Bilim Platformu

Users who are viewing this thread

Sanırım önceki konular saçma sapan insanların din-siyaset bulaştırması ile öldü gitti. Sadece bilim ile ilgili haberleri burada paylaşalım, konuşalım. Din, siyaset ile ilgili mesajlar yazmayacak kadar beyniniz olduğunuza göre uyarmama gerek yok. Hem konu kirliliği de olmamış olur. İlk haber benden gelsin.


Bilim insanları yerin kilometrelerce altında devasa bir okyanus buldu. Bu okyanus Dünya yüzeyinde bulunan tüm okyanuslardan 3 kat daha fazla suyu içerisinde barındırıyor.

Depremlerin oluşturduğu sismik dalgaları inceleyen bir grup bilim insanı yerin tam 700 km altında bulunan "Ringwoodite" isimli mavi taşların içlerinde yüklü miktarda su barındırdığını keşfetti. Bu keşif ile dünyaya çarpan kuyruklu yıldızlar tarafından getirildiği tahmin edilen suyun, aslında yerin altından çıkmış olabileceği fikri tekrar gündeme geldi.

OKYANUSLAR NASIL AYNI BÜYÜKLÜKTE KALDI?

Araştırmaya katılan ekibin üyeleri arasında yer alan ABD Northwestern Üniversitesi'nden Steven Jacobsen, "Dünyanın suyunun kendi derinliklerinden geldiğine dair önemli bir delil bulundu. 'Okyanusların milyonlarca yıl nasıl aynı büyüklükte kaldığı' sorusu da bu şekilde açıklanabilir. Bilim insanları sonunda su döngüsündeki kayıp halkayı bulmayı başardı. On yıllarımızı bu yeraltı su kaynağını aramaya adamıştık" dedi.
 
Bir soruyla katkı yapayım, uzun zamandır merak ettiğim bir şey.

Biyolojik olarak, insanın özgür, çevreden bağımsız düşünebilmesi için, beyinde maddeden bağımsız (ki bu olamaz) ya da rastgele karar veren bir yapı olması gerekmiyor mu ? Bahsettiğim şey determinizm. Eğer insan, kendi karar verebiliyor ise, bunu nasıl yapabilir ? Düşünce mekanizmasının o güne kadarki gelişimi, o kararın verilmesini sağlayan şey değilmidir ? Yani, irade dediğimiz şey var mıdır ?
 
Nedense bana saçma geldi, 36 kmden sonra magma başlarken 700 km gibi bir derinlikte su bulunması akıllara zarar. Ayrıca inmeden, sismik dalgaların incelenerek bulunması ayrı tuhaf. İnmeleri mümkün değil şu an için tabi de.


Edit
Megadeth said:
Bir soruyla katkı yapayım, uzun zamandır merak ettiğim bir şey.

Biyolojik olarak, insanın özgür, çevreden bağımsız düşünebilmesi için, beyinde maddeden bağımsız (ki bu olamaz) ya da rastgele karar veren bir yapı olması gerekmiyor mu ? Bahsettiğim şey determinizm. Eğer insan, kendi karar verebiliyor ise, bunu nasıl yapabilir ? Düşünce mekanizmasının o güne kadarki gelişimi, o kararın verilmesini sağlayan şey değilmidir ? Yani, irade dediğimiz şey var mıdır ?

Bu platform teori platformuna alternatif sanırsam felsefe platformuna değil.
 
Aslında sorduğun bir yandan da düşünce yapın neye göre şekilleniyor demek oluyor bana göre. İrade dediğin şey beynin farklı ve kendine özgü düşünmesi, bunun içinde de bir kaç etken var, bilinç altı hormon dengesi ve beyin gelişimi gibi. Düşünce yapının bilinç altındaki şeylere göre şekillenmesi doğal. Yine neyi sevip sevmeyeceğin de bu şeylerin birleşimine bakıyor vs.

Ha dersen ki bilinç altın nerede bulunuyor maddesel konumu neresi, o zaman beyin kıvrımları olabilir diye düşünüyorum. Buna benzer bir konuyu eğitim derslerinden birinde gördüğümü hatırlıyorum 3 sen önce filan ne var ki unutmuşum.
 
Şöyle birşey, örneğin benim bu soruyu sormam, algımın gelişmesine (bilinçaltıma, beyin gelişimine, hormonlara, genlere, çevreye) bağlı ise, burada ben neredeyim ? Ben bu algının kendisi isem, yaptığım bir eylemden dolayı yargılanabilir miyim ? Bu sadece maddi koşulların beni getirdiği nokta değilmidir ? Zihnimden bağımsız hareket edemeyeceğim, ve zihnin gelişmesinin tamamen maddesel olduğunu söylersek eğer.

Evet düşünce yapısının neye göre şekillendiğini de açabiliriz.

 
Eğer yanlış anlamadıysam, her saniye zihninden bağımsız hareket ediyorsun ki.
Göz kırpıyorsun, nefes alıyorsun, iç organların çalışıyor vs. Bunlar "iç güdü"lere bağlıdır. Milyon yıllık evrimin sonucu bedenin yapması gerekeni biliyor. Tıpkı hayvanlar gibi. Sen "Şimdi nefes alacağım" diye düşünmüyorsun, o eylem senin zihnine ihtiyaç duymadan gerçekleşiyor.
Uyurken, komadayken bedenin yaşamaya devam eder ve o durumlarda senin zihnin karar verebilecek durumda değildir.
Ve bunlar zihnimize, bilinçaltımıza bağlı olsaydı, bizim kararlarımızla gerçekleşseydi büyük ihtimal günün 5-10 saatinde nefes almayı unutur, zor anlar yaşardık.
 
Açıkçası ne demek istediğini pek anlayabilmiş değilim özür dilerim. Sanırım antitez niteliğinde beynimizin işleyişi bilinç altımıza bağlı olsaydı, nefes almayı unutup ölebilirdik dedin en genel tabirle.

Beynimizin her bölgesinin farklı işlevleri vardır bildiğiniz üzere. Ve beynin en büyük görevi organizmayı yaşar halde tutmaktır. Bu diğer tüm canlılarda da böyledir. Bu görev yanlış hatırlamıyorsam beynin arka orta bölümü ve beyincik ile birlikte görülüyor. Bu bölgeler zarar görmedikçe nefes almayı unutmazsınız. Beynin düşünme kısımları ise ki bunlar bölümlere ayrılıyor sosyal, mantıksal düşünmeler, bunlar beynin orta bölümünde bulunuyor daha çok. En ön kısımda da kendinize dair bilgiler, aileniz, kimliğiniz, arkadaşlarınız vb ve hemen arkasında da dil bölümü yer alıyordu. İşlevlere göre böyle. Bu yüzden İbrahim Tatlıses başından vurulsa da direk ölmüyor ya da bitkisel hayata girmiyor. Düşünme bölgelerine darbe alırsa, buralar zarar görürse o zaman daha önce "irade" olarak adlandırdığımız şeyi kullanamayabilirdi.
 
Erozbey said:
Sanırım önceki konular saçma sapan insanların din-siyaset bulaştırması ile öldü gitti. Sadece bilim ile ilgili haberleri burada paylaşalım, konuşalım. Din, siyaset ile ilgili mesajlar yazmayacak kadar beyniniz olduğunuza göre uyarmama gerek yok. Hem konu kirliliği de olmamış olur. İlk haber benden gelsin.


Bilim insanları yerin kilometrelerce altında devasa bir okyanus buldu. Bu okyanus Dünya yüzeyinde bulunan tüm okyanuslardan 3 kat daha fazla suyu içerisinde barındırıyor.

Depremlerin oluşturduğu sismik dalgaları inceleyen bir grup bilim insanı yerin tam 700 km altında bulunan "Ringwoodite" isimli mavi taşların içlerinde yüklü miktarda su barındırdığını keşfetti. Bu keşif ile dünyaya çarpan kuyruklu yıldızlar tarafından getirildiği tahmin edilen suyun, aslında yerin altından çıkmış olabileceği fikri tekrar gündeme geldi.

OKYANUSLAR NASIL AYNI BÜYÜKLÜKTE KALDI?

Araştırmaya katılan ekibin üyeleri arasında yer alan ABD Northwestern Üniversitesi'nden Steven Jacobsen, "Dünyanın suyunun kendi derinliklerinden geldiğine dair önemli bir delil bulundu. 'Okyanusların milyonlarca yıl nasıl aynı büyüklükte kaldığı' sorusu da bu şekilde açıklanabilir. Bilim insanları sonunda su döngüsündeki kayıp halkayı bulmayı başardı. On yıllarımızı bu yeraltı su kaynağını aramaya adamıştık" dedi.

Yanlış biliyor olabilirim lakin her 33 metrede sıcaklık 1 derece artmıyor mu ? Yanlış bilmiyorsam düz hesapla 21.000 derece sıcaklıkta olması gerekir o derinliğin.
 
SeMaGo said:
"Ringwoodite" isimli mavi taşların içlerinde yüklü miktarda su barındırdığını keşfetti.
Cevap burada sanırım.

Öylede olabilir ama o sıcaklığa dayanması hadi dayandı diyelim suyu buharlaştırmadan tuttu okuduğum haber sitelerinde yer yüzünde bulunan okyanuslardaki suyun 3 katı kadar orada su olduğunu söylemeleri o taşlar bu kadar suyu taşıyabilir mi ?

Gerçi o taşlar hakkında hiçbir bilgimde yok bilgisi olan varsa aydınlatırsa iyi olur.
 
We had no way of finding the water directly until a volcano spewed out the evidence for us—a water-soaked bit of ringwoodite encased in a diamond.
http://www.slate.com/articles/health_and_science/science/2014/03/water_in_earth_s_mantle_revealed_by_diamond_containing_the_mineral_ringwoodite.html
 
Back
Top Bottom