Gölge 1. Bölüm

Users who are viewing this thread

Status
Not open for further replies.
Arkadaşlar iyi-kötü yorumlarınızı bekliyorum, teşekkürler.                                 
     
GÖLGE

-Lord Lezalit, şu andan itibaren seni Isolla'ya yardım ve yataklıktan sürgün ediyor, bütün mal varlığına el koyuyorum ! Isolla kaçmış olabilir fakat sen kaçamadın !''

  Kral Harlaus bu sözlerinden sonra askerlerine 'götürün' anlamında bir bakış attı ve salondaki 2 muhafız Lezalit'in kollarına girip onu bir at arabası ile zamanında Nord Krallığı'na ait olan Sargoth Şehri'ne götürdüler. Lezalit kendisine ne olacağını biliyordu. Onu Sargoth Şehrinden gemi ile Sürgün Adası'na göndereceklerdi. Öyle de oldu. Diğer ülkelerle ticaret eden büyük bir gemiye bindirildi. Ada göründüğü zaman gemi, Lezalit'i adaya bırakabilmek için iyice adaya yaklaştı. Geminin kaptanı Lezalit'in yanına geldi konuştu;

-Sana 2 seçenek sunuyorum Lezalit. Ya üzerindeki ekipmanlarını alacaksın ya da şurada gördüğün sürgün silahlarını alacaksın.'' Gösterdiği yerde bir kutunun üzerine serilmiş 5 tane ok, bir av yayı ve bir de kısa bir kılıç vardı.

  Lezalit üzerindeki zırhların ne kadar sağlam olduğunun farkındaydı fakat kendini savunmanın daha önemli olduğunu düşünerek silahları seçti. Kaptan, Lezalit'in üzerindeki her şeye el koydu ve ona sürgün silahlarını verdi. Gemi, daha fazla yaklaşamayacak kadar yaklaştı adaya ve bir süreliğine durdu. Bu durma süresinde, Lezalit gemiye nasıl gideceğini merak ederken 2 asker onu kollarından tutup geminin kenarına götürdüler ve onu doğruca suya attılar. Suyun altında bir süreliğine neler olduğunu anlayamayan Lezalit daha fazla nefessiz kalamayınca çırpınarak su yüzeyine çıktı. Suyun yüzeyinde 5 tane ok vardı. Onları topladıktan sonra az ötesinde duran o büyük gemiye baktı. Gemideki herkez ona bakıyordu. Kaptan ''Adaya yüz !'' diye bağırıyordu ona. Sonunda aklı başına geldi ve doğruca adaya doğru yüzdü. Üzerinde hiç bir şey yoktu, sadece kemerindeki kısa kılıcı omzundaki yayı ve suyun yüzeyine çıkınca topladığı 5 oku vardı.

  Karaya çıkar çıkmaz orada nasıl yaşayacağını düşünmeye başladı. Okçuluğu iyi olduğu için avlanmakta sorun yaşamazdı fakat ufak bir ateş bile yakamayacak kadar yeteneksizdi. Büyük bir taşın üzerinde oturup kara kara düşünürken arkasındaki ormandan insan seslerinin geldiğini duydu ve hemen arkasına döndü. Sesler gittikçe yaklaşıyordu fakat net değillerdi. Seslerin geldiği yöne doğru dikkat kesildiğinde hemen arkasından kafasına birinin ok doğrulttuğunu fark etti ve oku tutan adam konuştu; ''Kılını bile kıpırdatırsan, ölürsün. Kaldır ellerini.'' Lezalit, adamın dediğini yaptı ve ellerini kaldırdı. Bunu yaptığı anda başından büyük bir darbe aldığını hissetti ve bayıldı.

  Uyandığında başının arka kısmında hala ağrı vardı fakat bayıltıldığı yerle aynı yerde olmadığını fark etti. Etrafına biraz bakındı ve bir mağarada olduğunu fark etti. Kalkmak istedi fakat gövdesi arkasındaki kütüğe sıkıca bağlanmıştı. Bağırıp yardım isteyemeyecek kadar halsizdi. Bu yüzden birileri gelinceye kadar bekledi. Bekleyişi uzun sürmedi. Çünkü daha 10 dakika bile olmadan adamın biri içeri girdi. Uzun sakallı bu adam, Svadya armalı kalın bir zırha sahipti. Belindeki uzun, ağır kılıcı ile tam bir savaşçı tipindeydi. Lezalit, kendini bir an sorgudaymış gibi hissetti. Hisleri doğruydu da. Adam, içeri girer girmez konuştu;

-Adın ne ?'' Sesi o kadar kalındı ki, bu adamdan korkmamak mümkün değildi.

-Adım Lezalit. Peki siz kimsiniz ?''

Bu soru adamı kızdırmışa benziyordu. Daha ciddi bir sesle;

-Ben sorarım, sen de cevaplarsın. Anladın mı, anlatayım mı ?

-Anladım.'' dedi lezalit tırmış bir şekilde.

-Pekala, buraya nasıl geldin ?

-Suno Leydisi Isolla'ya yardım ettiğim için Kral Harlaus tarafından sürgün edildim. Sanırım sen de aynı şekilde sürgün edildin. Üzerindeki armaya bakılırsa sen de Kalradya'dansın.

  Adam hiç bir şey söylemeden kütüğün arkasına geçti ve Lezalit'in iplerini çözdü. Özür dileyerek niyetinin Lezalit'e kötülük yapmak olmadığını söyledi. Bunu söylediği sırada o kalın sesinden eser yoktu. Lezalit'le birlikte dışarı çıktılar. Dışarı çıkınca Lezalit gördüklerine inanamadı. Ağaç evlerden mağaralara kalacak bir çok yer vardı. Adam tekrar konuştu;

-Ben buranın reisiyim. Adım Randall. Ben de senin gibi sürgün edildim fakat ben Isolla ile değil Nordlar ile anlaşma yapmıştım. Burada gördüğün herkes farklı ülkelerden sürgün edilmiş insanlardır ve bir çoğu da ilginç hikayelere sahipler. Bizimle burada kalmalısın Lezalit, dışarısı inan bana tehlikeli.

  Lezalit şaşkınlığını giderdi ve Randall ismini daha önce duyduğunu hatırladı. Randall'a ''Kalacağım'' dedi.

-En doğrusunu yaptın evlat. Burada her kesin bir görevi var. Avcılık grubunda eksiğimiz var. Sana da uyarsa seni oraya yerleştirmek istiyorum.

-Olur tabii. Nerede kalacağım peki ?'' diye sordu Lezalit.

-Şuradaki adamı görüyor musun ?'' dedi gri kapşonlu adamı göstererek.''Adı Lannes. Ona git ve yeni avcı olduğunu söyle. O sana gereken her şeyi anlatacaktır.''

  Lezalit başındaki ağrıyla beraber Lannes'ın yanına gitti ve ona yeni avcı olduğunu söyledi. Lannes, Lezalit'e kısaca bulundukları grubu anlattı;

-Pekala dostum, öncelikle grubumuza hoş geldin. Seninle beraber 4 kişi olduk. Sen, ben, Ian ve Debat. Avcılar kampın Doğu tarafında kalıyorlar. Ben de oraya gidiyorum gel de beraber gidelim. Bu sırada sen de bana kim olduğunu anlatırsın, olur mu ?''

-Olur'' dedi Lezalit ve konuşa konuşa kampın Doğu tarafına gittiler. Yol çok uzun sürmedi. Lannes, bir ağacın dibine gelince ağacın tepesini göstererek Lezalit'e kalacağı yeri işaret etti ve ''Buradaki ağaç evde kalacaksın. Sol tarafı sana ait sağ tarafta da Ian var. Ben de Debat ile sizin hemen karşınızdaki ağaç evde kalıyorum.'' dedi, sonra da uzaklaştı.

  Lezalit merdivenlerden tırmanarak kendi odasına girdi ve hayatının geri kalanını yaşayacağı adayı düşünmeye başladı. Yalnız olmadığı için sürgününün o kadar da zor olmayacağını düşünerek uykuya daldı fakat bu adada henüz kimsenin bilmediği bir şey daha vardı; Gölge...
http://forums.taleworlds.com/index.php/topic,306376.msg7273635.html#msg7273635
 
Dostum hikayeyi beğendim. Akıcılığı ve kurmaca adasıyla çok iyi olmuş. Tek korkum gölgeyi bir ipin ucu yapıp çektikçe ''Lost'' a benzer birşey yapman :grin:
 
beykoz34 said:
Dostum hikayeyi beğendim. Akıcılığı ve kurmaca adasıyla çok iyi olmuş. Tek korkum gölgeyi bir ipin ucu yapıp çektikçe ''Lost'' a benzer birşey yapman :grin:
Abi ciddi ciddi Lost'un 1 bölümünü bile izlemedim. Hemen izleyeyim de ona göre hikayeyi götüreyim :grin: Bu arada teşekkürler :grin:
 
RequesT said:
beykoz34 said:
Dostum hikayeyi beğendim. Akıcılığı ve kurmaca adasıyla çok iyi olmuş. Tek korkum gölgeyi bir ipin ucu yapıp çektikçe ''Lost'' a benzer birşey yapman :grin:
Abi ciddi ciddi Lost'un 1 bölümünü bile izlemedim. Hemen izleyeyim de ona göre hikayeyi götüreyim :grin: Bu arada teşekkürler :grin:

inanır mısın bende izlemedim. birinci bölümü 10 dk izleyip kapattım. Duyumlarıma göre adada geçiyormuş  :grin: başarılar tekrardan benim hikaye köşesine de bekleriz :grin:
 
beykoz34 said:
RequesT said:
beykoz34 said:
Dostum hikayeyi beğendim. Akıcılığı ve kurmaca adasıyla çok iyi olmuş. Tek korkum gölgeyi bir ipin ucu yapıp çektikçe ''Lost'' a benzer birşey yapman :grin:
Abi ciddi ciddi Lost'un 1 bölümünü bile izlemedim. Hemen izleyeyim de ona göre hikayeyi götüreyim :grin: Bu arada teşekkürler :grin:

inanır mısın bende izlemedim. birinci bölümü 10 dk izleyip kapattım. Duyumlarıma göre adada geçiyormuş  :grin: başarılar tekrardan benim hikaye köşesine de bekleriz :grin:
Bi ara uğrayacağım şu an okuyabilecek zamanım yok. Lost'un 1. bölümüne ayırdığım zamanı senin hikayene ayırmalıydım diziyi gerçekten beğenmedim bir daha izlemem :grin:
 
  Ertesi sabah yorgunluğunu tam olarak atamadan odasında Ian'ı gördü.

-Haydi kalk yeni adam. Uyanma saati geldi. Ben Ian. Lannes ve Debat bizi bekliyorlar.

  Bir süre sonra Ian ve Lezalit ağaçtan inip diğerlerinin yanına geldiler. Debat hemen Lezalit'in elini sıkıp kendini tanıttı. Tanışma faslından hemen sonra herkes silahlarını aldı ve doğruca ormanın içine daldılar.
 
  Bir saat kadar yol aldıkları halde ellerindeki tek şey yavru bir tavşandı. Umudu kırılmış olan Ian konuştu;

-Koca bir kamp için güzel bir av... Herkes doyacak sanırım bu akşam.

-Umudunu kaybetme Ian, ilerideki geyiği sen avla da moralin yerine gelsin.

  Ian gözlerine inanamadı. İleride gerçekten de bir geyik vardı. Tüm kampı doyuramazdı fakat büyük bölümü iyi bir akşam yemeği yiyecekti. Ian avına iyice yaklaştı ve yayını gerdi. Yayın gerilme sesiyle kafasını havaya kaldırıp etrafına bakmak isteyen geyik kafasına giren ok ile yere yığıldı. Lannes '' İşte bu !'' diye haykırarak geyiğin yanına koştu. Geyiği kampa götürmesi için Lezalit ve Ian'a verdi. Lezalit ve Ian, geyiği ayaklarından tuttular ve kampa doğru yol aldılar. Yolculukları sırasında Lezalit çalılarda bir hışırtı duydu. Hışırtı sol taraftaki çalılardan geliyordu ve kesilir kesilmez bu sefer de sağ taraftaki ağacın tepesinden sesler geldi. Ağaca baktıklarında hiç bir şey görmediler. Fakat ağacın tepesinden üzerlerine esen sert bir rüzgarı hissettiler. 

-Bu da ne ?'' diye sordu Lezalit Ian'a. Ian sessiz kaldı. Sanki bir şeylerden korkmuş gibiydi. Biraz sonra aynı şey Lezalit'e de oldu. Sağ taraftan rüzgarı tekrar hissetti Lezalit fakat bu kez sağa döndüğünde rüzgardan fazlasını hissetti, karanlığı. Hissetmekle kalmadı, gördü de. Karanlığın içinden geçişini hissetti ve içini büyük bir korku sardı. Artık konuşamıyor, hareket etmekte bile zorluk çekiyordu. Ian'ın yere düştüğünü hissetti. Ayakta kalmakta zorlanıyordu fakat son gücüne kadar dayandı. Gölgeden korkuyordu fakat onu bir daha görmek için can atıyordu. Öyle de oldu. Bu sefer gölge içinden öyle sert geçti ki Lezalit'in yere yığılmasını sağladı. Fakat Lezalit bayılmadan hemen önce baş ucunda gölgenin durduğunu, yorgun bir insan siluetine girdiğini fark etti.

  Gözlerini açtığında, yatağında değildi. Lannes'in onu esir tuttuğu inde de değildi. Boş bir kulübedeydi. Ayağa kalkıp kulübeden çıkmayı denedi. Kapıya elini atar atmaz bir şey kolundan tutup onu yere serdi, Gölge. Fakat bu kez Lezalit korkmuyordu.

-Sen de neyin nesisin ?!'' diye bağırdı Lezalit.

-Ben Gölge'yim.'' diye ses geldi karanlık silüetten. Sesinde cızırtı vardı.'' Arkadaşını merak etme. Tek istediğim sendin. Ona bir şey olmadı.

-Neden beni istiyorsun ?'' Korkusu artmadığı halde telaşa kapılmış bir hali vardı Lezalit'in. Gölge, karanlık yüzünü aydınlattı. Yüzündeki karanlık maske birden yok oldu ve Lezalit'e gerçek yüzünü gösterdi. 50 yaşlarındaydı. Sakalları vardı.

-Ben de senin gibi bir insanım, korkmana gerek yok. Sadece yaşlanıyorum genç adam ve geleneklerime göre güçlerimi birine aktarmalıyım. Karanlık gücümü sana aktarmak istiyorum. Bu adada yalnız öleceğim fakat güçlerim de benimle ölmeyecek.'' Lezalit'in içinde bir istek doğdu.

-Karanlığa sahip olmak mükemmel olurdu. Fakat karanlık kötüdür, kötü yola düşmek istemiyorum.'' Yaşlı adam tavrını hiç bozmadan konuştu;

-Karanlık, doğru kullanıldığı sürece aydınlıktan daha iyidir genç adam. Seni gizler, yön gösterir. Aydınlıkla yapamayacağın şeyleri yapmanı sağlar. Yeter ki doğru kullan. Bu yüzden seni seçtim. Doğru kullanabilecek tek kişisin.

  Adam bunları bir silüet halindeyken söyleseydi kesinlikle inanmazdı fakat Lezalit, adamın gözlerindeki parıltıya inandı. Yalan söyleyemeyecek kadar dürüst birine benziyordu. Bu yüzden kabul etti ve karanlığa sahip olmak istediğini söyledi.

Yaşlı adam öncelikle sabrını sınadı.  Onu sessiz bir odaya oturttu. Odada sadece tavandan yere damlayan suyun sesi vardı. Lezalit adamın bunu neden yaptığını anlayamamıştı fakat bir buçuk saat kadar oturduktan sonra sabrının sınırına geldi.

-Bu kadar yetmez mi ?''diye sordu adama.

-Artar bile. Sabrın gerçekten çok iyi. İçindeki gücü hissedebiliyorum. Bu gücü almaya doğuştan hazırsın genç adam. Artık güçlerimi sana bahşediyorum.'' Adam tekrar karanlık silüete dönüştü ve ayakları yerden kesildi. Karanlık silüet yavaş yavaş ayaklardan çekilerek göğsünün üzerinde bir yuvarlak halinde toplandı ve Lezalit'e doğru yol aldı. Lezalit heyecandan ölüyordu. Karanlığın içine girişini hissetti. Bir süre sonra silüet bütün vücudunu kapladı. Ve bayıldı. Bayıldığı anda karanlık silüet yerini Lezalit'e bıraktı. Yaşlı adam da yorgunluğunu atması için Lezalit'i uyandırmadı.
 
Teste tabii tuttuğu kısım çok kısa olmuş. Keşke sabırdan başka şeylerde de teste girseydi. Mesela önüne inanılmaz güzellikteki şeytan-i avratlar atıp başka şeylerde deneseydin :grin: yeni bölümü bekliyorum
 
beykoz34 said:
Teste tabii tuttuğu kısım çok kısa olmuş. Keşke sabırdan başka şeylerde de teste girseydi. Mesela önüne inanılmaz güzellikteki şeytan-i avratlar atıp başka şeylerde deneseydin :grin: yeni bölümü bekliyorum
Moralim bozuktu canım sıkkınken yazdım bölümü çok kısa tuttuğumun farkındayım. Teşekkürler :smile:
 
Status
Not open for further replies.
Back
Top Bottom