Oyun içi hatalı gördüklerim ve şahsi önerilerim.

Users who are viewing this thread

NaqOYaN

Recruit
Merhaba arkadaşlar, cümleten selamun aleykum.

Öncelikle belirtmek isterim ki; yaklaşık olarak 8 senedir Mount & Blade oyununu bilmekteyim. Gerçekten bu süre zarfında o eski sürümlerinden şimdikilere kadar büyük bir gelişme katetti. Geçen gün, dosyalarımı kurcalarken setup ı ile karşılaştım. Belki de özlemiş olacağımdandır ki açtım biraz baktım. Çok daha önceden beridir öneri olarak söylemek istediğim bazı şeyler tekrardan aklıma geldi, bende nacizane onları size sunmak istedim.
Belki de bu oyuna saygımdan mıdır bilinmez böyle bir sunum yapmak istedim. Tek amacım biraz yararlı olabilmek, oyunun gelişimi açısından. Umarım dikkate alırsınız.
Ayrıca, bilgisayarımda kalan sürüm; v1.143. Bu sürüm çıkalı ne kadar oldu, yada bu sürümden sonra çıkan sürümlerde ne kadar şeyler değişti, gelişti bilmiyorum ama ben bu sürüm üzerinden yürücem. Kısa bir göz gezdirmemden sonra farkettim ki zaten pekçok yeni şeyler çıkmış oyun hakkında, ve de dağlarca mod. Hepsine bakamadım lütfen kusuruma bakmayın.

Öncelikle bu sürümden hatırladığım kadarıyla ve benim “bug” diye tabir edebileceğim (belki normalde bug olmayan) şeylerden bahsedicem. Hatalar, eksiklikler de diyebiliriz.

1. Savaş sırasında zaman kavramı.


Bizim içinde bulunmadığımız savaşlar, bazen günlerce sürebiliyor. Usanmadan savaşın başında bekleyince farkedebiliyoruz bunu. Fakat savaşta eğer biz varsak, zaman hiç ilerlemiyor. Ve de belki de bu yüzdendir ki, birine saldırdığımızda sadece çok yakınımızdaki lordlar bizimle birlikte savaşa katılıyor. Belki de savaş sırasında ona uygun bir şekilde zaman da ilerlese, oraya doğru ilerleyen dost/düşman üniteler de savaşa girebilir. Zaten dediğim gibi bu olay, bizim içinde bulunmadığımız savaşlarda gerçekleşiyor. Biz yada başka bir birlik (savaşın dışında bulunan) savaşa sonradan gidip katılabiliyor.
Özellikle godaman orduların kapışmaları ve kuşatmalar gerçekten uzun sürüyor. Ama galiba bu iki savaş türünden birinin içinde biz bulunduğumuzda, işler biraz daha adaletsizleşiyor diye düşünüyorum.

2. Savaş firarileri.

Çok fazla sayıdaki bir orduyla yapılan bir savaşta, sırayla girilen her çatışmada firariler oluyor.  Fakat savaş bittiğinde ve haritaya döndüğümüzde, o kadar firariyi göremiyoruz (sadece son çatışmadan kaçan firarileri görüyoruz diye hatırlıyorum.) . Yani total’de, pekçok çatışmadaki firariler piyasadan yok oluyor.

3. Köy yağmalanması sırasında baskın yapmak veya baskına uğramak.

Bu çok tuhaftır ki; ister köy yağmalarken baskına uğrayın, isterseniz düşman ordusu tarafından yağmalanan bir köye yardıma girin; her iki olayda da düşman tarafının atlı askerleri yaya savaşıyor. Ki istisnaları olsa da genel olarak atlar oldukça avantaj sağlıyor.
Ek: Savaş sırasındaki bir dost üniteye yardım amaçlı savaşa girdiğimizde, ülkemizle ve o savaştaki lord yada lordlarla ilişkimiz olumlu yönde etkileniyor. Fakat aynı şey, yağmalanan bir köye yardıma gittiğimizde gerçekleşmiyor (Köy ile ilişkimiz değişmiyor, ülke ile ilişkimizin de değişmediğini hatırlıyorum ama ondan çok emin değilim.) . Yada şehirler de buna örnek olabilir (yine bunlardan da emin değilim.)

4. Oka karşı kalkan.


Kaçıncı sürüme kadardı hatırlamıyorum fakat bir sürüme kadar, kalkanlar oklara karşı bu kadar koruyucu değildi. Ben genel olarak ok kullanan bir oyuncuyum ve zaten karakterin ok konusundaki tecrübesi arttıktan sonra atacağın okun nereye gideceğini çok rahat bilebiliyorsun ve buna göre nişan alıyorsun (benim gibi okla haşır neşir olanların daha iyi bileceğini düşünüyorum.) . ve ben bazı eski sürümlerde hatırlıyorum (yanılmıyorsam 0.9 gibi birşeylerde de böyleydi.) Üzerime kalkan ile gelen birini kafasından çok rahat vurabiliyordum. Fakat bu ne zaman değiştirildi bilmiyorum, artık bunu yapmak çok daha zor. Okun nereye gideceğini tıpkı eskisi gibi bildiğim halde ve gördüğüm halde ok adama geldiğinde kalkanına saplanıyor. Hatta kalkan boyutu 70-80 olan yaya bir askeri bile dizlerinden vurabilmek oldukça zor. Her isabet kalkana ulaşıyor. Anca ayaklarını hedef alabiliyorsunuz.
Ben bunu nerden biliyorum, eski sürümlerde de oynadığım için. Şu anda aynı durum nedir bilmem ama, kalkanın dışına attığım okların kalkana gitmesi, kalkanları eskiden olduğundan çok daha fazla kullanışlı kılıyor. Aynı şey kalkanı takan ben olduğumda da geçerli tabiiki. Bir zamanlar ayaklarımdan ok vuruluyorum diye kalkanı biraz eğerdim bu seferde kafadan çakarlardı .) Fakat artık normal bir kalkanı kullandığımda bile nerdeyse hiç vurulmadığımı görüyorum.

5. Birden fazla düşmana hasar verme.


Hadi yakın mesafe silahlarını yukarıdan aşağıya indirdiğimizde tek bir kişiye hasar vermemiz normal. Fakat önümüzde birden fazla düşman varken, ve birden fazlası silahımızın ulaşabilme mesafesindeyken; yanlardan savurduğumuzda sadece tek düşmana hasar verebiliyoruz. Yada en fazla düşman atlıysa veya dibinde bir at varsa ek olarak sadece bir ata daha zarar verebiliyoruz. Elbette 10-15 kişiyi tek bir darbede yere serelim demiyorum ama mantıken sadece tek bir kişiye hasar vermek yanlış oluyor.

6. Silahların dayanıklılığı.

Kalkanla biraz fazla savunma yaptığımızda bir süre sonra kalkan patlıyor, bunu biliyoruz. Fakat silahla yapacağın savunmayı yapabiliyorsan sonsuza kadar yapabilirsin, yani silahların savunma konusunda herhangi bir dayanıklığı söz konusu değil. Ağır teberle yaptığınız 4 saldırının köylünün kıçı kırık bir sopasıyla bertaraf edilmesi hoş olmuyor .) .  Savunma yaptığı için hasar alan kalkanların bir süre sonra patlaması gibi, aynı şey silahlar için de olabilmeli (hiç yoktan onlarla da savunma yaptığımız için.)  Tabikide ben şu şu silahların bu bu silahların karşısında hiçbir şansı olmasın demeye getirmiyorum bunu. Ama umarım tam olarak ne dediğimi anlatabilmişimdir. Bu işi yapanlar, eminim ki isterlerse oldukça ideal bir sistem meydana getirebilirler bu konuda.

7. Uçuk kaçık savaş alanları.

Bazen öyle savaş alanlarına denk geliniyor ki, aşırı dik veya aşırı girintili çıkıntılı yerler olabiliyor. Elbette zor alan şartları mantıklı fakat, aşırıları hem mantıksız hem de oyun tadını bozabiliyor. Bunların yumuşatılması doğru olabilir.

8. Kuşatma savaşları.

Çok hatırlamıyorum o yüzden yanlış hatırlıyorsam kusuruma bakmayın. Ama hatırladığım kadarıyla Sizin üzerinize yapılmış bir kuşatmadan galip ayrıldığınızda düşman orduları kaçıyor fakat siz bir kuşatma yapıp da yenildiğinizde esir düşüyorsunuz diye hatırlıyordum.

9. Karakter görüşünden atılan ok.


Bunu bir arkadaşımdan duymuştum, doğruluğunu hiç denemedim ama savaş sırasında ok atarken karakter görüşünden (R) bakarak oku attığımızda okun neredeyse dümdüz gittiğini söylemişti (Normal bakıştan oka kıyasla).

10. Kuşatma kulesi ve Merdiven.


Elbette savaş sırası ve stratejileri ile ilgili pekçok önerim var fakat, neden bazı kalelerde merdiven dikip neden bazılarında kuşatma kulesi inşa ettiğimizin farkında değilim. Bunun kuşatma tarafının seçimine göre türünün ve sayısının değişmesi daha doğru olabilir.

11. Bir şehiri kuşattığımızda (şehir kuşatma altındayken, savaş sırasından öncesi.) hareketsizlik.

Başka lordlar bir yeri kuşattıklarında, çevreden geçen bir birliğin üzerine yürüyebiliyorlar veya bir birlikten kaçabiliyorlar, ve bu durum onun yaptığı kuşatmayı bir yere kadar bozmuyor. Fakat bizim yaptığımız kuşatmalarda eğer çevreden geçen bir birliği gördüğümüzde yapacağımız bir hareket kuşatmanın kaldırılmasına sebebiyet veriyor.

12. Güçlünün zayıftan kaçması.

Mantıken genel olarak, lordlar bir düşmana saldırırken eğer düşmanlarına kıyasla güçlülerse üzerlerine gidiyorlar, değillerse kaçıyorlar. Fakat aynı şeyin pekçok lordun mareşali takibi sırasında olması saçma geliyor. Atıyorum bir köyünüz yağmalanıyor yada kaleniz veya bir şehriniz kuşatılmış. Mareşalinizin peşinde de pekçok lord var. Fakat mareşalin birliği oldukça zayıf. Düşmanı dağıtmak için gidiyorsunuz, düşmanın 2-3 katı daha güçlü olduğunuzu farzedin, fakat mareşal bir kaçıyor bir yaklaşıyor; kendini zayıf olarak gördüğü için. Arkasındaki birlikler bu yüzden bazen sanki dikkate alınmıyor. Ama tabikide düşmandan kaçan bir dost lordun yanına gittiğimde beni görünce dönüp girdiğini de görüyorum. Yada arkasındaki başka lordlara güverenek savaşa giren taraflar olabiliyor. Fakat genellemeye vurursak söz konusu mareşal olduğunda (yine genel olarak mareşalin takipçileri onu takip etmekten başka bir şey yapmadıklarından) bu olay gerçekleşmiyor, ve mareşal bir türlü savaşa girmiyor. Özellikle bu yüzden kaç defa köylerimiz boşu boşuna yağmalanıyordu .)  Savaşı genelde ben başlatıyorum genelde böyle durumlarda fakat dost lordların da hepsi yanımda savaşa girmeyince iş riske binebiliyor yada aslında çok az kayıp verebileceğimiz bir savaştan mareşaldeki bu hata yüzünden olması gerekenden fazla kayıp verebiliyoruz.

13. Sırttaki Kalkan.

Kalkanı sırtında olan birinin kalkanına ok atsanız yada yakın mesafe silahı ile vuruş yapsanız, o kalkanın adama hiçbir yararı olmuyor. Sadece süs olarak duruyor sırtta iken ..

14. Diğer gruplardaki yiyecekler.

Eğer bir çatışmayı kaybetsek, elimizdeki yiyeceklerimiz düşman tarafından ganimet olarak alınabiliyor fakat bizim herhangi bir düşman grubunu yenmemiz karşılığında ise ganimet olarak herhangi bir yiyecek bulamıyoruz. Bunun sebebi diğer grupların yiyecek taşımamaları mı?

15. Yiyeceklerin ağırlıkları.


Yine yiyeceklerle alakalı birde onların ağırlıkları var. Atıyorum bir sığır eti 20kg, 1/50 olduğunda bile hala 20kg olarak gösteriyor. Miktarı azaldıkça ağırlığının da azalması hem mantıklı olacaktır hem de fazla yük etmeyecektir.

16. Savaşların Nam değerleri.

Sanırım karakterin seviyesi arttıkça böyle bir değişiklik gerçekleşiyor fakat bir süre sonra, savaşın başlangıcında gösterdiği "savaşın nam değeri" savaş sonu galip ayrıldığımızda kazanılamıyor. Yani gösterdiği nam değeri kazandığımızdan daha fazla oluyor. Atıyorum savaşın nam değeri 15 diyor fakat bizim kazandığımız 9 oluyor gibi.

17. Savaş sırasında at değiştirmek.

Tam savaş sırasındayım, A atını kullanıyorum ama envanterimde de B atı bulunmakta. Envanterime erişip B atını seçiyorum ama envanterden çıkış yaptığımda hala A atını kullanıyor görünüyorum. ve eğer savaşın devamında at sakatlansa yada ölse, B atında etkisi oluyor. Ama B atını, savaş sırasındayken savaşa hiçbir şekilde sonradan dahil edemiyorum. Uzun lafın kısası, savaş sırasında yapılan at değişiminde bug var arkadaşlar.

18. Savaş sırasında envantere erişmek.

Savaş sırasında oklarımız bittikten sonra envantere erişip sonra envanterden çıkış yaptığımızda sadağımız yenileniyor diye hatırlıyorum..

Daha eksiklik yada bug yada hata artık ne derseniz, o tarzda söylemek istediğim şeyler vardı diye hatırlıyorum fakat şimdilik aklıma gelmedi hiçbiri. Belki ileriki zamanlarda tekrardan yazabilirim birşeyler.

Şahsi Önerilerim;

Öncelikle genel manada bu önerilerim savaş stratejileri ile ilgili olucak. Çünkü genel manada savaş strajesine göre (eğer yapıyorsanız) savaşın kaderi çok da fazla oynamıyor. Zaten strateji konusunda çok da fazla yapılabilecek birşeyler de yok maalesef. En fazla yapabileceğiniz şeyler okçuları biraz ulaşılması zor bir yere çekmek, atlıları yem etmemek için arada bir geri çağırmak v.s. Ama hani bence böyle bir oyunda savaş stratejisinin neredeyse olmaması büyük bir eksiklik. Ve bana göre bu konuda adımların atılması oyunun tadını çok daha fazla atttıracaktır.

1. Askerlerinin seviye atlamasında özel silahlarını kendin seçebilme.

Mesela atıyorum Kergit Kargıcılarından oluşan 10-15 kişilik kargı duvarı yapmak istiyorum fakat yaptığım kargıcılardan bir kısmı o kalkansız kargılardan, bir kısmı da adı kargıcı olmasına rağmen kargısız olabiliyor. Şahsen bunların kaç tanesinde hangi silahların bulunabileceğini bizim seçmemiz savaşlardaki etkimizi daha çok arttırır diye düşünüyorum. Yada yine kergitlerden örnek vermek gerekirse Kıdemli Atlı Okçuların bir kısmının okçu bir kısmınınsa ciritçi olması da buna dahil. Ama tabikide ben Gidip de bambaşka ama istediğimiz bir silah olsun demiyorum, sadece nasıl Bir kargıcı balta, pala, kargı, kalkansız kargı gibi silahlara sahip olabilme yada koşu atı veya ağır bozkır atına sahip olabiliyorsa bunların arasından kaç tanesinin hangi ekipmanlara sahip olacağını bizim belirlememizin daha iyi olabiliceğini düşünüyorum. Tabikide bunun bize ne yararı olucak, kullanılabilecek pekçok stratejide avantaj sağlayacak.

2. Savaş düzeni ve taktikler.


Dediğim gibi ben atıyorum 20 kişilik kargılı bir birliğim var. Bunların bir hizada düzen içinde yan yana gitmelerini sağlayabilmeliyim. Sebebiyse düşmana daha sağlam bir darbe indirebilmek. Yada atıyorum atlıların karşısına uzun mızraklı rodok askerlerinden bir mızrak duvarını kolaylıkla yapabilmeliyim.
Savaş öncesi bir hazırlık aşaması konularak askerlerini gruplandırarak nereye gideceklerini yada nerede bekleyeceklerini belirleyebilmeliyiz. Tabi buna benzer olarak da savaş sırasında savaş alanındaki askerlerimizi onlardan uzak olduğumuz halde komplike emirler verebilmeliyiz.
Kendimize has savaş sırası taarruz/savunma düzenlerini ayarlayabilmemiz ve bunları bir kalıp olarak kaydedebilme olanağımız da iyi olabilir. Düşmana yem gönderebilmeli ve düşman da bunu yiyebilmeli mesela .) yada atıyorum en bilinebilecek bir taktik olarak hilal taktiğini bile yapabilmeliyiz.
Yada mesela yine atıyorum, atlı okçularımın yem olmasını istemiyorum. Ve düşmanla menzil içinde olacak şekilde mesafelerini korumalarını ve ok ile düşmanı yıpratabilmeli. Oysa ben hücum emri verdiğim gibi hepsi koşu atlarıyla düşmana dalıyor .)
Tabikide bunun yanında standart ve seri şekilde yapılabilecek taktikler de oyuna kaydedilebilir. Ayrıca biz yeni taktikler üretebilirken de düşman da buna göre taktiğini değiştirebilmeli. Yani onlara da bu konuda bazı şeyler eklenmeli.
Biraz daha düzenli bir sisteme yada kontrolümüz dahilindeki bir savaş olsun diyorum yani. Sarraid avcıları iyidir işe yararlar, ama sadece ciritleri bitene kadar. Savunma hattının birkaç metre arkasında tutup, düşmanla ilk temastan sonra daha geri çekilmelerini sağlamalıyım mesela.
Bu neden önemli ? benim şimdiye kadar genel olarak bu oyunu oynayan arkadaşlarımdan gördüğüm gider 40-50 tane Svadyalı Şövalye yapar, 30-40 tane Rodok Çavuşu yapar  düşmana girer pancar motoru gibi mouse’nin sol tıkına basarak savaşı bitirir. Tabi arada Ctrl+H yapmayı da unutmazlar. Ama savaş alanındaki strateji seçeneklerinin geliştirilmesi ve oyuncunun kendi stratejilerini deneyebilme imkanının yaratılması, sadece sol tıkı kullanıp oyun oynayan arkadaşların oyundan daha fazla tad almalarına sebep olabilir. Bu konuda örnekler çok daha fazla arttırılabilir ama ben anladığınızı düşünerek bir sonraki önerime geçmek istiyorum.

3. Kuşatma saldırısında.

Mantıken kuşatma sırasında şehre giriş-çıkışın imkansız olması gerekir, bence bunun gelmesi iyi olabilir. Ayrıca kuşatma altındaki bir şehre gelen destek kuvveti kuşatmacı tarafı yine mantıken arkadan saldırır. Ama oyunda herhangi bir destek geldiğinde direk şehre giriyor ve surların üzerinde savaşıyor. Kuşatmacılara meydanda girmesi daha doğru ve daha renkli olabilir.
Ayrıca kuşatmaların şehrin dört bir yanından olması yine daha güzel olabilir.
Ayrıca merdiven ve kuşatma kulelerini, gidecekleri yerleri ve sayılarını belirleme bize ait olsa daha yaratıcı olabilir oyun.
Ek olarak mancınık, koçbaşı, lağım ve top tarzı şeylerin eklenmesi daha çok yönlü kuşatma savaşları sağlayabilir. Ayrıca bu aletlerle şehirde kurulmuş yapı ve binaları yıkabilmek, yada hasar verebilmek de imkanlı olabilir.

4. Kuşatma savunmasına.

Öncelikle; şehir, kale ve köyle kurulabilecek gözle görülebilir yapılar olmalı. Hiç yoktan basit olarak surların yükseltilmesi, 2 kat sur çekilmesi, şehre yüksek birkaç tane kule konulması (okçular için) olabilecek şeyler. Yada belki de biraz daha komplike olabilecek kızgın yağ da bir örnek olabilir. Elbette yine kuşatma sırasında biraz daha seri ve etkili savaş taktikleri çok yararlı olabilir.
Şehir içinde yaşanan savaşı biraz daha büyük bir savaş yapmak ve birkaç ek sokak eklemek de iyi olabilir.

5. Devriye Birlikler.


Ülke topraklarında, çok büyük olmayacak şekilde ülkeye ve de kimisi lordlara bağlı devriye birlikler olabilir. Sonuçta kalkıyoruz savaşa gidiyoruz, arkadan köyler yağmalanabiliyor, bunlar için etrafa birkaç tane devriye birlik bırakabilme, rotalarını da belirleyebilme özelliği iyi olabilir düşüncesindeyim.

6. Köyler.

Genel olarak köylerde az da olsa asker bulundurabilme, yine gözle görülebilir savunma ve gelişme amaçlı yapılar yapabilme iyi olabilir diye düşünüyorum. Köylere nüfusun gelmesi, zamanla büyümeye göre köyün şehre doğru gelişmesi de iyi bir şey olabilir. Tabii aynı şekilde nüfusun azalmasıyla köylerin yokolması, yada göç, nüfusun fazla artışı v.s. durumlarla yeni köylerin oluşumu da sağlanabilir.
Aynı şekilde esirleri sadece satmak yerine köylere götürüp zoraki asgari maaşla köpek gibi çalıştırabiliriz :grin: , belki de köle niyetine de çalıştırabiliriz.
Köyler şehir olabilir oldukça zor bir ihtimalle, ama şehirlerin köy kadar küçülme ihtimali de olmalı. Çok yağmalanan, savaşların çok yaşandığı, pek bir düzene sahip olmayan bölgelerden göçler yaşanmalı.

7. İttifak.

Birden fazla ülke ittifak kurarak diğer bir ülke yada ittifağa dalabilmeli. Savaşan tarafların büyümesi, ülkelerin gruplanması hoş olabilir. Müttefiğin de kendi içinde mareşal(ler) çıkarması, savaşlara birlikte katılmaları daha güzel olabilir. Birlikte fethedilen bölgelerin yönetimi de birlikte sağlanabilir yada paylaşılabilir.

8. Diplomasi

Diplomasi alanının gelişmesi, savaşların nedenlerinin ve sonuçlarının daha belirli olması; işin içine belki de biraz entrika katılıp biraz hikayeleştirmek de fena olmaz.

9. Ticaret.

Oyunda ticaretin önemini arttırıcı şeyler yapılmalı, ticarî değerli yollar oluşmalı. Oyunda bir ülkenin başka bir ülkeye koyduğu bir ambargo veya herhangi bir şekilde bir ülkenin ticaretinin, üretiminin engellenmesi; ülkeyi etkilemeli. Buna bağlı olarak da bölgesel fakirlik veya açlık da gerçekleşebilir. Tabikide bu ve bunun gibi kötü durumlar, bir ülkeyi pekçok yönden etkileyebilmeli. Ek olarak deniz ticareti ve deniz savaşlarının eklenmesi de düşünülebilir ..

10. Atın üzerinde eşya taşıyabilmesi.

Kendi envanterimiz var ve buraya sadece 4 tane item koyabiliyoruz. bir benzerinin at için de olması ve atımızın da üzerinde birkaç itemimizin bulunabilmesi fena olmaz. Elbette atımızdan bir şekilde düştüğümüzde yada indiğimizde o itemlere erişimimiz de engellenmeli. Yada o itemler de nasıl normal askerden yere düşen itemler gibi düşebilmeli.

11. Sisli havalardaki savaşlar.

Bazen öyle sisler olabiliyor ki, 1-2 metre önümüzü ancak görebiliyoruz. Fakat aynı şey bizim ve düşmanlarımızın askerleri için geçerli değil. yani sadece bize yapılan bir işkence gibi birşey. Askerlerimiz düşmanın nerede olduğunu biliyor ve ona doğru hareket ediyor, düşmana yaklaştıysak eğer üzerimize gelen okları görebiliyoruz sadece. ve tek yapabildiğimiz kalkanı önümüze çekerek okların geldiği yöne doğru ilerlemek oluyor. Eğer çok sisli havalar sadece oyuncuya dezavantaj oluşturacaksa bence kaldırılmalı yada yumuşatılmalı. Ama ben olmasından fakat biraz bu "askerlerin herşeyi bilme" durumunun kaldırılmasından yanayım. Mantıken, sisli havada birbirlerine yaklaşan iki grup birbirlerini normal görme mesafelerinden daha yakın bir şekilde görürler. Yani normalde savaş alanında tarafların başlama yerlerinden, birbirlerine daha yakın yerlerden başlamaları daha mantıklı olacaktır. Ayrıca askerlerin herşeyi bilme durumları da kaldırılmalı. Çünkü çük sisli bir havada biz ok kullanamazken diğer askerler veya düşman askerleri rahatlıkla, normal havalarda olduğu gibi kullanabiliyorlar, ve bu bence bir adaletsizlik oluşturuyor. Tarafların birbirlerini rahat bulabilecekleri bir şekilde savaş alanında başlama yerleri sisli havalara özel değiştirilmeli.

Ve her neyse, şimdilik bu kadarının yeterli olduğunu düşünüyorum. Elbette benim; bu sistemlerin nasıl geliştirildiği hakkında her hangi bir bilgim yok. Sadece öneri olabilecek şekilde yazmış bulunmaktayım bunları. Genelde örnek vermekten kaçındım, ve fikir olarak vermeye çalıştım. Umarım derdimi anlatabilmişimdir. Genel olarak savaş sırası ve öncesi ülke ilişkilerinde gelişmeler, savaş için geçerli nedenler; entrikalar, hainlikler dostluklar olarak ek olayların getirilmesi işi biraz daha film gibi hale getirebilir yada oyuncuyu kendisine daha fazla bağlayabilir. Bende genel olarak bu yöndeki gelişmelerin yeni alet, edevat, harita, ülke gibi gelişmelerden daha önemli olması gerektiğini düşünüyorum.

Aklıma gelen başka öneriler olduğunda burada paylaşacağım.

Hayırlı akşamlar, sağlıcakla kalın ..
 
Çok güzel tespitler yapmışsın aynılarını ben yazacaktım gerek aklmadı :grin:
Aslında ben de bir kaç sorun eklemek isterim:

1.Diplomasi modundaki eşya havuzu ve hazine ye sahip olabilsek iyi olur

2.Kuşatmalarda mancınık yapılabilmeli veya şehirlerde atölye açılıp mancınık, koçbaşı, taşınabilir trebuşe, merdiven, yürüyen kule yapılabilmeli ve hatta stronghold crusader deki gibi ok atar mancınık da olsa iyi olur :grin:

3.Lonca başkanından demirci olarak satın aldığımız dükkanda özel silah üretebilmeli (silahın kalitesine göre demir ve bir o kadar altın ödenebilmeli)

4.Birlklere çeşitlilik getirilmeli, misal: Normal terfi sisteminde bir kergit askeri kergit avcısına dönüşüyor, ama kergit askeri kendi içinde level atlayabilmeli yani demek istediğim terfilerde 2 tür seviye olması kergit askeri seviye 2 ve kergit avcısı seviye 1 gibi yani Westward Kingdoms'taki gibi(Biraz gereksiz görünebilir)

5.Askerlere yeni versiyonlar getirilmeli yani svadyalı avcı direk arbaletçiye değil de uzun yaylı okçuya dönüştürülmeli gibi

aslında eklemek istediğim bir sürü şey var da aklıma gelmiyor  :cool:
 

NaqOYaN

Recruit
Lord Eddard Stark said:
Çok güzel tespitler yapmışsın aynılarını ben yazacaktım gerek aklmadı :grin:
Aslında ben de bir kaç sorun eklemek isterim:

1.Diplomasi modundaki eşya havuzu ve hazine ye sahip olabilsek iyi olur

2.Kuşatmalarda mancınık yapılabilmeli veya şehirlerde atölye açılıp mancınık, koçbaşı, taşınabilir trebuşe, merdiven, yürüyen kule yapılabilmeli ve hatta stronghold crusader deki gibi ok atar mancınık da olsa iyi olur :grin:

3.Lonca başkanından demirci olarak satın aldığımız dükkanda özel silah üretebilmeli (silahın kalitesine göre demir ve bir o kadar altın ödenebilmeli)

4.Birlklere çeşitlilik getirilmeli, misal: Normal terfi sisteminde bir kergit askeri kergit avcısına dönüşüyor, ama kergit askeri kendi içinde level atlayabilmeli yani demek istediğim terfilerde 2 tür seviye olması kergit askeri seviye 2 ve kergit avcısı seviye 1 gibi yani Westward Kingdoms'taki gibi(Biraz gereksiz görünebilir)

5.Askerlere yeni versiyonlar getirilmeli yani svadyalı avcı direk arbaletçiye değil de uzun yaylı okçuya dönüştürülmeli gibi

aslında eklemek istediğim bir sürü şey var da aklıma gelmiyor  :cool:

Büyük kısmının gelmesi için başında biraz oturup düşünmek gerekiyor :smile:
 

BeyazGül

Bunlar yapılması kolay olmayan şeyler o yüzden çok fazla beklenti içinde olmayın her dediğinizi yapamazlar örneğin herkes çocuk olsun diyor oyuna çocuk olayını eklemek zor ama aile kavramı birazda genişletilmeli
 

NaqOYaN

Recruit
Yok zaten dediğim gibi, benim herhangi bir şekilde beklentim yok. Öneri amaçlı sundum bunları. Sırf oyunu sevdiğim için. Oyunun sahibi ben değilim sonuçta, ne olup olmayacağına yada neyin yapılıp yapılmayacağına yetkisi ve gücü olan kişi ben değilim ..
 

SniperTR

Squire
WB
Önerililerin çok mantıklı hiç üşenmeden okudum.Yalnız 13. madde yani kalkan sırtımızda olduğu zaman artık oklar çok fazla isabet edilmiyor diye biliyorum.
Ek olarak kale kuşatmalarında savaşa başlamadan kuşatma planı yapabilsek ve istediğimiz kadar,istediğimiz yere merdiven dayayabilsek.Çok güzel olmazmıydı?
 

NaqOYaN

Recruit
SniperTR said:
Önerililerin çok mantıklı hiç üşenmeden okudum.Yalnız 13. madde yani kalkan sırtımızda olduğu zaman artık oklar çok fazla isabet edilmiyor diye biliyorum.
Ek olarak kale kuşatmalarında savaşa başlamadan kuşatma planı yapabilsek ve istediğimiz kadar,istediğimiz yere merdiven dayayabilsek.Çok güzel olmazmıydı?

Evet bilader. ya zaten bence oyundaki savaş taktikleri yetersizliği çok büyük bir eksiklik. taktik yapabilme özellikleri ve bu taktiklerin savaşın kaderi üzerindeki etkileri arttırılınca inanıyorum ki pekçok kişi için çok daha zevkli bir oyun olucak. bence oyunun yeni bir sürüm çıkartırken yeni sürüme eklemesi gereken zırhtan, silahtan, yeni bir kavimden, biraz farklı grafiklerden ziyade savaşsal taktikler ve bunların geliştirilmesidir.
Uzun zamandır bu oyunu biliyorum ve bu oyunun geliştirilmeyen yönü orasıdır.

oyun geliştirme, yapma konusunda hiçbir bilgiye sahip olmasam da hiç yoktan savaş sırasındaki askerlere pozisyon aldırmanın, onları toplu ve düzenli bir şekilde bir komut yardımıyla hareket ettirmenin, bir mızrak yada kargı duvarı yapmanın bu oyunda şimdiye kadar yapılmış pekçok geliştirmeden çok daha kolay olacağını tahmin ediyorum.
 
Top Bottom