temel Karamollaoğlu'na Madımak'ın sorumlusu diyen cahiller kesinlikle izlemeli.
 
Back
Top Bottom