Osmanlı İmparatorluğu Neden Geri Kaldı?

murhorse

Sergeant at Arms
WB
Best answers
0
avrupa yeni icaatlar yaparken osmanlı imparatorluğu bu icatlara gevur işi diyerek reddettiği için geride kaldığımızı düşünüyorum,olaylara at gözlüğüyle bakıp etrafımızda olan yenlikleri icaatlardan göremedik ve bu yüzden gelişemedik ve yıkılma sürecine kadar geldik.​
 
Best answers
0
Kanuni'den sonraki padişahların yönetimde yetersiz olması, ülkenin kontrolünün kadınların ve diğer devlet adamlarının eline geçmesi.

 

AslanlıYol461

Sergeant Knight
Best answers
0
https://medyascope.tv/2019/06/17/emrah-safa-gurkan-ile-soylesi-din-genel-bir-cati-verir-ama-onemli-olan-uygulamadir/
https://www.youtube.com/watch?v=uw8uj75Wg5g

Üzerine düşünmek için güzel yazılar.
 

Nadir Shah

Squire
WBNWVCWF&S
Best answers
0
Çöküş, Kanuni'nin devrinde başlamıştı zaten. Amerika ile hiç uğraşmamız ve daha denizlerde Portekizlileri yenip açık denizlere çıkamamaz gibi. Fen ilimlerine vermediği önemi söylemiyorum bile. Kanuni, babası gibi geleceğin denzilerde olacağını görememiştir. Sadece o değil sonrakiler de fark etmediler. O dönemden sonra sadece 4.Murat ve Genç Osman döneminde bir umut sezdim açıkçası. Lakin onların erken ölmesi üzerine tekrar kalkınamadık.
 
Best answers
0
Öncelikle size var olan teorileri ve sonra da kendi fikrimi söyleyeceğim :cool:

Teori 1- Her şey Fatih'ten sonra başa Cem Sultan'ın gelmemesiyle onun yerine 2.Beyazıt'ın gelmesiyle başladı.
Bilindiği üzere Fatih kendi portresini yaptırarak Kuran'ın en katı olduğu konuda(şirk koşmak) ona karşı gelen ilk padişahtır. Celal Şengör'ün iddiasına göre hatta Müslüman olmadığı bile iddialar arasındadır.
Şunu unutmayın ki Müslüman olmadığına dair 1 kanıt Müslüman olduğuna dair bir sürü kanıttan daha değerlidir. Neden ? Çünkü bir islam devletinin padişahıydı. Yani savaştan önce ordusuyla namaz kılması ya da kılıcının üzerinde arap harfleri bulunması bir şey ifade etmiyor. Peki nelerdir bu kanıtlar ? Kendi portresini yaptırması, içki içmesi ve Celal Şengör'ün bir programda dediğine göre akıl hocasıyla islamla dalga geçmesi(herhalde yalan olsa bir sürü başka tarihçi daha sonra üzerine atlardı ama herkes sessiz kaldığına göre doğru)
Fatih'ten sonra Fatih'in isteğinin aksine kendisi gibi aydınlanmış bir Rönesans hükümdarı olabilecek Cem Sultan'ın yerine bir şekilde çok daha sofu olan oğlu 2.Beyazıt'ın geçmesi, Osmanlı'nın rönesans devleti mentalitesinden çıkıp tekrar orta çağ devleti mentalitesine sahip olmasına sebep olduğu düşünülür. Zaten 2.Bayezid-Yavuz-Kanuni Osmanlının ilerici mentalitesi için bir bermuda şeytan üçgeni olmuşlardır, sonradan gelen padişahlar da onları örnek almışlardır. Zaten Kanuni ile beraber ulema işi kapıyor oradan sonrası için umut yok yani.

Teori 2- Safevi devletinin kurulması ve kızılbaş sorunu.
Şunu hiçbir zaman unutmayın ki Osmanlı tam tamına bir ''vizyonsuzluk'' imparatorluğudur. Yani akp'nin bir imparatorluk yönettiğini düşünebilirsiniz(biraz abartı).
Osmanlı kızılbaş sorununun kendisi için ne kadar fundamental bir problem olduğunu asla ve asla görememiştir. Yüzyıllar boyunca kızılbaşlarla didinip durmuşlardır. Bir söz vardır: ''götüyle çok uğraşan ishal olur''.

Osmanlı'yı kim kurdu ? Orta Asya'dan Moğol istilasından kaçan Türkmenler, Selçuklu idaresinden kaçan batıni şeyhleri(Hacı Bektaş-ı Veli ya da onun müritleri(Hacı Bayram Veli falan)). Batıniler:
Batınileri kızılbaşların ataları olarak düşünebilirsiniz. Anadolu Selçuklularını aslında Moğollar tek başında yıkmadılar. İlk Baba İlyas isyanı çıktı. Baba İlyas bir Batıni şeyhidir. Bunlar da Şiiliğe bağlı 12 imamcılardır ve yine tıpkı kızılbaşlar gibi islamı göçebe yaşam tarzıyla, Türkmelikle harmanlamışlardır. Selçuklu ise son dönemlerinde iyice Farslaşmış (keykubat, keyavus more, alp arslan, kılıç arslan less; Keykubat bu arada Fars tarihinde sürüyle göktürk öldüren bir Fars kahramanıdır), yani devletin yerleşikleri göçebelere tercih etmesi falan bu isyanı tetiklemiştir. Bu aslında her Türk-islam devletinde süregelen bir sorun olmuştur, hakanın zamanla yerleşiklere yavşaması ve hatta Türkmenin önünü kesmek için bir Gılam(Osmanlıda yeniçeri) ordusu kurması. Selçuklu'nun kendi ordusu tamamen yok oldu(isyancılar mı yok etti yoksa zaten isyancıların kendisi mi orduydu emin değilim, sonuçta ordu da Türkmenlerden oluşuyordu, az sayıda Gılam'ı da öldürdüler zaten) hatta Selçuklu Sultanı bu isyanı haçlı seferleri için gelen NORMAN ASKERLERİni kiralayarak bastırdı. Moğollarda bunu görüp fırsata çevirdiler ve ver elini Kösedağ bozgunu
Osmanlı İmparatorluğu aslında bu bu göç akımının oluşturduğu potansiyelin bir imparatorluğa çevrilmesinden başka bir şey değildir.
Yani Türkmenin batıya göçünün Osmanlı için ne kadar önemli olduğunu anlamanızı istiyorum. Bunu anladıktan sonra Şah İsmail hareketinin Osmanlı'nın kaderini ne ölçüde mühürlediğini ve Osmanlı'nın da yüzyıllarca hiçbir uzlaşma çabasında bulunmayıp çareyi bölgedeki Kürt beyliklerini desteklemede araması...
Yani efendim Osmanlı yüzyıllarca anadoludaki kızılbaş varlığını gözardı etmiş ya da bastırmış, hakaretler, katliamlar ve iftiralar atmış ve hiçbir zaman hiçbir şekilde uzlaşma yapmayı düşünmemiştir.

Bütün o doğuda sorun çıktı diye(safevi imparatorluğu ya da anadoluda kızılbaş isyanı) iptal edilen, aylar sonra geri dönülmek zorunda kalınan Avrupa seferlerini düşünün. Osmanlı Nuh demiştir peygamber dememiştir. Kendi götüyle inatlaşmıştır ve ishal olmuştur.

Pek çok kişi bilir ki en mezhepçi sünniler alevilerin yoğun yaşadığı yerlerde çıkar, bunu bir etki tepki meselesi olarak düşünebilirsiniz. Safevi devletinin kurulması pek çok anlamda Osmanlı devletini mahvetmiştir. Çünkü hem Orta Asya'dan gelen göçün önü kesilmiştir, hem Anadolu'da normal şartlarda Tımarlı Sipahilik yapan Türkmen Osmanlıya düşman olmuştur hem batıdaki bir sürü sefer aksamak zorunda kalmıştır hem de devlet yukarıda bahsettiğim sebepten ötürü kızılbaş tehditinden dolayı aşırı sünni(dini)bir karakter kazanmıştır.

Hatta Yavuz Sultan Selim, Safevi seferinden hemen sonra Mısırı fethettikten sonra oradan aşırı katı bir mezhep getirmiştir(mu-tezile mezhebi, kimi tarihçiler Osmanlının çöküşünü buraya bağlar).

Osmanlıda bundan sonra ulema sınıfı o kadar güçlenir ki bildiğin imparatorluğun kanseri haline gelirler. Özellikle Yavuzdan sonra bayrağı eline alan Kanuni döneminde Osmanlı'nın en yobaz din adamlarından birisi şeyh-ül islam olur, Ebu Suud Efendi(!).

Teori 3-İşte Teori 3'de burada başlıyor: Teori 3 Ebu Suud'dan başlatılır ancak gördüğünüz gibi her şey bağlantılı aslında.
Hatta şunu söyleyince beni çok daha iyi anlayacaksınız, adamın adına bir bakın, sizce bu adam nereli olabilir ? Adam çorumlu arkadaşlar. Çorumlu bir ebu suud. Neyse bu adam o kadar berbat bir insandır ki Yunus Emre'yi kafir ilan etmiştir ve onun şiirlerini dinlemeyi küfür olarak nitelendirmiştir. Kızılbaşların katli vaciptir olayında bayrağı devralıp daha da yükseklere dikmiştir. "Kızılbaşların topluca öldürülmeleri elbette dinimize göre helaldir. bu, en büyük, en kutsal savaştır... bu yolda ölmek de şehitliğin en ulusudur"


Ancak en berbat fetvası aslında çok şey anlatıyor: ''medreselerde müspet ilim okutulmasına gerek yoktur''
Yani medreselerde pozitif bilim okutulmasına gere yok demek günümüz Türkçesiyle.
Bu fetva üzerine medreselerdeki; fen, kimya, biyoloji, mantık, felsefe ve matematik gibi bütün pozitif ve akla dayanan bilimsel dersler kaldırılmıştır.
Ebu suud'un başka bir sıçmığı:  Karagöz oyunları ve kahve içilmesinin yasaklanması, müziğe karşı çıkıp Anadolu’da kopuzu ve düğünlerde çalınan çalgıları "kafir işidir" diyerek yasaklaması,  Yunus Emre'yi kafir ilan etmiştir ve onun şiirlerini dinlemeyi küfür olarak nitelendirmiştir.

Souç olarak ulema sınıfı yani günümüz versiyonuyla siyasal İslamcılar çok güçlendiler ve her türlü gelişmeye, pozitif bilme karşı çıktılar. Geleneksel yollara sıkı sıkı sarınıldı ve bu da devleti daha sonra batıya bağımlı yaptı.

Bakın Osmanlı'da islamın bu hali almasının bir sakıncası da Avrupa'da daha ''uzaylı'' bir devlet haline gelmesi olmuştur. Şöyle ki Bektaşi tarikatı öyle bir tarikattı ki balkanlarda Hristiyan olup yine de bektaşi olan insanlar vardı. Yani Bektaşiler diyorlardı ki ''Dünya'daki bütün dinler, bütün peygamberler doğrudur'' Tabii bu ulema tabakasının tepkisini çekiyordu ancak o zamanlar ulema tabakası pek güçlü değildi. Bektaşilerin kadınlı, erkekli dans etmeleri; hayvanlarla ve doğayla iç içe olmaları, ritüellerinin dans olması ve bunu müzikle yapmaları, dinlerinin mistik bir havası olmaları, Hristiyan azizlerini de kutsal kabul edip saygı duymaları Balkanlı halkların çok hoşuna gitmişti.
O yüzden işte yeniçeri devşirmelerinde sorun çıkmadı ! Çünkü böyle bir islami anlayış onların kökleriyle çelişmiyordu.



 

Nadir Shah

Squire
WBNWVCWF&S
Best answers
0
1-Cem Sultan tarihi kayıtlara göre kardeşinden pek bir farkı yoktu. Ha olsa bile bu 2.Beyaz'idin çocuklarının kötü olacağı anlamına gelmez.

"Bir alimden bir zalim, bir zalimden bir alim çıkabilir."

-Hz.Muhammed

Ayrıca, Yavuz Sultan Selim geleceğin denizlerde olduğunu görmüştür. Ülkenin birçok yerine tersaneler kurmuştur. Lakin ömrü çok kısa olmuştur. İddialara göre kendisi batıya sefer tertipleyecek iken vefat etmiştir.

2- Osmanlı yıllar boyunca İslam Dünya'sının koruyuculuğunu yapmıştır. Fakat tam olarak kültür benliklerini kaybetmemişlerdir. Misal; ilk dönemlerde yapılan Şaman etkinlikleri gibi.

3-Safevi kısmı doğrudur. 2 Türk devleti kendi ayaklarına sıkmışlardır. Hiç bir zaman birleşme isteği tam olarak olmamıştır. İlk deneme, Avşar hanedanından, İran hükümdarı Türk Nadir Şah denemiştir. Caferi mezhebini yaymaya çalışmış lakin başarılı olamamıştır.

Ayrıca, Türk dünyası bakımından objektif bir bakış açısıyla olayları incelersek asıl suçun Şah İsmail'de olduğunun söyleyebiliriz. Şiiliği İran coğrafyasına kendisi yaymıştır.

4-Bektaşilik aslında İslam'ın eski Türk gelenekleriyle karışmış halidir. Doğayla iç içe olamaları gibi. Bu gelenek ilk dönem Osmanlılarda da geçerliydi. Misal; Orhan Bey'in savaşlara geyiğe binip gittiği veya aynı dönemde "Geyikli Baba" diye bir figürün olması. Ya da geçen günlerde bulunan Ertuğrul Gazi döneminde yapılan bir Türbe tarzı yerde İslam motiflerinin yerine Eski Türk motiflerinin kullanılması.

 

Prosperus

Knight at Arms
M&BWBWF&SNWVC
Best answers
0
Osmanlı'nın geri kalmasının yalnızca tek bir sebebi yok.

Ekonomik olarak ;
- Kanuni zamanında Avrupa'ya tekrardan kapitülasyonların artması (ilk kapitülasyon Fatih zamanında verilmiştir). Bu ilerleyen dönemlerde buna bağlı sebeplerden ötürü Osmanlı'yı ekonomik açıdan dışa bağlı bir devlet yapacak.

- Coğrafi keşiflerle zengileşen Avrupa yeni ticaret yolları keşfedince, Osmanlı topraklarındaki ticari yollar önemini kaybetti.

- Tımar sistemi bozuldu. Bu hem ordu bazında hem de ekonomik alanda Osmanlı'nın sonunu hazırlayan diğer bir eksiklik.

- Tımar sistemi bozulunca İltizam sistemi ortaya çıktı. Bu sistemde toprak ağalarını ortaya çıkardı. Toprak ağaları fazla fazla vergi alınca halk devlete iyice düşman kesildi. Ki iltizam sistemi de devletin nakit girdisine ihtiyacı olduğu için ortaya çıktı.

- Celali İsyanları. Devlet, gereksinim duyduğu geliri sağlayabilmek için vergileri artırdı. Vergileri ödeyemeyen köylüler, köyden kente göç etmeye başladılar iş bulmak için. Diğerleride eşkiya kesildiler. Böylece isyanlar başladı.

- Merkezi otorite bozulunca rüşvetler arttı. Kanuni'nin son zamanlarında yapılan yanlış atamalarla başlayan bu dönem, ''Kadınların Dönemi'' adını verdiğimiz dönemde müthiş bir artış göstermiştir. Öyle ki III.Mehmed'in annesi Safiye Sultan'ın inşaatına başlattığı Yeni Cami o dönemde halk tarafından ''Zulmiye'' olarak adlandırılmaktaydı. Bunun sebebi Safiye Sultan'ın alıp verdiği rüşvetlerdi, halkın sırtına binen vergilerdi. Rüşvetlerle, haksız kazançla yapılan bu camiye halk bir dönem gitmemiştir.

Merkezi otorite nasıl bozuldu;
- II.Selim ile başlar bu dönem. Devlet işlerinden elini ayağını çeken padişah, Sokollu Mehmed Paşa'ya devretmiştir devlet işlerini. Osmanlı şanslıydı ki Sokollu gibi bir vezir vardı o dönem.

- Ekber ve Erşed sistemi. Osmanlı'yı yıkılışa götüren en büyük sebeplerin başını bu sistem çekmektedir zannımca. Kafese tıkılan şehzadeler; becereksiz, tecrübesiz bir şekilde tahta çıkıp sınırları böylesine geniş bir imparatorluğu yönetmeye çalışmıştır. Çocuk denecek yaşlarda tahta çıkan padişahlar bu duraklama, gerileme vs dönemlerini atlatamamışlardır veya annelerinin ya da tek amacı para olan devlet adamlarının etkisinde kalmışlardır. Tabiki arada iyileride çıkmıştır. (IV.Murad gibi)

- Ordunun bozulması. I.Murad zamanında kurulan Yeniçeri Ocağı anlayışı ''Ocak devlet içindir''den bir anda ''Devlet ocak içindir''e dönmüştür. Hotin Seferinden kesin bir sonuç alamayıp Hotin Antlaşması imzalanmıştır. Bu anlaşmayı imzalamamızın bir sebebide Yeniçerilerin savaşa kendilerini vermemeleridir. Rüşvetçilik, vergi kaçakcılığı orduyada yayılmıştır. Öyle ki hazinede ki para eksikliğinin kaynaklarını araştıran Genç Osman, askere verilen parayla asker sayısının orantısız olduğunu görünce maaş kesintisine gitmiştir. Bu durumdan rahatsız olan rüşvet yiyen Yeniçeri Ağaları kazan kaldırmıştır ve tarihte eşine az rastlanır bir şekilde bir hükümdarı, bir cihan sultanını İstanbul sokaklarında içlik/pijamalarıyla dolaştırmışlardır. Bu çok vahim bir durumdur. Girit Adası'nın fethinin 24 yıl kadar uzunca sürmesi de donanmanında artık eski gücünde olmadığını göstermektedir.

Arkadaşlar tarih ihtimaller üzerine konuşulmaz. Yok Cem Sultan gelseydi yok şu gelseydi bu gelseydi diyemeyiz. Belki de daha kötü olacaktı, belki de daha erken yıkılacaktı devlet. Olanları değerlendirin, olmayanları değil. Abuk sabuk rivayetlere de itibar etmeyin, yok o karının peşinde koşarken öldü de bilmem ne.
 

Mangudaii

Knight at Arms
WBWF&SNWVC
Best answers
0
Her huzura gelen elçiye, sefire ''Ben yedi iklimin hünkarı, cihanın padişahı, Allah'ın yeryüzünde ki gölgesi.'' deyip tokat sallarsak böyle olur. Cidden kendimizi herkesten üstün görme konusunda bazen çok ileri gidiyoruz. Tamam geçmişimizde gayet güzel başarılar elde etmişiz fakat geçmiş geçmişte kalmıştır geçmişimizle sadece övünebilir ve gençliğimize anlatabiliriz. Merak ettiğim bir diğer hususta bazı padişahlar gibi gerici davranmayıp Cumhuriyeti getirdiği için sevilmeyen Atatürk'tür. Ciddi anlamda söylüyorum küfür eden, hakaret eden veyahutta bunları geçtim saygı göstermeyen insanlar acaba köle gibi yaşamayı çok mu istiyorlar? Söyleyecek söz kalmamıştır bence. Bu arada bu konuyu hortlatma sebebim bu kadar mantıklı bir konunun bence güncel olarak tartışılmasının gerekiyor olmasıdır.
 

Prosperus

Knight at Arms
M&BWBWF&SNWVC
Best answers
0
Her huzura gelen elçiye, sefire ''Ben yedi iklimin hünkarı, cihanın padişahı, Allah'ın yeryüzünde ki gölgesi.'' deyip tokat sallarsak böyle olur. Cidden kendimizi herkesten üstün görme konusunda bazen çok ileri gidiyoruz. Tamam geçmişimizde gayet güzel başarılar elde etmişiz fakat geçmiş geçmişte kalmıştır geçmişimizle sadece övünebilir ve gençliğimize anlatabiliriz. Merak ettiğim bir diğer hususta bazı padişahlar gibi gerici davranmayıp Cumhuriyeti getirdiği için sevilmeyen Atatürk'tür. Ciddi anlamda söylüyorum küfür eden, hakaret eden veyahutta bunları geçtim saygı göstermeyen insanlar acaba köle gibi yaşamayı çok mu istiyorlar? Söyleyecek söz kalmamıştır bence. Bu arada bu konuyu hortlatma sebebim bu kadar mantıklı bir konunun bence güncel olarak tartışılmasının gerekiyor olmasıdır.
Bir akşam arkadaşın dayısının evinde bira içiyoruz (Tuborg Gold). Arkadaşın dayısı şehir dışında,dayının iki tane arkadaşıda Beşiktaş'ın maçını izlemeye gelmiş eve. Maçtan sonra o abilerle (30undan fazladırlar) bira içerken sohbet ediyoruz. Rahat 3 saat konuştuk. Bir tanesi muhabbet boyunca sarhoştu. Muhabbetin son yarım saat bir saati Atatürk'ten bahsediyoruz. Konuda Kemalizmi bir din hale getirmek. Biz diyoruz yok öyle birşey Kemalizm din değil siyasi düşünce, Atatürk'ün fikirlerini benimsemektir, gerçeği budur sen diğerlerini boşver, sağın yobazı olduğu kadar solunda yobazı var filan. Bu sarhoş olan abi şey diyor, ''Atatürk'ün heykelini dikenler Ataputçu, neden Peygamberimiz Hz.Muhammed'in resmi yapılmıyor,heykeli dikilmiyor'' gibisinden değişik bir yorum yaptı. Sarhoş, önündeki sehpada bira, dilde Peygamber, bilinçaltında İslam'ın yüzyıllardır resim ve heykel gibi sanatlara olan yorumundan bihaber olması dışında bir sıkıntı yok.
Bu anımı anlatmamın sebebi soruna cevap verebilmekti. Hani insanın okuması lazım. Bende küçükken şey derdim nasıl Hilafeti kaldırıyor filan sonra gerek Osmanlı Tarihi gerek Cumhuriyet Tarihi okudukça Hilafetin Cumhuriyette gerekli olmadığını hatta yeni düzene zarar verdiğini ve Halifeliğin yüzyıllardır bir anlamının kalmadığının, sembolik olduğunun farkına vardım. Sokakta kitap okumayıp, tarih hakkında bir bilgisi olmayıpta yorum yapan, padişahlara peygamber gözüyle bakan çok insan var dostum. Padişah içki içmez gibi saçma yorumlar yapıyorlar. Halbuki bilmiyorlar II.Selim'in şarapçı olduğunu, IV.Murad'ın içki ve tütünü yasaklayıp gene kendisinin fazla içki tüketiminden dolayı daha 28 yaşında vefat ettiğini. Bunları söyleyince de bu işin ehli, yıllarını vermiş tarihçiler tarih bilmez oluyorlar. O yüzden kitap okumalı, okutmalıyız.
 

Homerøs

Section Moderator
Best answers
0
Konu boyunca bir sürü şey yazılıp çizilmiş ama bence tek ve basit bir sebebi var: doğal sınırlara ulaşmak. Osmanlı İmparatorluğu doğal sınırlarına ulaşmıştı. O kadar bölgeyi, eyaleti kontrol etmek bugün bile zor. Üstelik Osmanlı sahip olduğu çoğu bölgeye kendi kültürünü yaymayı başaramadı. Anadolu'da bile asayiş dinamit gibiydi, her an patlayabilirdi ki çoğu zaman patlıyordu. Kendi topraklarında düzeni oturtamıyorken, başka topraklarda oturtmak çok zor. Tımar Sisteminin bozulması, kapitülasyonlar, ekber ve erşed sistemi vesayre etkili olmuştur. Ancak bunlar imparatorluğu zayıflatır, yıkmaz. Tarih boyunca yıkılan imparatorluklara bakın, doğal sınırlarına ulaştıkları görürsünüz. Her devletin bir ömrü vardır.
 

Cioss

Archduke
Best answers
0
Doğal sınır değil hacım dümdüz overstretching. Bütün büyük imparatorlukların başına gelen bir şey zaten bu durum. Roma da bu yüzden ikiye bölündü ya. Bunun ana sebebi olmasına katılmıyorum ancak. Sınırları aşırı geniş olmasa da yıkılacaktı. Konu boyunca yazıldı tonla şey tekrar etmeyelim.
 
Best answers
0
Kanuni'den sonraki padişahların yönetimde yetersiz olması, ülkenin kontrolünün kadınların ve diğer devlet adamlarının eline geçmesi.
Ben bunu Fatihten sonraki padişahlar diyor, ve arttırıyorum. :smile:

Konu boyunca bir sürü şey yazılıp çizilmiş ama bence tek ve basit bir sebebi var: doğal sınırlara ulaşmak. Osmanlı İmparatorluğu doğal sınırlarına ulaşmıştı. O kadar bölgeyi, eyaleti kontrol etmek bugün bile zor. Üstelik Osmanlı sahip olduğu çoğu bölgeye kendi kültürünü yaymayı başaramadı. Anadolu'da bile asayiş dinamit gibiydi, her an patlayabilirdi ki çoğu zaman patlıyordu. Kendi topraklarında düzeni oturtamıyorken, başka topraklarda oturtmak çok zor. Tımar Sisteminin bozulması, kapitülasyonlar, ekber ve erşed sistemi vesayre etkili olmuştur. Ancak bunlar imparatorluğu zayıflatır, yıkmaz. Tarih boyunca yıkılan imparatorluklara bakın, doğal sınırlarına ulaştıkları görürsünüz. Her devletin bir ömrü vardır.
Abi yorumuna katılıyorum güzel yazmışsın ama başındaki cümle hariç.

Doğal sınırlarla ve eyaletleri kontrol etmekle ve kendi kültürünü yaymakla bir alakasını olduğunu düşünmüyorum. Çünkü Osmanlı commonwealth bi ülke. Bir sürü milletin yönetimini, tabakasını oluşturduğu decentralize ama daha sonra centralize olmaya çalışmış bir imparatorluk. Ve osmanlı nın kendi kültürünü yaymak için bir çaba sarf ettiğini düşünmüyorum ki böyle bir şeyde tarihte yok sanırım. Belli başlı bazı bölgelerde yapılan iskan politikaları dışında. Ki o politikalar da az ve spesifik yerlerde uygulanmış.

Anadolu daki asayiş diyoruz mesela ama sadece barışta vergi savaşta ekstra vergi alınmak için bir arka bahçe gibi bişi anadolu. Ardı ardına kesilmeyen savaşlardan sonra anadolu gibi itaatkar bir coğrafyada bile asayiş bozulabiliyo tabi.
Osmanlı'nın son zamanlarına doğru anadoluya adam akıllı hizmet götürülmüyo gelişim olması için devlet müdahalesi yok, burjuva ülkede düzgün bir şekilde büyümüyor. Bütün gelişmeler ve reformlar İstanbulla sınırlı kalıyor. Böyle olursa olmaz tabi.

IV.Murad'ın içki ve tütünü yasaklayıp gene kendisinin fazla içki tüketiminden dolayı daha 28 yaşında vefat ettiğini. Bunları söyleyince de bu işin ehli, yıllarını vermiş tarihçiler tarih bilmez oluyorlar. O yüzden kitap okumalı, okutmalıyız.
Evet o zaman aslında bu yasak kararlarının 4.Murad ın kendi ham iradesiyle değil ulema nüfuzuyla verilen bir karar olduğunu da anlayabiliriz. Koskoooca padişaha söz geçiren kast sistemindeki bir tabaka olan din adamları (ulema)na bak beee.

Öncelikle size var olan teorileri ve sonra da kendi fikrimi söyleyeceğim :cool:

Teori 1- Her şey Fatih'ten sonra başa Cem Sultan'ın gelmemesiyle onun yerine 2.Beyazıt'ın gelmesiyle başladı.
Bilindiği üzere Fatih kendi portresini yaptırarak Kuran'ın en katı olduğu konuda(şirk koşmak) ona karşı gelen ilk padişahtır. Celal Şengör'ün iddiasına göre hatta Müslüman olmadığı bile iddialar arasındadır.
Şunu unutmayın ki Müslüman olmadığına dair 1 kanıt Müslüman olduğuna dair bir sürü kanıttan daha değerlidir. Neden ? Çünkü bir islam devletinin padişahıydı. Yani savaştan önce ordusuyla namaz kılması ya da kılıcının üzerinde arap harfleri bulunması bir şey ifade etmiyor. Peki nelerdir bu kanıtlar ? Kendi portresini yaptırması, içki içmesi ve Celal Şengör'ün bir programda dediğine göre akıl hocasıyla islamla dalga geçmesi(herhalde yalan olsa bir sürü başka tarihçi daha sonra üzerine atlardı ama herkes sessiz kaldığına göre doğru)
Fatih'ten sonra Fatih'in isteğinin aksine kendisi gibi aydınlanmış bir Rönesans hükümdarı olabilecek Cem Sultan'ın yerine bir şekilde çok daha sofu olan oğlu 2.Beyazıt'ın geçmesi, Osmanlı'nın rönesans devleti mentalitesinden çıkıp tekrar orta çağ devleti mentalitesine sahip olmasına sebep olduğu düşünülür. Zaten 2.Bayezid-Yavuz-Kanuni Osmanlının ilerici mentalitesi için bir bermuda şeytan üçgeni olmuşlardır, sonradan gelen padişahlar da onları örnek almışlardır. Zaten Kanuni ile beraber ulema işi kapıyor oradan sonrası için umut yok yani.

Teori 2- Safevi devletinin kurulması ve kızılbaş sorunu.
Şunu hiçbir zaman unutmayın ki Osmanlı tam tamına bir ''vizyonsuzluk'' imparatorluğudur. Yani akp'nin bir imparatorluk yönettiğini düşünebilirsiniz(biraz abartı).
Osmanlı kızılbaş sorununun kendisi için ne kadar fundamental bir problem olduğunu asla ve asla görememiştir. Yüzyıllar boyunca kızılbaşlarla didinip durmuşlardır. Bir söz vardır: ''götüyle çok uğraşan ishal olur''.

Osmanlı'yı kim kurdu ? Orta Asya'dan Moğol istilasından kaçan Türkmenler, Selçuklu idaresinden kaçan batıni şeyhleri(Hacı Bektaş-ı Veli ya da onun müritleri(Hacı Bayram Veli falan)). Batıniler:
Batınileri kızılbaşların ataları olarak düşünebilirsiniz. Anadolu Selçuklularını aslında Moğollar tek başında yıkmadılar. İlk Baba İlyas isyanı çıktı. Baba İlyas bir Batıni şeyhidir. Bunlar da Şiiliğe bağlı 12 imamcılardır ve yine tıpkı kızılbaşlar gibi islamı göçebe yaşam tarzıyla, Türkmelikle harmanlamışlardır. Selçuklu ise son dönemlerinde iyice Farslaşmış (keykubat, keyavus more, alp arslan, kılıç arslan less; Keykubat bu arada Fars tarihinde sürüyle göktürk öldüren bir Fars kahramanıdır), yani devletin yerleşikleri göçebelere tercih etmesi falan bu isyanı tetiklemiştir. Bu aslında her Türk-islam devletinde süregelen bir sorun olmuştur, hakanın zamanla yerleşiklere yavşaması ve hatta Türkmenin önünü kesmek için bir Gılam(Osmanlıda yeniçeri) ordusu kurması. Selçuklu'nun kendi ordusu tamamen yok oldu(isyancılar mı yok etti yoksa zaten isyancıların kendisi mi orduydu emin değilim, sonuçta ordu da Türkmenlerden oluşuyordu, az sayıda Gılam'ı da öldürdüler zaten) hatta Selçuklu Sultanı bu isyanı haçlı seferleri için gelen NORMAN ASKERLERİni kiralayarak bastırdı. Moğollarda bunu görüp fırsata çevirdiler ve ver elini Kösedağ bozgunu
Osmanlı İmparatorluğu aslında bu bu göç akımının oluşturduğu potansiyelin bir imparatorluğa çevrilmesinden başka bir şey değildir.
Yani Türkmenin batıya göçünün Osmanlı için ne kadar önemli olduğunu anlamanızı istiyorum. Bunu anladıktan sonra Şah İsmail hareketinin Osmanlı'nın kaderini ne ölçüde mühürlediğini ve Osmanlı'nın da yüzyıllarca hiçbir uzlaşma çabasında bulunmayıp çareyi bölgedeki Kürt beyliklerini desteklemede araması...
Yani efendim Osmanlı yüzyıllarca anadoludaki kızılbaş varlığını gözardı etmiş ya da bastırmış, hakaretler, katliamlar ve iftiralar atmış ve hiçbir zaman hiçbir şekilde uzlaşma yapmayı düşünmemiştir.

Bütün o doğuda sorun çıktı diye(safevi imparatorluğu ya da anadoluda kızılbaş isyanı) iptal edilen, aylar sonra geri dönülmek zorunda kalınan Avrupa seferlerini düşünün. Osmanlı Nuh demiştir peygamber dememiştir. Kendi götüyle inatlaşmıştır ve ishal olmuştur.

Pek çok kişi bilir ki en mezhepçi sünniler alevilerin yoğun yaşadığı yerlerde çıkar, bunu bir etki tepki meselesi olarak düşünebilirsiniz. Safevi devletinin kurulması pek çok anlamda Osmanlı devletini mahvetmiştir. Çünkü hem Orta Asya'dan gelen göçün önü kesilmiştir, hem Anadolu'da normal şartlarda Tımarlı Sipahilik yapan Türkmen Osmanlıya düşman olmuştur hem batıdaki bir sürü sefer aksamak zorunda kalmıştır hem de devlet yukarıda bahsettiğim sebepten ötürü kızılbaş tehditinden dolayı aşırı sünni(dini)bir karakter kazanmıştır.

Hatta Yavuz Sultan Selim, Safevi seferinden hemen sonra Mısırı fethettikten sonra oradan aşırı katı bir mezhep getirmiştir(mu-tezile mezhebi, kimi tarihçiler Osmanlının çöküşünü buraya bağlar).

Osmanlıda bundan sonra ulema sınıfı o kadar güçlenir ki bildiğin imparatorluğun kanseri haline gelirler. Özellikle Yavuzdan sonra bayrağı eline alan Kanuni döneminde Osmanlı'nın en yobaz din adamlarından birisi şeyh-ül islam olur, Ebu Suud Efendi(!).

Teori 3-İşte Teori 3'de burada başlıyor: Teori 3 Ebu Suud'dan başlatılır ancak gördüğünüz gibi her şey bağlantılı aslında.
Hatta şunu söyleyince beni çok daha iyi anlayacaksınız, adamın adına bir bakın, sizce bu adam nereli olabilir ? Adam çorumlu arkadaşlar. Çorumlu bir ebu suud. Neyse bu adam o kadar berbat bir insandır ki Yunus Emre'yi kafir ilan etmiştir ve onun şiirlerini dinlemeyi küfür olarak nitelendirmiştir. Kızılbaşların katli vaciptir olayında bayrağı devralıp daha da yükseklere dikmiştir. "Kızılbaşların topluca öldürülmeleri elbette dinimize göre helaldir. bu, en büyük, en kutsal savaştır... bu yolda ölmek de şehitliğin en ulusudur"


Ancak en berbat fetvası aslında çok şey anlatıyor: ''medreselerde müspet ilim okutulmasına gerek yoktur''
Yani medreselerde pozitif bilim okutulmasına gere yok demek günümüz Türkçesiyle.
Bu fetva üzerine medreselerdeki; fen, kimya, biyoloji, mantık, felsefe ve matematik gibi bütün pozitif ve akla dayanan bilimsel dersler kaldırılmıştır.
Ebu suud'un başka bir sıçmığı: Karagöz oyunları ve kahve içilmesinin yasaklanması, müziğe karşı çıkıp Anadolu’da kopuzu ve düğünlerde çalınan çalgıları "kafir işidir" diyerek yasaklaması, Yunus Emre'yi kafir ilan etmiştir ve onun şiirlerini dinlemeyi küfür olarak nitelendirmiştir.

Souç olarak ulema sınıfı yani günümüz versiyonuyla siyasal İslamcılar çok güçlendiler ve her türlü gelişmeye, pozitif bilme karşı çıktılar. Geleneksel yollara sıkı sıkı sarınıldı ve bu da devleti daha sonra batıya bağımlı yaptı.

Bakın Osmanlı'da islamın bu hali almasının bir sakıncası da Avrupa'da daha ''uzaylı'' bir devlet haline gelmesi olmuştur. Şöyle ki Bektaşi tarikatı öyle bir tarikattı ki balkanlarda Hristiyan olup yine de bektaşi olan insanlar vardı. Yani Bektaşiler diyorlardı ki ''Dünya'daki bütün dinler, bütün peygamberler doğrudur'' Tabii bu ulema tabakasının tepkisini çekiyordu ancak o zamanlar ulema tabakası pek güçlü değildi. Bektaşilerin kadınlı, erkekli dans etmeleri; hayvanlarla ve doğayla iç içe olmaları, ritüellerinin dans olması ve bunu müzikle yapmaları, dinlerinin mistik bir havası olmaları, Hristiyan azizlerini de kutsal kabul edip saygı duymaları Balkanlı halkların çok hoşuna gitmişti.
O yüzden işte yeniçeri devşirmelerinde sorun çıkmadı ! Çünkü böyle bir islami anlayış onların kökleriyle çelişmiyordu.
 
Last edited:

Prosperus

Knight at Arms
M&BWBWF&SNWVC
Best answers
0
Ben bunu Fatihten sonraki padişahlar diyor, ve arttırıyorum. :smile:



Abi yorumuna katılıyorum güzel yazmışsın ama başındaki cümle hariç.

Doğal sınırlarla ve eyaletleri kontrol etmekle ve kendi kültürünü yaymakla bir alakasını olduğunu düşünmüyorum. Çünkü Osmanlı commonwealth bi ülke. Bir sürü milletin yönetimini, tabakasını oluşturduğu decentralize ama daha sonra centralize olmaya çalışmış bir imparatorluk. Ve osmanlı nın kendi kültürünü yaymak için bir çaba sarf ettiğini düşünmüyorum ki böyle bir şeyde tarihte yok sanırım. Belli başlı bazı bölgelerde yapılan iskan politikaları dışında. Ki o politikalar da az ve spesifik yerlerde uygulanmış.

Anadolu daki asayiş diyoruz mesela ama sadece barışta vergi savaşta ekstra vergi alınmak için bir arka bahçe gibi bişi anadolu. Ardı ardına kesilmeyen savaşlardan sonra anadolu gibi itaatkar bir coğrafyada bile asayiş bozulabiliyo tabi.
Osmanlı'nın son zamanlarına doğru anadoluya adam akıllı hizmet götürülmüyo gelişim olması için devlet müdahalesi yok, burjuva ülkede düzgün bir şekilde büyümüyor. Bütün gelişmeler ve reformlar İstanbulla sınırlı kalıyor. Böyle olursa olmaz tabi.


Evet o zaman aslında bu yasak kararlarının 4.Murad ın kendi ham iradesiyle değil ulema nüfuzuyla verilen bir karar olduğunu da anlayabiliriz. Koskoooca padişaha söz geçiren kast sistemindeki bir tabaka olan din adamları (ulema)na bak beee.

Dostum iki konuda da karşıma çıktın ve iki konuda da ulemaya savaş açmış vaziyettesin. Sana diğer konuda kaynaklarla birlikte birçok yazı paylaştım, yada senin alıntıladığın veya örnek aldığın arkadaşın ve senin dilinden konuşmak gerekirse g*tten anlayıp yorum yapmadım. Evine as dediğin yazı veya ''teoriler'' daha ilk baştan s*çmış, sıvıyor. Şunu öğren sen önce, tarih ihtimallerle konuşulmaz. Tarih olanı nakleder, olan üzerinden yorum yapar, olmayını konuşmaz. Yok Yıldırım Ankara Savaşında yenilmeseydi ne olurdu? Yok Bayezid yerine Cem geçseydi ne olurdu? Yok Şehzade Mustafa öldürülmeseydi ne olurdu? Bunlar tarih bilimine uymayan sorular. Bunu anlayın önce. Zaten daha ilk soruda belirsizlik başlıyor. Yıldırım kazansaydı esir düşmeyecekti, hayatta kalacaktı, belki birkaç sene sonra eceliyle ölecekti. Peki arkadaşım, yerine gene kardeşler arasından en küçük olanı yani 5. padişah Çelebi Mehmet tahta geçer miydi? Muhtemelen payitahta en yakın konumda olan, hızlı olan, becerikli olan tahta geçerdi. Süleyman Çelebi'nin tahta geçip Çelebi Mehmet'in de diğer abileri gibi öldürülmeyeceği ne malum? Böyle bir senaryonun devamında, maalesefki Fatihe yer yok, Yavuza yer yok, Kanuni'ye yer yok! Belkide 1566 yılında Osmanlı bile tarih sahnesinden çekilmiştir. Senin için iyi bir haberim de var ama bu senaryoda, savaşacağın bir ulema sınıfıda yok. Öte yandan hadi senaryomuzu değiştirelim. Cihan sultanı Fatih vefat etmiş ve yerine Cem geçmiş. Eee, sonra? Bu adam şehzadeliğinde kaç savaşa girip galip ayrılmış? Yada gerçek tarihte kardeşiyle giriştiği savaşları hep kaybederek kaçmak zorunda kalan birisine nasıl bu kadar itimat edebiliyorsunuz? Yermeye doyamadığınız Sofu (!) Bayezid (elbetteki yanlışları var Bayezid destekçisi değilim olanı söylüyorum), göklere çıkarıp tarih bilimini yararak savunduğunuz Cem Sultan'ı kaç defa mağlup etti? En azından kendi tahtını koruyacak kadar. Yani uzun lafın kısası ihtimaller üzerinden konuşmayı bırakın artık.
Diğer bir konu, evet tabiki pozitif bilimlerin müfredattan kaldırılması yada Fatih kadar döneminden de öte modern düşünen bir padişahta gelmedi. Ama onu yetiştirende ulema sınıfına mensup kişilerdi. Örneklerini Fatih Sultan Mehmet gayrimüslim midir konusunda verdim.
Ayrıca bu Alevi Türkmen isyanları (Celali veya Suhte ayaklanmaları adı veririz) topraksız köylüler, ağır vergilerden ezilenler, toprakları elinden alınmış eski sipahiler, sekbanlar, yerel idarecilerin baskı ve adaletsiz yönetiminden şikâyetçi olan kitleler (bu son kitle Hz.Ali'nin 661 de ki ölümünden beri süregelen bir durum, Osmanlı da pektabi bundan nasibini almıştır ama doğrudan bununla alakası yoktur, tamamiyle mezhep farkının ortaya çıkardığı, ekonomik krizlerin etkisiyle,gene bir Türk devletinin tek devlet inancıyla yola çıkarak maşa olarak kullandığı insanlar tarafından kılıf uydurulmak istenen bir sorun) tarafından ayaklanmalar çıkarılırdı. Görmüş olacağın üzere temel sorun ekonomik sorun.
Bir diğer sorunda padişahların saltanattan elini ayağını çekmesidir. Padişah bir dönemden sonra sembolik hale gelmiştir. Bu tezide Doç. Dr. Emrah Safa Gürkan'ın kaleme aldığı ve tarih merakı olan herkesin ve konu başlığındaki gibi bu tarz soruların cevaplarını merak edenler için şiddetle tavsiye ettiğim tarihteki yanlış sorulara doğru cevaplar aradığı ''Bunu Herkes Bilir'' kitabından cümleler alıntılayarak desteklemeye çalışacağım:
Artık önemli olan merkezdeki gücün nasıl dağıldığıdır. Kanuni'nin ölümünün ardından Sokollu'nun adeta imparatorluğu tek başına yönetir duruma gelmesi, tek belirleyecinin sultan olmadığının açık bir göstergesidir. Sokollu'nun bir suikasta kurban gidip sahneden çekilmesinin ardından III.Murad'ın veziazamlığı kaldırmayı bile düşünmesi, güçlü bir sadrazamın sarayda yarattığı sıkıntının en güzel işareti değil midir? Bu dönemi takip eden iki buçuk yüzyıl içinde artık merkezde daha dengeli bir güç dağılımı kendini gösterecek ve sultan yavaş yavaş sembolik bir konuma itilecektir.
Umarım kendimi iyi bir şekidle ifade edebilmişimdir.
 
Best answers
0
Dostum iki konuda da karşıma çıktın ve iki konuda da ulemaya savaş açmış vaziyettesin. Sana diğer konuda kaynaklarla birlikte birçok yazı paylaştım, yada senin alıntıladığın veya örnek aldığın arkadaşın ve senin dilinden konuşmak gerekirse g*tten anlayıp yorum yapmadım. Evine as dediğin yazı veya ''teoriler'' daha ilk baştan s*çmış, sıvıyor. Şunu öğren sen önce, tarih ihtimallerle konuşulmaz. Tarih olanı nakleder, olan üzerinden yorum yapar, olmayını konuşmaz. Yok Yıldırım Ankara Savaşında yenilmeseydi ne olurdu? Yok Bayezid yerine Cem geçseydi ne olurdu? Yok Şehzade Mustafa öldürülmeseydi ne olurdu? Bunlar tarih bilimine uymayan sorular. Bunu anlayın önce. Zaten daha ilk soruda belirsizlik başlıyor. Yıldırım kazansaydı esir düşmeyecekti, hayatta kalacaktı, belki birkaç sene sonra eceliyle ölecekti. Peki arkadaşım, yerine gene kardeşler arasından en küçük olanı yani 5. padişah Çelebi Mehmet tahta geçer miydi? Muhtemelen payitahta en yakın konumda olan, hızlı olan, becerikli olan tahta geçerdi. Süleyman Çelebi'nin tahta geçip Çelebi Mehmet'in de diğer abileri gibi öldürülmeyeceği ne malum? Böyle bir senaryonun devamında, maalesefki Fatihe yer yok, Yavuza yer yok, Kanuni'ye yer yok! Belkide 1566 yılında Osmanlı bile tarih sahnesinden çekilmiştir. Senin için iyi bir haberim de var ama bu senaryoda, savaşacağın bir ulema sınıfıda yok. Öte yandan hadi senaryomuzu değiştirelim. Cihan sultanı Fatih vefat etmiş ve yerine Cem geçmiş. Eee, sonra? Bu adam şehzadeliğinde kaç savaşa girip galip ayrılmış? Yada gerçek tarihte kardeşiyle giriştiği savaşları hep kaybederek kaçmak zorunda kalan birisine nasıl bu kadar itimat edebiliyorsunuz? Yermeye doyamadığınız Sofu (!) Bayezid (elbetteki yanlışları var Bayezid destekçisi değilim olanı söylüyorum), göklere çıkarıp tarih bilimini yararak savunduğunuz Cem Sultan'ı kaç defa mağlup etti? En azından kendi tahtını koruyacak kadar. Yani uzun lafın kısası ihtimaller üzerinden konuşmayı bırakın artık.
Diğer bir konu, evet tabiki pozitif bilimlerin müfredattan kaldırılması yada Fatih kadar döneminden de öte modern düşünen bir padişahta gelmedi. Ama onu yetiştirende ulema sınıfına mensup kişilerdi. Örneklerini Fatih Sultan Mehmet gayrimüslim midir konusunda verdim.
Ayrıca bu Alevi Türkmen isyanları (Celali veya Suhte ayaklanmaları adı veririz) topraksız köylüler, ağır vergilerden ezilenler, toprakları elinden alınmış eski sipahiler, sekbanlar, yerel idarecilerin baskı ve adaletsiz yönetiminden şikâyetçi olan kitleler (bu son kitle Hz.Ali'nin 661 de ki ölümünden beri süregelen bir durum, Osmanlı da pektabi bundan nasibini almıştır ama doğrudan bununla alakası yoktur, tamamiyle mezhep farkının ortaya çıkardığı, ekonomik krizlerin etkisiyle,gene bir Türk devletinin tek devlet inancıyla yola çıkarak maşa olarak kullandığı insanlar tarafından kılıf uydurulmak istenen bir sorun) tarafından ayaklanmalar çıkarılırdı. Görmüş olacağın üzere temel sorun ekonomik sorun.
Bir diğer sorunda padişahların saltanattan elini ayağını çekmesidir. Padişah bir dönemden sonra sembolik hale gelmiştir. Bu tezide Doç. Dr. Emrah Safa Gürkan'ın kaleme aldığı ve tarih merakı olan herkesin ve konu başlığındaki gibi bu tarz soruların cevaplarını merak edenler için şiddetle tavsiye ettiğim tarihteki yanlış sorulara doğru cevaplar aradığı ''Bunu Herkes Bilir'' kitabından cümleler alıntılayarak desteklemeye çalışacağım:

Umarım kendimi iyi bir şekidle ifade edebilmişimdir.
Aynı kitabı okudum.

Evine as dediğin yazı veya ''teoriler'' daha ilk baştan s*çmış, sıvıyor. Şunu öğren sen önce, tarih ihtimallerle konuşulmaz. Tarih olanı nakleder, olan üzerinden yorum yapar, olmayını konuşmaz. Yok Yıldırım Ankara Savaşında yenilmeseydi ne olurdu? Yok Bayezid yerine Cem geçseydi ne olurdu? Yok Şehzade Mustafa öldürülmeseydi ne olurdu?
İyide ben bu yorumundan farklı düşünmüyorum ki zaten? Tarihte neyin ne olduğu belli zaten. ben ucu açık ve her zaman çok farklı bir şekilde yorumlana(bile)cak mevzuları yorumlamak için tarihe ilgi duyuyorum ve bu yönde araştırma yapıyorum. Yoksa şu senede şu savaş olmuş haçova savaşı şu senede olmuş tahta cem sultan geçmiş bunlar benim için de çok önemli değil. Ama benim şuan ki hayatıma ve hayat standartlarıma etki eden geçmişteki vuku bulan kırılma anı olan olaylar ve kurumlar, sosyeteleri her zaman ağır bir şekilde gözlemlerim yorumlarım. Çünkü bazen tarih gerçekten tekerrür eder. Şuan ki cennet vatan türkiyemiz de olduğu gibi. Ve beni şuanda etkileyen geçmişin şimdiden sonraki gelecekleri etkilemesine izin veremem.

Ayrıca fatihi eğiten ulemadan saydığımız kişileri biliyorum ve hepsi çok saygı duyduğum insanlar. Akşemseddin dediğimiz alim her şeyden önce bir doktor, tıp alimi. Ulema da zamanla değişti, evrim geçirdi. Fatihi eğitenlerle diğerleri nasıl bir tutulabilir?? Fatihe 7 tane dil öğretenler ile padişahları zorla sembolik hale getiren ve ülkeyi yobazlığa mahkum eden tabakayla bir tutulamaz asla.

Nedense Fatihe birisi ateist miydi hristiyan mıydı dediğinde genellikle bir tilt akımı dolaşıyor o yorumu okuyan insanların aklında. Çünkü herkes sevdiği kişinin kendisine benzemesini istiyor. Aslında Fatih dirilipte gelip ben ateistim, müslümanım ya da hıristiyanım demedi bu yüzden kanıtlanamaz bişi. Ben ateş olmayan yerden duman çıkmaz sözüne göre değerlendiriyorum bu tür olayları. Yoksa fatih ateist olsa da benim hayatıma bir etkisi yok ancak anlaşılan bazı insanlara çok etkisi oluyor gibi.

Osmanlı da pektabi bundan nasibini almıştır ama doğrudan bununla alakası yoktur, tamamiyle mezhep farkının ortaya çıkardığı, ekonomik krizlerin etkisiyle,gene bir Türk devletinin tek devlet inancıyla yola çıkarak maşa olarak kullandığı insanlar tarafından kılıf uydurulmak istenen bir sorun) tarafından ayaklanmalar çıkarılırdı. Görmüş olacağın üzere temel sorun ekonomik sorun.
Bir diğer sorunda padişahların saltanattan elini ayağını çekmesidir. Padişah bir dönemden sonra sembolik hale gelmiştir. Bu tezide Doç. Dr. Emrah Safa Gürkan'ın kaleme aldığı ve tarih merakı olan herkesin ve konu başlığındaki gibi bu tarz soruların cevaplarını merak edenler için şiddetle tavsiye ettiğim tarihteki yanlış so
:grin:. Çok farklı da düşünmediğimizi sanıyorum ama aradaki çatışma nerede ve neden kaynaklanıyor tam anlamış değilim. Ulemayı ya da ne biliyim diyaneti ve bir çok din adamlarından haz etmiyorum.
 

Kara Bey

Sergeant Knight
Best answers
0
Tek sebebi yok. İç ve dış dinamikler yıkılmasına sebep oldu. Bu dinamikleri bilim, yönetim, siyaset, toplum bilim, diplomasi, savaş stratejileri, olağanüstü durumlar gibi onlarca sebebe dayandırabiliriz. Falanca iş oldu da Osmanlı geri kalıp yıkıldı demek için yüzlerce sebep var. Sadece Osmanlı değil herhangi bir devlet için de geçerli bu sebepler. İbn Haldun da metafizik olarak devletleri insana benzetir. Her devlet doğar, büyür, olgunlaşır, yaşlanır ölür. Öyle de olmuş hakikaten. Şu anki ülkeler için de geçerli bu durum. ABD kesin yıkılmaz parçalanmaz diyemeyiz. Çin'e bir şey olmaz diyemeyiz. Türkiye'ye kimse bir şey yapamaz diyemeyiz.
 
Last edited:

Prosperus

Knight at Arms
M&BWBWF&SNWVC
Best answers
0
Aynı kitabı okudum.



İyide ben bu yorumundan farklı düşünmüyorum ki zaten? Tarihte neyin ne olduğu belli zaten. ben ucu açık ve her zaman çok farklı bir şekilde yorumlana(bile)cak mevzuları yorumlamak için tarihe ilgi duyuyorum ve bu yönde araştırma yapıyorum. Yoksa şu senede şu savaş olmuş haçova savaşı şu senede olmuş tahta cem sultan geçmiş bunlar benim için de çok önemli değil. Ama benim şuan ki hayatıma ve hayat standartlarıma etki eden geçmişteki vuku bulan kırılma anı olan olaylar ve kurumlar, sosyeteleri her zaman ağır bir şekilde gözlemlerim yorumlarım. Çünkü bazen tarih gerçekten tekerrür eder. Şuan ki cennet vatan türkiyemiz de olduğu gibi. Ve beni şuanda etkileyen geçmişin şimdiden sonraki gelecekleri etkilemesine izin veremem.

Ayrıca fatihi eğiten ulemadan saydığımız kişileri biliyorum ve hepsi çok saygı duyduğum insanlar. Akşemseddin dediğimiz alim her şeyden önce bir doktor, tıp alimi. Ulema da zamanla değişti, evrim geçirdi. Fatihi eğitenlerle diğerleri nasıl bir tutulabilir?? Fatihe 7 tane dil öğretenler ile padişahları zorla sembolik hale getiren ve ülkeyi yobazlığa mahkum eden tabakayla bir tutulamaz asla.

Nedense Fatihe birisi ateist miydi hristiyan mıydı dediğinde genellikle bir tilt akımı dolaşıyor o yorumu okuyan insanların aklında. Çünkü herkes sevdiği kişinin kendisine benzemesini istiyor. Aslında Fatih dirilipte gelip ben ateistim, müslümanım ya da hıristiyanım demedi bu yüzden kanıtlanamaz bişi. Ben ateş olmayan yerden duman çıkmaz sözüne göre değerlendiriyorum bu tür olayları. Yoksa fatih ateist olsa da benim hayatıma bir etkisi yok ancak anlaşılan bazı insanlara çok etkisi oluyor gibi.



:grin:. Çok farklı da düşünmediğimizi sanıyorum ama aradaki çatışma nerede ve neden kaynaklanıyor tam anlamış değilim. Ulemayı ya da ne biliyim diyaneti ve bir çok din adamlarından haz etmiyorum.
Fatih isterse Hristiyan olsun hiç fark etmez gene bizim kültürümüze, tarihimize ait bir şahsiyet. Ki aynı konular Atatürk etrafında da dönüyor. Lakin gereksiz konular bunlar. Din meseleleri kişi ile Tanrı arasında olan bir durum. Ters düştüğümüz yada olaylara farklı bir noktadan baktığımız için dini bütün muhafazakar birisi olduğum anlaşılmasın. Senin kadar Bayezid'in sözde Sofuluk yaptığı olaylara (Fatih'in portresini saraydan çıkarması gibi) bende sinirliyim, bende hazzetmiyorum. Evet haklısın Fatih'i eğitenle diğer dönemdekiler bir değil ama sen yorumu, iki konuda da tartıştık seninle habire dönüp dolaşıp bir şekilde ulemaya bağlıyorsun. Ben günahsızlar demiyorum evet illa ki etkileri var. Bu yadsınamaz bir gerçek ama işin içine duygu sokuyorsun sen dostum. Anladığım kadarıyla sol bir görüşe sahipsin evet bende sol görüşlüyüm evet senin kadar bende haz etmiyorum diyanetten. Gere kafasına göre yorumlamalar olsun gerek bu kurumun başkanı 10 Kasımda kendini tarihçi diye tanıtan manda ve himayeyi kabul etseydik daha iyi olurdu zihniyetine sahip bir şahsı ziyarete gittiğinden mütevellit bende haz etmiyorum. Ama bunu tüm tarihe mâl ediyorsun, sebebide mevcut iktidarın Osmanlıcı olmasından dolayı. Bu Cumhuriyet tarihi boyunca böyleydi. Cumhuriyet'in ilk yıllarında nasıl Osmanlı nefreti varsa bu zamanda da Cumhuriyet karşıtı cahil insanlar var. Kişisel duygularını bırakıp yorum yapsan uzlaşabileceğimizi düşünüyorum ben. Tekrar söylüyorum Fatih'in ateist olup olmaması umrumda değil benim, benim amacım bildiğimi konuşmak. Kaynak belirtmeden Ateistti diye bir yorum yapmak tarih bilimine uyan bir şey değil. Diğer konu için benim derdim bununla. Şu an post attığımız konunun sorusuna zaten önceki iletilerde ben bildiğim bilgileri paylaşmıştım.