Orta Asya

Users who are viewing this thread

Lt_Ghost

Grandmaster Knight
vzl83z.png
Alptuğ Bey: Hikayemizi anlatan ''dede''. Eski bir Türk Lordudur. ''Maceracılığı'' bırakıp köye yerleşmiştir. Anlatttığı hikaye sırasında 21, şu anda 69 yaşındadır.
Kadir: Konuyu dinleyen arkadaş. Aklında her zaman Karahanlı Devletini tekrar birleştirmek vardır. 18 yaşındadır.(Anlattığı sırada Karahanlılar bölünmüştür.)

Kapıyı çalarak içeri girdi Kadir. Adetiydi, her zaman kapıyı çalardı dedesinin odasına girmeden önce.
-Es-Selamun Aleyküm, diyerek selam verdi.
-Aleyküm Selam evlat, gel otur şöyle yanıma.
Dedesinin dizinin dibine oturuverdi Kadir. Sonra:
-Dedem, bugün Asya'ya ilk geldiğin günü anlatacaktın, diyerek bir çocuk edasıyla dedesinin gözlerinin içine baktı.
-Rahat ol evlat sözümüzden dönmeyiz biz, diyerek her zamanki klişe cevaplarından vermişti Alptuğ.
-Buyur dedeciğim seni dinliyorum, diyerek yine uysallığını göstermişti Kadir.

-Anlatayım evlat. 1026 yılının başlarıydı. Bir Kervan ile Kaşgar'a gidiyorduk. Şehre vardığımızda konaklayabileceğimiz bir yer bulduk. Biraz gezeyim diyerek dışarı çıktım. Bir Haydut üzerime doğru koşuyordu. Kılıcımı çektim ve bir an bile tereddüt etmeden onun boğazını kestim. Kaşgar Tüccarı Alihan adındaki birisi yanıma yaklaştı. Tam kılıcımı çekecekken ''Ben onlardan değilim'' diye bağırdı. Beni evine davet etti. Kız kardeşi kaçırılmıştı ve benden yardım istiyordu. Benim için iyi bir fırsattı. 5 adam toplamamı istedi. Kabul ettim ve bir gün aralıksız uyudum. Sabah kalkıp aşağı indiğimde tüccar beni bekliyordu. Handa 5 tane Kiralık Kılıç vardı. Onların hepsini aldım ve tüccarla konuştum. Kızının yerini birtek şehrin etrafında gezen birkaç haydut biliyormuş. O anda tüccarın kafasını koparmamak için kendimi zor tuttum. Baştan söyleseydi ya şunu. Neyse, sonra hiddetle dışarı çıktım.
Şehirden ayrıldım ve hemen o haydutları aramaya koyuldum. Pek uzakta değillerdi zaten. Direk karşısına dikildim adamın. Bana iltifat etti. Ancak ben buna daha çok sinirlendim. Hemen askerlerimle birlikte üzerlerine yürüdüm. Bu zavallıların üzerinde üst dahi yokken benim şövalyelerim neredeyse 50000 dirhemlik zırhlarla savaşıyorlardı. Hayatın acımasızlığını o an öğrendim. Sonra Haydutların 3'ünü öldürdüm, diğer adamı da atımla ezerek ve bayılttım. Bana esirimizin kamplarında olduğunu söyledi. Hiç korkmuyordum. Askerlerim çok daha iyilerdi ve onlar bu görev için feda edebilirdim. Direk kampa yöneldim. Bulmak biraz zor oldu ancak tehlikesiz bir yolculuktu. Büyük bir kanyon içinde buluverdim kendimi. Askerlerime Hücum diyerek bağırdım ve onlarca haydutun arasına girdim. Savaş bittiğinde askerlerim dimdik ayaktaydı. Kız ağlayarak yanıma geldi. Anlaşılan kıza ''dokunmuşlardı''. Ona bizimle gelmesinin doğru olmayacağını söyledim ve bizden biraz önde durmasını söyledim. Tüccar herzamanki gibi handaydı. Yanına gittiğimde bana yeni bir iş teklifi vardı. Şehirdeki bazı haydutları öldürmek gibi bir fikri vardı. Kabul etmedim. Çünkü bu birçok şehirli masum insanın ölümü ve biz Müslüman Türklerin hükümdarı Yusuf Harun Kadir Han'ın otoritesinin sarsılması ile sonuçlanacaktı. Zaten ülke karışıktı. Birde bunu kaldıramazdık. Oradan çıktım ve...Neyse vakit çok ilerlemiş. İyi geceler evlat. Yarın devam edelim.
-İyi geceler dedeciğim, diyerek çıktı Kadir ve yarın dedesinin ne anlatacağını merak ederek uykuya daldı.
Alptuğ Bey:
-Afiyet olsun. Gelin oturun.
-Tamam dedem. Dün...
-Tamam evlat, rahat ol.
''Şehre çıktım. Kaşgar çok zengin, güzel ve huzurlu bir şehirdi. Ancak param yoktu. Bu durumda hiçbir şey yapamayacaktım. Çünkü nüfusu da epey kalabalıktı ve maalesef iş imkanı yoktu.
Hancı bana Hükümdarımız Yusuf Kadir Han'ın ordusuna asker aradığını söyledi. Bu sayede cihat edebilecektim. Hemen Hükümdarımızla görüşmeye çıktım. Kapıdaki muhafız silahlarımı elimden aldı. Bir suikast söylentisi de sokaklarda geziyordu. Zira Fatîmi Devletinden Kaşgar'a gelen bir kervan içerisinden suikastçi bir Arap yakalanmıştı.
Beni bir Karahanlı Acemisi olarak haftalık dört dirheme himayesine alacaktı. Kabul ettim. Bir haftaya yakın yanında kaldım. Harekete geçene kadar izin istedim. Şehirde gezdim. Şehirden çıktım. Dışarıda 11 kişilik Haydut birliği vardı. Aralarına girmekten bir an bile kuşku duymadım. Kılıcımı çektim ve üstlerine yürüdüm. Böyle daha iyi olabileceğimi düşündüm. 1 haftadır piyade eğitimi alıyordum. haydutları gördüğümde işimin kolay olmayacağını anladım. 11 kişinin arasına girmediğim sürece avantajlıydım ancak çocukluğumdan itibaren pek hızlı koşamazdım. Birden taş fırlatmaya başladılar. Biraz sonra 1 taş kafama isabet etti. Sendeledim ancak pek birşey olmadı. İlk hayduta tekme atıp 2 kılıç darbesiyle yere serdim. Bir anda etrafımı sardılar. O arada Arslan Bey adındaki bir Türk beyi ordusuyla tepede gözüktü. Haydutların hepsi kaçmaya başladı. Biri hariç. Sopasıyla bana vurmaya çalışıyordu ancak hepsini karşılıyordum. Arslan Bey ordusuyla arkamda durdu. Haydutu yere yatırdım. Sonra Arslan Bey'in askerleri ellerinden tutarak kaldırdı. Neden kaçmadığını sordum. Bana ''Kadın gibi kaçmaktan sa erkek gibi ölmeyi yeğlerim.'' dedi. Diğer Haydutları yakaladık. Arslan Bey esirleri bana teslim etti. 1-2 saat kadar sohbet ettik. O anda askerler bir esir bulduklarını söylediler. Bu kişiyi ben tanımıyordum ancak Arslan Bey bu genç delikanlının Hünkarımızın kardeşi olduğunu söyledi. Genç delikanlı benimle birlikte Kaşgar'a abisinin yanına gelecekti. Arslan Bey rütbemin yükseltilmesi için Hünkarımızla konuşacağını söyledi. Şehre döndüm.
Teslim olmayan Haydut'un ismi Bakun'muş. Ailesi için yollara çıkmış ve bir lord onu asker olarak yanına almış. Sonra ordusuyla birlikte yenilmiş. Esir tüccarı tarafından satılacak iken kaçmış ve Bozkıra gelmiş. Kendisini Hünkarımızın yanına götürdüm. Benim Rütbemi Subaşı'lığa Arslan Bey'i de ülkenin Mareşalliğine yükseltti.. Bu kadar bugünlük yeter mi evlat?
-Elbette dedem. İyi geceler.
-İyi geceler...
NOT:
Arkadaşlar ilk hikayem eksiklerimi belirtin lütfen.
Ayrıca Mod yapımcılarından olduğum Karahanlı Destanı üzerinden anlatım yapıyorum.
http://forums.taleworlds.com/index.php/topic,300041.0.html
 
Bir nefeslik bölümdü,hoşuma gitti.Ayrıca hikaye yazıyorsun,sayıları sözcük olarak belirtmelisin,misal 50000 dirhem olur elli bin dirhem.Devamını getir (:
 
Back
Top Bottom