Tek tek cevap veremeyeceğim beyler, ama ayırıp cevap verebilirsiniz siz genel bir cevap veriyorum.
Öncelikle, beni tanıyanlar "devlet bakanlık ülke millet CcC" gibi söylemlerde bulunmayacağımı bilir

Hassas olduğum tek konu insanların dini görüşlerini aşağılayıcı şekilde davranılmasıdır. Yani bilmeden atıp tutmayın lütfen. Neyse, Kolektivist anarşizmi savunan biri olarak bu eylemleri doğru bulmuyorum. Yıllardır sakladığım görüşümü de artık açıklamış oldum bu vesileyle.
İkinci olarak; bu saldırıları yapan bir grup elemanın, iyi niyet/kötü niyetle bu kadar kolay bir şekilde milyonlarca insanın hayatını etkileyen bir arşive sızıp dilediklerini araklayıp halka sunması, o milyonlarca insanın geleceğini tehlikeye atacağının da bir göstergesidir. Yoksa değil midir?
Sistemimize bu kadar kolay sızabilen bir grup eleman varsa, bütün şahsi bilgilerimizin, sınav kayıtlarımızın, adreslerimizin, telefonlarımızın da aslında herkesin gözleri önünde olduğunun bir kanıtıdır. Buraya kadar kapiş sanırım?
Üçüncü olarak, kötülüğe karşı kötülük, iyilik doğurmaz. Kötülük yer yer değiştirir, kötülüğü kaldıran kötülük, kalkmış kötülüğün yerine geçer. Bu haraç vs. olayları elbetteki üzüldüğümüz, fakat zaten herkesin
"bildiği" şeyler. Bu belgeleri, demokratik yollardan, en önemlisi hukuka güvenerek ortadan kaldırmak varken, hadi şunları biraz utandıralım mantığına girmek içler acısı bir durum.
Örneğin; bu neye benzer biliyor musunuz? Şeker çalmış bir çocuğu (devletin bir organını), babasının yanına götürerek (milletin huzuruna çıkararak) bu şeker çalmış. Hadi utan bakalım demeye benzer.
Halbuki bizim hırsızı babasının yanına götürüp utandırmak yerine, oturup konuşmanın, psikolojik yolları kullanarak yanlışı anlatmanın daha doğru bir yol olduğu
bilimsel bir gerçektir. Bu konuşma taktiği ise, "demokratik olarak ve hukuka güvenerek adım atmaya" benzer.
İleride çifte vatandaşlık düşünüyorum, anne tarafım farklı, babamın tarafım farklı milletlerin uyruğuna sahip benim, zaten beni tanıyan bunu da bilir. Tanımak zorunda mısınız? Hayır, ama bu cümleleri okuyorsanız anlamaya çalışmak zorundasınız.
Türkiye Cumhuriyeti sistemine, bu yüzden daha objektif baktığımı düşünüyorum. 75 milyon insanın kafa kafaya vererek geçinmeye çalıştığı bu ülkede, iktidarda %50 oy almış bir parti var. Herşeye rağmen. Yaptıkları meşru da olsa, gayrımeşru da olsa bu iş böyle işliyor. Küçük düşünmeyin demiştim size, olay yalnızca redhack olayı değil.
Hukuk düzenine güvenmekten vazgeçip tam olarak ne yaptığı, kime bağlı olduğu belirsiz bir gurup elemana umudu bağlamışsanız, vay halinize demek istiyorum.
Redhack ekibi yalnızca birkaç sayfa yolsuzluğu ortaya çıkarabilir, gücü buna yeter. Fakat hukuk düzeninin gücü elbette birgün ortaya çıkacaktır.
Tıpkı 80'lerin militarist faşist zihniyetlerinin, 90'ların karanlık cinayetlerinin aydınlığa çıkması, ilerde de aydınlığa çıkacaktır. Adalet; yerini bulacaktır. Ülke olarak zor günler geçiriyor olabilirsiniz ama,
adalete güvenin.