搜索结果: *

  1. Sonmesten

    Ateşin Öfkesi II.Kısım 0.Bölüm ve 1.Bölüm!

    Begendim senaryo yu devam ettirebilirsen bir kitap bile olabilir
  2. Sonmesten

    Mount&Blade II: Bannerlord | Developer Blog 10!

    Savaşlarda takviye kuvvetler pat die gelmesin ışınlanmış gibi çok saçma duruyor savaş başladıktan bir süre sonra yada düşmanın askerleri azaldıktan sonra ufuktan gelio gibi olsunlar.Şehir kuşatmasında binaların içinden çıkabilirler yada Örnek:Medieval Total War 2
  3. Sonmesten

    Mount&Blade II: Bannerlord | Developer Blog 10!

    Abi Kalradya denen bi diyarda Osmanlı ne alaka? Eğer çok isteyen olursa oyun çıktıktan sonra bi Selçuklu modu yapılır zaten
  4. Sonmesten

    Mount&Blade II: Bannerlord | Developer Blog 10!

    Yöneticiler oyunu The Sims'e çevircek biraz daha çocuk isteği olursa :grin:
  5. Sonmesten

    Mount&Blade II: Bannerlord | Developer Blog 10!

    Daha önce önerildi mi bilmiyorum ama çöllerde göçebe yaşayan savaşçı kabileler(bedeviler) olmalı ve birbirleriyle savaş halinde olmalı hatta bazı güçlenen kabileler sultana isyan çıkartabilmeli.Çöl hayatında kabile savaşları filen çok yaygındı.Hanedanlık savaşları gibi
  6. Sonmesten

    Baran'ın Laneti [4.Bölüm Geldi.]

    Saol ama fazla ilgi yok o yuzden uzun araliklarla yazıyorum.
  7. Sonmesten

    Baran'ın Laneti [4.Bölüm Geldi.]

    4.Bölüm Korkusuz Adamın Korkusu
    Baran kızıl gözleriyle üstüne doğru gelmekte olan orduya bakıyordu.Kalbinde ne olduğunu anlayamadığı ve daha önce asla tatmadığı bir his vardı.Bu his sanki onu mutlu ediyordu.Bu his ölümden başka bir şey olamazdı ve ölüm onu kurtaracak tek şey gibiydi.Yaşamak öldürüyordu…

    Baranı yok etmek için üstüne doğru gelen,tozu dumana karıştıran bir ordu vardı şuan da.Normalde Baran’ın ordusu bu şekilde devasa orduların üstüne giderdi.

    Baran’ı öldürmeye gelen bu ordu bu diyardaki en imkansız orduydu.Birbiriyle yüzyıllardır savaşta olan 6 Krallığın ordusu şimdi omuz omuza tozu dumana savurarak tek bir amaç için Baran’ın üstüne doğru geliyordu.
    Orduda bir çok sancak ve değişik asker vardı.Her tür asker olması bu orduyu daha güçlü yapıyordu.Yayları elinde koşan atlı okçular,krallık şövalyeleri,baltalı kahramanlar…Hepsi Baran’ı yok etmek için geliyordu.Hiç bir ordu böyle bir gücün önünde duramazdı.Arga Zam’ın  yenilmez ordusu bile…
    İki ordu karşı karşıya gelmiş ve hizaya geçmişti.Baran ne yapacağını ve nasıl en fazla zararı vereceğini düşünüyordu. Filayna diyarındaki her büyük savaş gibi savaş başlamadan önce beşe beş bir düello yapılacaktı.
    Baran diğer korkak krallardan farklı olarak düelloya katılacaktı.Zırhını giydi.Kızıl gözleri bu zırhın içinde kızgın bir güneş gibi duruyordu.Düelloya diğer katılacaklar tabi ki Afgan,Taçnur,Hentaros(Birlikteki şövalyelerin komutanı) ve birden gönüllü olan genç bir askerdi.

    Afgan kocaman baltasıyla öne çıkmış ve rakibine doğru soluyordu.Solumasıyla bile bir tavşanı öldürebilecek gibiydi.Baran öne çıkarak karşısındaki devasa orduya delici bir bakış attı.Önlerdeki askerlerin ve komutanların bir anlığına irkildikleri belli oluyordu.
    Afgan daha fazla dayanamayıp karşısındaki askerin üstüne atlamıştı.Balta efsanelerdeki gibi neredeyse kalkanı parçalıyordu.Karşısındaki asker zekilik yapıp balta kalkanda takılı kalmışken yandan kılıç ile hamle yapacakken son anda Afgan kalkanıyla karşılık verdi.Askeri kocaman bedeni ile geriye doğru ittiriyordu. Birden Taçnur ve Hentaros’ta rakiplerinin üstüne atladı.Hentaros ikili kılıçlarıyla karşısındaki adamı çok fazla zorluyordu.Onun düellosu kısa sürecek gibiydi.Baran hala bekliyordu.Saldırmamıştı.Zaten herkes onun savaşının nasıl biteceğini biliyordu.Gönüllü olan askerde savaşa katılmıştı ama onun savaşı en kısa süren savaş olmuştu.Yaptığı yanlış saplama hamlesi önce kılıcının sonra da kellesinin havada uçmasına sebep olmuştu.Baran uçan kelleyi gördükten sonra adamın üstüne saldırmıştı.Karşısındaki asker hamleleri karşılamaya çalışıyordu ama yine de karşılayamıyordu.Baran son hamlesinden önce kılıcını adamın miğferinin boşluğundan gözüne sokmuştu.Asker refleks olarak elini gözüne götürdü.Askerin hissetiği son şey boğazındaki sıcaklık olmuştu.Askeri öldüren adam birden Hentaros ile savaşan askere karşı atladı.Şimdi Hentaros iki asker ile savaşıyordu.

    Şimdiden iki ölüm olmuştu.Arga Zem’in karşısındaki kralların ordusu çok büyük tepkiler ve korku verirken Arga Zam’ın askerleri sanki kök salmış bir ağaç gibi sessizce duruyordu.

    Baran zırhının küçük bölmesinden altın bir balta çıkarıp,Hentarosla savaşan iri yarı askere doğru fırlatmıştı.Askerin devasa miğferi bir kağıt gibi kolayca ikiye ayrılmıştı ve tabi kafası da.Baltayı gören askerler arasında bir uğultu başlamıştı.Bu balta üzerindeki çizgilerden de anlaşılacağı gibi Kral I.Hentor’un Kayıp baltasıydı.Baran’dan zaten korkan krallık askerleri artık daha da korkmaya başlamıştı.Bu korku hepsinin gözlerinden belli oluyordu.

    Baran tam Taçnur’a doğru yardıma koşarken,Taçnur ufak bir hareket ile onu durdurdu.Adam çok seri hamleler ile saldırıyordu.Taçnur biraz terlemiş gibiydi.Adama sağlam bir tekme geçirdi ve sonrasında kendi etrafında dönerek seri bir hamle yaptı.Karşısındaki asker şaşırmıştı ve son gördüğü şey boğazına saplanan kılıç olmalıydı.
    Baran’ın birliğinin en önünde atlı Şövalyeler,arkada Kafa Koparanlar ve Işıltılı Ölümler vardı ufak bir tepenin üstünde ise okları ile Ölüm Okları vardı.

    İlk oku Arga Zam atmıştı.Şimdiden krallık askerlerinin ön safları erimeye başlamıştı.Karşı tarafta ok atışına başlamıştı.Baran’ın planına göre Şövalyeler en safları yaracak ve ordunun arkasına geçecekti daha sonra ise Kafa Koparanlar ve Işıltılı Ölümler önden saldırarak krallık askerlerini sıkıştıracaklardı.

    Baran şövalyelerin önünde gözleri gibi kızıl olan atının üstünde emri verdi ‘’Hücum!!’’ Birden yüzlerce adam birbirine girmişti.
    Baran atının ezdiği adamlara kılıcını sokuyor ve değersiz hayatlarına son veriyordu.Şövalyeler krallık askerlerinin ön saflarını eritmeye başlamıştı ama hala krallık askerlerinin arka taraflarına geçememişlerdi ve çok fazla kayıp vermişlerdi.Bu kadar ilerlemeleri bile bir mucizeydi.Bunu sağlayan Şövalyelerin atlarının denizin ötesinden en iyi atlar seçilerek getirtilmesiydi.
    Baran ve yaklaşık 15 Şövalye krallık askerlerinin arkasına geçebilmişti askerler onları kovalarken Baran bir boru çıkardı ve çaldı.Şimdi Kafa Koparanlarda krallık askerlerine doğru asıl saldırılarına geçmişlerdi.

    Krallık askerlerini öldürmek kolaydı ama sayıları çok fazlaydı demişti Baran içinden,yenileceğini biliyordu.Bu arada Afgan’ında birkaç kişiye baltasıyla saldırdığını görmüştü.

    Krallık askerleri arada sıkışmanın verdiği ilk şokla çok fazla kayıp vermişlerdi.Buna rağmen hala savaş krallık askerlerinin lehindeydi ve bir piyade birliği Ölüm Oklarının tepesine binmişti.Bu savaşın Baran için tek iyi yanı İmparator ve Hentor Kralının kellesini uçurmasıydı.Artık bu savaşın bi anlamı kalmamıştı.Hiç söylemediği bir sözü söyleyecekti ‘’Geri Çekilin
  8. Sonmesten

    Mount&Blade II: Bannerlord | Developer Blog 10!

    Yaşlıyla konuşursan Lordumuz gelmeden kaç filen diyodular
  9. Sonmesten

    Mount&Blade II: Bannerlord | Developer Blog 10!

    Warband da bazı kısımlarda Wercheg şehrinin vaegirlerin olduğu filen söyleniodu.Bir kaç tane böyle kale filen daha vaardı.Demek ki bannerlord da bu kaleler ve şehirler eski sahiplerinde olabilir
  10. Sonmesten

    Selim'in Hayatı [Film] 1. Bölüm Çıktı

    Sanırım birkaç güne çıkacak mod :grin:
  11. Sonmesten

    Selim'in Hayatı [Film] 1. Bölüm Çıktı

    Mod çok güzel olacağa benziyor ama o baştaki haydut ne öyle ya vur vur ölmüyor :grin:
  12. Sonmesten

    Baran'ın Laneti [4.Bölüm Geldi.]

    Teşekkürler 4. bölüm yakında gelicek...
  13. Sonmesten

    Baran'ın Laneti [4.Bölüm Geldi.]

    3.Bölüm Kader Ölümü Getirir…
    Isabel’in anlamadığı bir şey vardı.Nasıl bu kadar geri zekalı adam olabiliyordu ve lanetli bir adamın hikayesine inanabiliyorlardı.Isabel eskiden bir Roysa soylusuydu ve nişanlısının kalesinde onunla düğün hazırlıklarını konuşuyordu ama o lanet ordunun Selunda Kalesi’ni fethetmeye gelmesinden önceydi tüm bu güzel anılar.Baran gibi Isabel’de son bir emri yerine getiriyordu.Nişanlısının emrini…

    Arga Zem son 5-10 senedir Filayna Diyarının kaderiyle oynuyor.Sürekli savaşları engelliyor ve yenilmez lordları deviriyordu.Artık bütün krallıklar bu deli adam ve onun birliğinden bıkmıştı ve bu yüzden Isabel bütün krallıkların özel hükmü ile bu birliğe katılmıştı.Artık bu Arga Zam saçmalığının son günleriydi.Isabel iki lanetli adamın da panzehirin son maddeleri için yolculuğa çıktıklarını öğrenmişti ve ana merkez ilk defa bu kadar güçsüz kalacaktı.Isabel,Ronta İmparatoru III.Henry’e bir şekilde bu mektubu iletmeliydi.Isabel yavaşça güvercin evine doğru yaklaştı ve içinden en sevdiği simsiyah olan Zeytin’i çıkardı.Yavaşça mektubu ayağına bağladı.
    Mektubun içinde ormanın nerede olduğu kapıların nasıl açıldığı içeride neyin nerde olduğuna dair her şey vardı.
    Güvercinin kulağına eğilerek ‘’Bütün Filayna’nın kaderi senin ellerinde.Bu yüzden hiç uçmadığın kadar iyi uç’’dedi ve güvercini bıraktı.O sırada kapı iki kere tıkladı.Isabel ‘’Gelebilirsin’’dedi ve Baran odaya girdi.’’Hazır mısın?’’ Isabel biraz hüzünlü bir şekilde ‘’Evet’’ dedi.Hüzünlü olmasının nedeni gene İmparatorluğunun askerlerinin gözünün önünde ölecek olmasıydı.Beraber odadan çıktılar.


    3 Hafta sonra… Ronta Sarayında

    [size=12pt]Güvercin,güneşin asla batmadığı Ronta Şehrine gireli 1 Hafta olmuştu.Bütün krallar çok önemli ve gizli bir mektupla Ronta Şehrine çağırılmıştı ve tüm krallar teker teker gelmeye başlıyordu.İlk başta Hentor Kralı içeriye girdi ve  krallığının geleneksel selamını verdi.İmparator savaşta olmalarına rağmen yine de selamı verdi ve masadaki yerine geçti.Sonra kapıda Doğu Timarlar’ın valisi göründü.Sırayla krallar,hanlar ve sultanlar geliyordu.hatta birkaç din adamı da gelmişti.Yaklaşık birkaç saat sonra bütün krallar yerlerindeydi.

    İmparator ayağa kalkarak sözlerine başladı:
    ‘’Filayna Diyarının 6 Krallığının sahipleri;
    Arga Zam saçmalığı ortaya çıkalı tamı tamına 12 yıl oldu.Gözleri kan kırmızısı olan iki adamın sürekli ortaya çıkarak bizim savaşlarımızı durdurması,kalelerimizi yıkması ve değerli lordlarımızı yıkması artık dayanılmaz bir hal almıştır.İlk başlarda deli adamlar olduklarından hiçbir krallık onlara dur demedi ve onlar da güçlendiler.Bir çok şaman,kutsal adam ve eski halifelere sordum.Daha önce hiçbir kitapta adı lanet olan bir saçmalığın olmadığını ve bıraktıkları o işaretlerinde sadece bir saçmalık olduğunu söylediler ama daha garip olan şey şu ki bu adamlar yenilmiyor.Askerleri sanki onlara bağlanmış gibiler ve asla ölmüyorlar.

    Aralarına çok zor kattığımız ve şu anda Arga Zam’daki kadınların başı olan casusumuzdan bir mektup geldi.Yıllardır yerini bulamadığımız Arga Zam’ın yaklaşık olarak askeri gücünün 2500 kişi olduğunu tahmini ediyoruz fakat şu anda merkezde sadece 500 askerleri kalmış.Merkezlerinin yeri ve nasıl gidileceği elimizde.Lütfen herkes savaşlarını bıraksın ve bu saçmalığın yok olmasına izin versin.’’dedi ve tekrardan tahtına oturdu.Bütün krallıklar artık bu saçmalıktan bıkmıştı ve imparatoru onaylıyordu.Artık geriye kalan sefere gidecek asker sayılarını belirlemek ve siyasal işleri düzenlemekti.Bunları yapmak için bu toplantı yapılmıştı.

    Baran ve birliği 2 haftadır yoldaydı.Panzehiri için ilk başta İmparator’un Kılıcını alacaktı.Bu seferki ordusu diğer ordusundan daha farklıydı.Neredeyse Birlikteki tüm Şövalyeleri yanına almıştı.Yolda köylüleri yağmalayan lordları görmesine rağmen onları durdurup kılıcıyla intikam almamıştı.Çünkü artık bu lanetin ne olduğunu bilmek ve ondan kurtulmak istiyordu.Hızlı olmalıydı.Birlik birkaç saat sonra yeniden çadırlar kuracak ve mola verecekti.

    Baran’ın anlamadığı bir şey vardı.Bu maskeli adam onlara Panzehir’i bildiğini söylüyordu ama hep gereksiz şeyleri toplatıyordu.Bir kralın kılıcının panzehire ne faydası olabilirdi ki.Ondan bulunmaz bitkiler,efsanevi taşlar isteyebilirdi ama o adam ondan gereksiz şeyler istiyordu.Ne zaman bunları düşünmeye kalksa bir şey onu engelliyordu.Sanki bir büyünün altındaydı.Bir anda bunları düşünmeyi unutup yoluna devam etti.

    İmparator’un sarayını basamazdı.Aslında yapabilirdi de.Şehrin yakınlarına geldiğinde casus yollayıp şehrin durumunu öğrenecekti ama  her şey umduğu gibi gitmeyebilirdi.

    İmparator son hamlesini yapmıştı.Tüm krallar çoktan krallıklarına zaman kaybetmemek için mektup yazmaya başlamıştı.1 hafta sonra 2500 kişilik elit bir ordu Lanetli Ormanın lanetini bozmak için orada olacaktı.Orman yakılacak yer altı şehri yok edilecekti…

    Yarım gün sonra…

    Casus terli ve biraz korkulu bir şekilde birliğe doğru koşuyordu.Casusun önündeki  tüm askerler önünden çekiliyordu.
    Casus Baran’ın çadırına girdiği anda Baran nefeslenmesi için ona birkaç dakika verdi.Casus 6Krallığın kralının da burada olduğu ve şehirde yaklaşık 1000 asker olduğunu söylüyordu.Baran’ın kızıl,korku görmemiş gözleri garip bir duygu içindeydi.Bu ne korkuydu ne de başka bir şeydi.Onurlu bir savaştan kaçmazdı ama askerlerini hiçlik uğruna da öldürmezdi.İlk defa kaçacaktı ama Baran asıl şoku askerin tüm şehrin alarmda olduğunu çünkü kolundaki izini ağzından laf almaya çalıştığı bir hancının gördüğünü ve bütün şehrin alarma geçtiğini söylemişti.Baran artık kaçamazdı.İşi asıl şimdi bitmişti…
  14. Sonmesten

    Baran'ın Laneti [4.Bölüm Geldi.]

    Tamam.Asil olayları baslaticagim yakinda
  15. Sonmesten

    Baran'ın Laneti [4.Bölüm Geldi.]

    Yok önemli değil :grin: İlk bölümler daha olaylar başlamadı bile bana göre ama tavsiyelerinize göre 2. bölümü yeniden düzenleyeceğim
  16. Sonmesten

    Baran'ın Laneti [4.Bölüm Geldi.]

    Tesekkur ederim.baran aslında onun tum emirlerine uyuyor. 3. Bolumde biraz daha iyi anlayacaksiniz.Betimlemeleri de artiracagim.biliyorum daha acemiyim bu yazdigim 2. Hikayem ve yazmaya baslayali 1 hafta bile olmadi
  17. Sonmesten

    Baran'ın Laneti [4.Bölüm Geldi.]

    teşekkürler yorumun için dikkat ederim
  18. Sonmesten

    Baran'ın Laneti [4.Bölüm Geldi.]

    Yazım ve imla hatalarım için kusuruma bakmayın.

    2.Bölüm Arga Zam
    Birlik yola çıkalı 3 gün olmuştu.Yağmur hafifçe çiseliyordu ve sis ortadan kalkmıştı.Birlik’in Haytur Ormanına girmesine az kalmıştı.Ufukta orman gözüküyordu. Dışarıdan bakıldığında içinde tüm Filayna Diyarına hükmeden Birlik’in merkezi olduğu kimsenin aklına gelmezdi.Haytur Ormanının Filayna’nın ortak dilinde anlamı ’’Lanetli Ormandı’’.Buraya bu ismi 1-2 sene önce artık çoğu yok olmuş ve göç edenlerinin de yolda öldüğü ufak bir kabile vermişti.Neden kabilenin bu ismi verdiği kabileyle birlikte yok olmuştu ve artık kimse bu ormana yaklaşmıyordu.Bu ormanda o kadar çok ağaç olmasına rağmen yağmur yağdığı görülmemişti.Sanki bütün ağaçlar ve toprak hastalanmış ama ölememiş gibiydi.

    Baran ormanın içine girdiğinde zar zor görülebilen ağaçlarda kamufle olmuş birkaç okçuyu gördü.Ormandan içeriye girip birkaç metre gittikten sonra en az 100 kişinin sığabileceği bir açıklık vardı.Bu açıklığın üstünde Baran’ın koluna kazınmış izin aynısı olan ve yüzyıllar önce kazınmış gibi duran bir sembol vardı. Sembol Baran’ın kolunun üstündeki gibi iki kırık okun ucundan çıkan bir kılıçtı.Birlikte yavaş yavaş açıklığa girmeye başlamıştı.Baran kırık okların uçlarının ve kılıcın birleştiği yerde durarak sadağından iki ok çekti ve ikisini de kırıp,kılıç ve okların birleştiği yerdeki boşluğa soktu.Sembol iki tarafından açılmaya başlamıştı.Gizli tünelin içinde çok geniş bir merdiven vardı.Baran önde bütün birlik mükemmel bir intizamla merdivenlerden inmeye başlamıştı.Normal yürüyüşlerinde bile düzeni bozan,ses çıkaran Kafa Koparanlar burada kocaman vücutlarına rağmen sessizce ilerliyorlardı.Sanki burası bir mabedi ve kimse eski ruhları ve tanrıları kızdırmak istemiyordu.Binlerce meşale uzun merdivenleri aydınlatıyor gibiydi.Birlik merdivenlerden inmeyi kesmişti artık düz ve sonu yok gibi görünen yolda ilerliyorlardı.

    Birkaç saat sonra…

    Yolun sonuna gelmişlerdi.Kapının üstünde de aynı izden vardı ama bu sefer Baran’ın kılıcına tam uyacak bir şekilde tasarlanmış  bir iz vardı.Baran kılıcını çıkartıp kapının üstüne yerleştirdi ve kılıçla birlikte kapı ikiye ayrılarak açıldı.Baran’ın yüzünde evine dönmüş küçük bir çocuğun gülümsemesi vardı.Bu gülümsemeyi sadece Taçnur görmüştü ve şimdi o da gülümsüyordu.
    Buraya kaçıncı kez geldiğini bilmiyordu ve kendini bildi bileli lanetini çözmeye hizmet ediyordu.Şimdi de elinde efsanevi bir yumurta vardı.Eski bir şaman efsanesinin yumurtası...

    Burası bir yer altı şehrine benziyordu.Şehir oldukça nemliydi ve bir süre sonra insanı yoruyordu.Şehir ikiye ayrılmış gibiydi.Sağ taraf kırmızı gözlü adamın bölgesiydi.Sol taraf ise beyaz gözlü adamın.Şehrin sağ tarafı neredeyse bir kızıllık ülkesi gibiydi.Diğer renklere çok az yer verilmişti.Evler,eğlence mekanları bütün yerler kırmızıya boyanmıştı ve birliğin sancağı her yerde asılıydı.Aynı şekilde sol taraf ise tam bir beyazlık ülkesiydi.Baran uzaktan zorda olsa bembeyaz atının üstündeki adamı görmüştü.Bu adamı kendine yakın hissediyordu.Bunun bir nedeni yoktu.Şehir hiçbir çocuğun olmadığı ve dolayısıyla neşeninde olmadığı bir yer altı şehriydi.Şehirde her şey var gibiydi ve Baran’ın buraya geldiği birliğinin en az 5 katı kadar askerde vardı.

    Hatta tüm dinlerin mabetlerinin içinde olduğu küçük bir alanda vardı.En merkezde diğer ev ve binaların aksine daha büyük olan ve saray olduğu belli olan bir bina vardı.Binanın tepesinde gene o izden vardı.Fakat burada oklar kırık değildi.Kafa Koparanlar,Işıltılı Ölüm’ün Melekleri,Şövalyeler ve Ölüm Okları yavaş yavaş işaretlerinin olduğu ana birliklerine doğru ilerliyorlardı.Ana birliklerin içinde birçok talim alanı ve yatakhaneler vardı.Taçnur,Baran’a göz kırparak birliğine doğru gitmeye başladı.Yani komutanı olduğu birliğine.Baran ise saraya yönelmişti.

    Gidecek hiçbir birliği olmayan Dalan da onun arkasından onu takip ediyordu.Baran biraz alaylı bir sesle ‘’Asla peşimi bırakmayacaksın değil mi?’’dedi.Dalan ise ‘’Lanetin bitene kadar olmaz’’dedi.Sessizce ilerlemeye başlamışlardı.Baran’ı gören askerler kollarındaki izi açıp kalplerine bastırarak Baran’a selam veriyorlardı.Baran selamlara aldırmayarak kan kırmızısı gözlerini yoluna dikip saraya doğru devam etti.Sarayın kapısının önüne geldiklerinde Dalan ıklığını çıkartıp bir şarkı çalmaya başladı.Sarayın alt katları bir eğlence mekanı gibiydi.Askerler talimlerden çıkıp burada içkinin dibine vuruyorlardı.Ciddiyetin olmamasına izin verilen tek yer burasıydı Birlikteki.Sarayın üst katlarına doğru çıkıldıkça değerli olduğu belli olan birçok farklı eşya cam kabinlerin içinde duruyordu.Baran son ve en büyük kapıya gelmek üzereydi.Son kapıda diğer değişik kilitlerden yoktu.Askerlere kapıyı açmalarını emretti ve kapı açıldı.Dalan müziği kesmeyi bırakmıştı.Odanın tam ortasında altından olmasa bile insanın gözüne çok görkemli gözüken bir taht vardı.Tahtın iki yanında birer kurt yatıyordu.Tahtın üstündeki Maskeli Adam Baran’a ‘’Arga Zam’a hoş geldin’’dedi.Arga Zam eskiden tüm bu diyara hüküm süren kadim bir ırkın dilinde Panzehir demekti.Yani birlik ‘’Lanetin Panzehir’’iydi.Baran kolunu açıp kalbine koyarak ‘’Emrinizdeyim Panzehir’in Sahibi’’dedi.Dalan da onu tekrarlamıştı.Maskeli Adam bütün diyarın haritasını açarak Baran’ı yanına çağırdı ve Dalan’a çalmasını söyledi ve Alexander da ortaya çıkarak Dalan’a eşlik etmeye başladı.Karı koca müthiş bir uyum içimde çalıyorlardı.

    Maskeli Adam’ın başparmağı harita üzerinde geziniyordu ve parmağının durduğu yer yanıp,tutuşacaktı ama tutuşan yer masumların yaşadığı bir yer olmayacaktı. Maskeli adamın parmağı birden haritanın sol alt köşesindeki Pladen Adasında durdu.Pladen adası ana karadan çok uzak sayılabilirdi.Orası Ronta İmparatorluğu ve Hentor Krallığının yüzyıllardır savaştığı ama iki krallığında alamadığı büyük bir adaydı.Şuan da ada ikiye bölünmüş durumdaydı ve yerel halk iki krallığın elinde oyuncak olup gitmişti.Oranın yerli kabilesi Eznaklar efsaneye göre çok zeki bir ırktı ve kapalı piramitlerine hala hiçbir ordu girememişti.Her şey çok yakında değişebilirdi ama Baran’ın bunun için beklemesi lazımdı oraya gitmeden önce yapması gereken birkaç şey vardı.Bu şey her yolculuğundan önce sadakati için toplaması gereken 3 şeydi.Bu sefer altın bir yumurtayı Maskeli Adam’ın tahtına koydu.Geriye bulması gereken iki şey kalmıştı biri Gizemli Yay diğeri ise İmparator’un Kılıcıydı.

    Arga Zam’daki tek komutan o değildi,onun gibi lanetli 1 kişi daha vardı.Bu sefer Baran önceki birliğinden 2 katı fazla adamın toplanması için emir verdi ve dostlarını toplamaya gitti.Askerler 1 hafta daha dinlenecek ve sonrasında daha uzun bir yolculuğa çıkacaklardı.

  19. Sonmesten

    Baran'ın Laneti [4.Bölüm Geldi.]

    Belki bu hikaye bittiginde devam serisi olursa orada tarihce yapabilirim
    Birlik isimlerini kendi kafamdan yapmıştım daha önce kullanan olduysa ondan özür dilerim
  20. Sonmesten

    Baran'ın Laneti [4.Bölüm Geldi.]

    Teşekkürler.Evet o birlik isimlerinde ve karakter adlarında biraz zorlandım çünkü gerçekten var olan Moğol isimlerini filen bulmaya çalıştım.Harita yapmayı düşünüyorum ama harita yapmak için düzgün bir program bulamadım hatta hiç program bulamadım :grin: Karakterin tanıtılmasına neden karşısınız pek anlayamadım ama eleştiriniz için teşekkürler.O tarihçe kısmında da zaten olaylar 800-900 yıllarında geçiyor yani öyle çok kadim bir zamanda geçmiyor sadece lanetlenmiş 2 adamın hikayesi ve laneti çözmek için yaptıklarını anlatacak.
后退
顶部 底部