• The forum has been updated. For an explanation of some of the changes, head over here.

Search results

  1. Dînî Tartışma

    Arapça'da bir kelime Türkçe'de 33 ayrı anlama geliyor şuan ki tartışmanın ne kadar boş olduğunu bu anlatır sanırsam. Tek anlam farkı ışığın kaynağı değilmiş fakat aynı zamanda ışığın kaynağı anlamına da geliyor. Keşif olmadan öncesine gidip sorman lazım bunun için oda sanırsam imkansız. Bu söylediğim ashab-ı kehf olayında kehf suresindeki olay yabancı bir profesörün keşfetmesinden sonra gerçekleşiyor. Yakın zamanda gerçekleşen bir olay. Köpeğin sabit durması dikkatini çekiyor ve araştırdığında gerçekten de işin hakikatini anlıyor. Senin istediğin mucize tarzı bu olsa gerek. Yoksa bir şey keşfedildikten sonra Kur'an'da yazıyor aa bak! Demelerine karşı olduğunu anlıyorum yazılarından. Bu mucizeler olduktan sonra kabul ediyor musun peki Kur'an-ı Kerim'in Allah kelamı olduğunu? Senin gerçek testine uyan şeyler de var çünkü.
  2. Dînî Tartışma

    Siraç: Çıra, kandil, lamba gibi yakıtı kendinden olup etrafı aydınla­tan alete denir. Cenâb-ı Hak bu kelimeyle Güneş'in enerjisinin kaynağının kendisinde mevcut olduğunu, başka bir kaynaktan alıp yansıtmadığını bil­dirmektedir.

    Nur: Etrafa yayılıp eşyayı görmemize yardımcı olan ışık demektir. Kaynağı kendinden değil de başka bir cisimden alıp yansıttığı için Ay'a "nur" denilmiştir. Güneş'e "sirac" denildiği gibi, "ziya" da denilmiştir. Ka­mus sahibinin de belirttiği gibi, "ziya" genellikle "nur"dan daha kuvvetlidir. Çünkü enerjisi kendisinde mevcuttur.

    Bunlar da mucize göremiyorsan orası senin problemin çünkü ben gayette görüyorum. Aşırı mecaz şeylerden mucize çıkarıyorlar derken buraya bir kanıt koymak zorundasın. Rastgele aşırı mecaz şeylerden mucize çıktığı yok çünkü.

    Ay’a da bir takım evrelerle ölçü biçtik. Nitekim o eski ve eğri hurma dalı gibi döner. (Yasin 39)

    Allah, akıl sahipleri ibretler alsın diye Kur'an-ı Kerim'e mucizeler koymuş ve göstermiştir ve yine göründüğü üzere görülüyor ki yine yetmemiştir. Sınav itibariyle böyle bir şeyin imkansız olduğu söylemiştik. Sınav'da ipucu verilmiş ama sorunun cevabı tamamen verilmemiş senin o istediğin cevabın direk verilmesi, verilse herkes çözerdi. Ben yine düşünüyorum ki Allahu Teala kullarıyla konuşsa reddetmek isteyen gene reddederdi. Eskiler buna "büyü" derdi. Şimdikiler de "Teknoloji çok gelişti olabilir" derlerdi. İnanmayan hiç bir türlü inanmıyor zaten. Demir'in gökten indirilmesinden bahsediliyor diyorum sen diyorsun ki şaşırtıcı değil. Anlamıyorum ne şaşırtıcı olabilir? Hz. Muhammed (sav)'e madem peygambersin bir mucize göster de inanalım dediler. O'da Ay'ı yardı Allah'ın izni ile buna inanmadılar. Büyü dediler. Sonra içlerinden bir kişi çıktı bize büyü yapmış olabilir 2 gün bekleyelim taiften kervanlar gelecek onlara da soralım o zaman anlaşılır olay diye anlaştılar. Sorduklarında evet bizde gördük Ay yarıldı dediler. Cevapları ise Muhammed'in büyüsü (haşa) göğe tesir etti oldu.
  3. Dînî Tartışma

    Erozbey said:
    Fusuy said:
    Kim çölde, konuyla ne alakası var?
    Herhalde Hz. Muhammed'in Anaksagoras ağabeyimizden haberdar olmamasının veya yorumlarını bilmemesini çölde yaşamasına bağlıyor.

    Deneme said:
    Bilimin Allah'ın varlığını nasıl açıkladığını zaten söyledim. Tamamen açıkladığından bahsetmedim.
    Bilim bir yaratıcı varlığını daha kabul etmedi. Bilim somut verilerle ilerler. Hatta Tanrı ve varlığı ile kıyaslamamız gerekirse Big Bang bile daha çok gerçekçi geliyor bilim dünyasına.
    Bilim tamamen somut baktığından ötürü böyle bir şey kabul etmesine gerek yok. Açıklayamadığı şeyleri bile askıya alır, teoriler üretir. Sebebine ulaşmak için yırtınır. Allah bu kainatı hikmet dairesinde yaratmış. Bir filizin filizlenmesi için su lazım, güneş lazım, oksijen lazım. Merdiven şeklinde yürüyor iş. Yine diyorum; bu demek değil ki bunlar olduğu için bunları yaratan ve olmasını sağlayan bir zât yok. Sesimiz birbirimize nasıl ulaşıyor? Atomlar sayesinde. Bitmiştir. Atomlar da ne akıl var ne şuur var ne irade var yokta yok ama bu kadar iş görüyorlar ve birbirleriyle iletişim halindeler. Çünkü sesimiz birinden birine aktarılmasa gene ulaşmaz. Kainattaki bütün atomlar için bu geçerliyse demek ki bir zât var bunları elinde tutan. Ya da öbür türlü bütün atomlara ilahlık istinad edelim.
    Cpt. Tlgklz ▄︻̷̿┻̿═━一 said:
    Tüm dediklerinin cevabı şu:
    İnsanlığın yaşamı boyunca bir güce tapınma ihtiyacı duymuşsa demek ki bunun da bir karşılığı var olarak yorumlayabiliriz.

    İnsan ihtiyacı sonucu bir maddeyi veya fikri var eder. "ŞEY" dediğimiz de buradan gelir:

    "Şey: Bir anlatıya göre şey aslında hiçbir şeydir, hiçbir şey olduğu için de her şeydir."

    Yani sen bilmediğin, düşünemediğin, algının yetmediği bir olguya, varlığa, maddeye "ŞEY" diyebilirsin. Neden? Çünkü buna ihtiyacın var, onu betimlemek, belirtmek, bir nedene bağlamak, bir sonuca bağlamak için ihtiyacın var. O "şey" sonsuz olmalı çünkü ben değilim. O "şey" tüm evreni ve ötesi hakkında sonsuz bilgiye sahip olmalı çünkü ben değilim. O "şey" tekil olmalı çünkü bir sürü olduğu zaman "şey" olmaz. Ne olmaz?

    İhtiyaç ortadan kalkarsa tanrı da kalkmış olur mu? Buradan sonrası felsefeye girer. Çünkü bu ne bilimdir ne dindir.

    Ayrıca arkadaş ortamında anlamsız kelimeler uydurarak bu anlamsız kelimelerin anlamına "hiçbir şey" dersekte aynı durum ortaya çıkar. Mesela "Kula Mula" anlamı küfürde olabilir, yaratıcı da, aklına gelebilecek tüm dillerin kelimelerini/cümlelerini içerebilir... Ek gereksiz bilgi olarak yazayım dedim.
    İnsan kendisinde olmayan bir şeyi gene zıddıyla bilir. Etkisiyle bilinir. İhtiyacı koyan Allah zaten kendisini bulman için koymuş. İhtiyacını gidermen için. İhtiyaç yoktur ki verilsin karşılığında onu giderecek bir şey verilmesin.
  4. Dînî Tartışma

    Bjorn The Baker said:
    Bilim yanlışlanabilir iddialarla uğraşan bir disiplindir. Bilim Allah'ın varlığını açıklar diyorsun, peki. Allah'ın taşıdığı sıfatların hangi biri yanlışlanabilir bir iddia oluyor? Başı yok, sonu yok, doğurmamıştır, doğrulmamıştır, her şeye kadirdir falan filan. Eee, bunların hangi biri yanlışlanabilir veya doğrulanabilir bir iddia.

    Evrenin başlangıcından önce(bir zaman tabiri ama kullanacak başka kelimem yok) zamanın kendisi var olmadığı için evrenin var olması için herhangi bir sebebe de ihtiyacı olmadığı iddialar arasında.

    "Allah aşkına" şu mucizeleri insanların gözüne kanıtmış gibi sokmaktan bir vazgeçin.

    Cpt. Tlgklz ▄︻̷̿┻̿═━一 said:
    Yani tamamen beynimizin yetmediği durumlar için oluşturulmuş bir inanç olgusu var. Zaten "iman" "inanç"  kanıt gerektirmez ve deneye tutulamaz. Bu tür konular bilim ile düşünülmemelidir. Sizin bir tanrıya, yaratıcıya, gizli güce, bilinmeyene yüklemeniz gereken düşünceleriniz, stresiniz, sırlarınız varsa iman ediniz.

    Ve herkes sonsuza kadar mutlu yaşadı.
    Bilimin Allah'ın varlığını nasıl açıkladığını zaten söyledim. Tamamen açıkladığından bahsetmedim. Sebepler kendi başına iş göremeyeceğini bildiğimizden, bir iş varsa işi yapan olmak zorunda olduğundan Allah'ın varlığı ortaya çıkar. Zaman ve Mekan yaratılmış olduğundan ötürü bunun dışına aklen bile çıkamazken insan bunları yaratanı tamamen anlamayı beklemek biraz garip kaçıyor doğrusu. Mucizelerin dışında da kanıtlar var. Her şey etkisiyle bilinir; Susuzluk varsa su vardır. Açlık varsa yemek vardır. Şehvet varsa cinsellik vardır. Ebediyete olan arzu insan da varsa bu neyi açıklıyor? İnsan sevdi mi sonuna kadar sever hiç ölmeyecekmiş gibi yaşadı mı aynı şekilde yaşar. Hiç kimse yok ki zevk alırken öleceğini bile bile zevk almaya devam etsin. Anlık gaflete düşer ve unutur bu sayede zevkini alır. İnsanlığın yaşamı boyunca bir güce tapınma ihtiyacı duymuşsa demek ki bunun da bir karşılığı var olarak yorumlayabiliriz.
  5. Dînî Tartışma

    Bilimi inançla bir tutan ben değildim. Dinin bilimle uyuştuğu yerlerde var uyuşmadığı yerlerde var. Bilim dini tamamen açıklayacak bir merci değil. Bilim Allah'ın varlığını açıklar çünkü hiç bir şey sebepsiz olamaz. Mucizeler ise Allah'ın bir anlık adetinden vazgeçmesidir. Normalde olmayan şeyler. Bir şeyin sebebinin açıklanması onun o sebepler sayesinde olduğunu göstermez bilakis onun arkasındaki gücün Allah'ın sebepleri yaratarak o olayı oluşturduğunu gösterir. Kitabı yere atıp bak yere düştü Allah olsaydı düşmezdi demek gibi saçma olur. Yer çekimini yaratan Allah onu sebeplere dayandırmıştır. Bu yüzden bilim Allah'ı varlığını açıklar.
  6. Dînî Tartışma

    Hobeto13 said:
    Kim bu 124 bin peygamber peki? Her yerde karşımıza çıkıyor. Bu kadar isabetli bir sayı için isabetli isimler de vardır umarım.
    Kur'an-ı Kerim'de sadece 25 tanesinin ismi geçer. Biz ise çok az bir şeyi biliriz, bildirdiği kadar. Hem ben sana 124 bin tane isim saysam memnun mu olacaktın ki bu soruyu sordun?

    Avf b Mâlik'in bildirdiğine göre Ebû Zer (r.anh), Rasûlullah'ın (sallallahu aleyhi ve sellem) yanına oturdu. Hadisin devamında şöyle denilmiştir: "Ya Rasûlallah Peygamberlerin ilki hangisiydi" dedim, "Âdem" buyurdu.
    "Nebî miydi O" diye sordum. "Evet Allah'ın hitabına muhatab olan bir nebidir" buyurdu.
    "Ey Allah'ın Rasulu, Peygamberlerin sayısı kaçtır?" diye sordum, "124 bin" buyurdu.
    "Bunların kaçı rasuldur?" diye sordum, "315'i büyük kalabalık" buyurdu.
    (Ahmed b. Hanbel, el-Musned 5/265-266; İbn Hibbân, es-Sahîh, 2/77)

    "Sana ruh hakkında soru soruyorlar. De ki: “Ruh, Rabbimin bileceği bir şeydir. Size pek az ilim verilmiştir.” Isra suresi 85. Ayet.

    Sadece ruh hakkında değil bütün konular için geçerli olduğu söylenir tefsirler de.


  7. Dînî Tartışma

    Nattens Madrigal said:
    Deneme said:
    Nattens Madrigal said:
    Bilimsel ve teknolojik gelişmeler Kuran ile başlamadı.Senin mucize dediklerin ağdalı bir üslupla yazılmış rahatlıkla gözlemlenebilen bilimsel gerçekler.Ayrıca gönderdiğin hadisten ne anlam çıkarmam gerektiğini anlayamadım.İnanmadığım için cehenneme gideceğimi söylüyor bu mudur?
    Gözlerini ellerinle kapatıp "Ben güneşin varlığına inanmıyorum kimse inandıramaz" diyorsun. Senin bileceğin iş kimse kimseyi zorlayacak değil güneşin var olduğu hakikatini anlattıktan ve kanıtladıktan sonra.
    Verdiğin cevap çok alakasız.Tam tersi olarak sen 1500 sene önce yazılmış bir kitap sana öyle buyurduğu için gözlerini kapatıp o güneşin varlığına inanıyorsun.Ben o güneşin var olduğunu akıl ve mantık çerçevesinde sorgulayarak bulmaya çalışıyorum.Şu gözlemlenemeyen muhteşem mucizelere birkaç örnek verebilir misin? Diyecek bir şey yok diyerek hemen kestirip atmışsın. Ayrıca bu mucizeler,hak dini falan neden Mezopotamya'da ortaya çıkmış?
    Hayır ben gözlerimi kapatmıyorum tam aksine Allah Teala'nın bana emrettiği şekilde gözlerimi açıyorum, aklediyorum, bakıyorum, şaşırıyorum ve şükrediyorum. Güneşin varlığını zaten akıl ve mantık çerçevesinde sunmaya çalışıyoruz. Bir şey gözlemlenmeden mucize olup olmadığını nereden bilebilirsin? Bir şey var ama daha bulunmadı çok büyük bir mucize mi dememi bekliyorsun. Bulunduğu zaman zaten değeri anlaşılıyor. Bana kalırsa sabaha kadar konuşalım yardım etmeye hazırım elimden geldiğince. Bir kişiyi kurtarmak insanlığı kurtarmak değerindedir. Sen kestirip attığın için bende uzatmadım. 124.000 Peygamber gelmiş dünyaya. Bildiğin üzere peygamberler bozuk toplumlara ve insanların olduğu yere gelirler. Çok eskiden insanların çoğunluk olarak yaşadığı yerlerden en fazlası da orta-doğu kısımları. Kutuplarda mı çıkması gerekiyordu?

    Düzenleme: Yukarıdaki yazıyı, yazdıktan sonra gördüm. Allahu Teala'nın değiştiği yok, değişen insanlar. Bir insanın ve toplumun değişmesi aynı şekilde ona verilen eğitiminde değişmesi anlamı gelmektedir. Nasıl ki birisi merhamet ile terbiye oluyorsa ona o gösterilir. Nasıl ki birisi kızgınlık ile terbiye oluyorsa ona da o gösterilir. Bugüne kadar değişenler din değildi, şeriatlardı. Şeriatta o topluma yönelik değişimler gösterir nasıl ki Yahudilere, Hristiyanlara indirilen şeriat ile bize indirilen şeriat farklılık gösteriyor ve tabii ki uyuştuğu kısımlar da var çünkü şeriat Allah'ın. Sana katılmıyorum. Beynin yettiği ve yetmediği durumlarda da kullanılır inanç. İnancın kanıtı da vardır deneye de tutulur. Sen bir şeye inanıyorsan onun gerektirdiklerini yapman bunun deneyidir. Kanıtı da içindedir sen inanıyorsan sen bilirsin. Fiiliyatı kanıta tutarsak münafıkların bundan pay almasına vesile oluruz. Sen ne kadar kabul etsen de etmesen de senin şuan ki ahlakını oluşturan dindir. İnsan öldürme, tecavüz etme, taciz etme, hırsızlık yapma, başkasına hakaret ve küfür etme, başkasıyla dalga geçme vs vs. Bunların hepsini sende var eden şey din. Toplum aracılığıyla geçmiş olsa bile. Ahlak değişkenlik gösterir. Sen bugün bu toplum yerine afrika kabilesinde dinin gitmediği bir yerde olsaydın ahlakın şuan ki ile aynı mı olacaktı? Onlardan tamamen izole bir ahlak mı gösterecektin? Allahu Teala sonsuz merhametlidir ancak belirttiği şeylere uyarsan. Hem inanmayıp hemde karşısına çıktığın zaman merhamet bekleyecek kadar ahmak olmamak lazım gelir. Dinde durmanın ve çıkmanın eylemleri vardır. Nasıl ki sen bir insana silahla sıktığın zaman vurmuş olursun bu da öyle. Halbuki sadece tetiğe basmıştın, naptın ki? Zihin sınırlıdır. Okyanus bardağa sığmaz. Sığmadığı için ne okyanusu yalanlamak gerekir ne de bardağı yalanlamak gerekir.
  8. Dînî Tartışma

    Nattens Madrigal said:
    Bilimsel ve teknolojik gelişmeler Kuran ile başlamadı.Senin mucize dediklerin ağdalı bir üslupla yazılmış rahatlıkla gözlemlenebilen bilimsel gerçekler.Ayrıca gönderdiğin hadisten ne anlam çıkarmam gerektiğini anlayamadım.İnanmadığım için cehenneme gideceğimi söylüyor bu mudur?
    Kimse Kur'an'dan önce bilimsel ve teknolojik gelişme yoktu demedi ki. "Benim" mucize dediklerim rahatlıkla gözlemlenebilen bir şeyse artık sana diyecek bir şey yoktur. Gözlerini ellerinle kapatıp "Ben güneşin varlığına inanmıyorum kimse inandıramaz" diyorsun. Senin bileceğin iş kimse kimseyi zorlayacak değil güneşin var olduğu hakikatini anlattıktan ve kanıtladıktan sonra.

    Düzenleme: Bildiğiniz gibi bütün şeriatlar haktı bozulmalarından önce. İlk kitap Tevrat indiği zaman M.Ö. 1312 Yılıydı. Anaksagoras'ın keşfetmesinin de öncesi. Mucizelerin de Kur'an-ı Kerim ile başlamadığını bilmek lazım.
  9. Dînî Tartışma

    Erozbey said:
    Yani şimdi hangi birisine yazayım ki? Ayın kendi ışığını değil güneş ışığını yansıttığını Kuran'dan 1100 sene önce bulunduğunu mu, uçakta yaşadığı göğüs sıkışmasından dolayı doktora gitmesi gerektiğini mi, hangisi?
    Senin bu söylediğinin Kur'an-ı Kerim'den öncesinde bulunmasına da cevap verebilirim ancak senin bunu kabul edeceğini zannetmiyorum daha Kur'an-ı Kerim'in Allah kelamı olduğunu inkar ederken onu kabul edeceğini hiç zannetmiyorum fakat bu söylediğin şeyler bulunsa dahi Kur'an-ı Kerim'de daha çok mucizeler var hepsini böyle teker teker çürüttükten sonra konuşmamıza başlayabiliriz, çürütebilirseniz tabii ki.

    "Allah, her kimi doğruya erdirmek isterse, onun göğsünü İslâm’a açar. Kimi de saptırmak isterse, onun da göğsünü göğe çıkıyormuşçasına daraltır, sıkar. Allah, inanmayanlara azap (ve sıkıntıyı) işte böyle verir. En'am Suresi (125)"

    "Uykuda oldukları halde sen onları uyanık sanırdın. Onları sağa sola çeviriyorduk. Köpekleri de mağaranın girişinde ön ayaklarını uzatmış yatmaktaydı. Eğer o insanları görseydin dönüp kaçardın ve gördüklerin yüzünden içini korku kaplardı. (Kehf Suresi 1:cool:

    Her nasıl oluyorsa 1400 yıl önce insanlar, insan hiç hareket etmezse vücudunda çeşitli rahatsızlıklar çıkacağını, vücudun çüreyeceğini bilmişler aynı zamanda köpekler için bunun geçerli olmadığını, köpeklerin vücutlarının altında bir bez ile salgıladığı salgının vücudunu yıllar boyunca hiç çevirmese sabit dursa bile çürümeyeceğini de bilmişler. Kur'an'da Allah Teala insanları çevirdiğinden bahsedip aynı şekilde köpek için böyle bir şey kullanmamış ön ayaklarını uzatmış yatmakta olduğunu belirtiyor.
  10. Dînî Tartışma

    Calradianın Bilgesi said:
    olumden sonra hayat olacak da, tanri olacak da, simdiye dek benle konusmamis tanri olumden sonra konusmaya karar verecek de ohoo
    Allah Resûlü herkesin öleceğini ve bütün ölülerin bir gün diriltilerek hesaba çekileceğini söylüyordu. Bu aklın alacağı, kabul edilebilir bir şey değildi. Binlerce yıl evvel ölmüş, kemikleri dahi yok olmuş insanlar nasıl dirilecekti? Übeyy b. Halef ayağa kalktı ve yüksek sesle şöyle dedi:

    - Bu mümkün değil, şimdi Muhammed’e gidecek, bu konuyu tartışacak ve mutlaka O’nu mağlup edeceğim.

    Eline çürümüş bir kemik alan Übeyy, Peygamberimizin karşısına çıktı ve kendinden gayet emin bir şekilde sordu:

    - Ey Muhammed! Sen Allah’ın şu çürümüş kemiğe yeniden can vereceğini mi söylüyorsun?

    Efendimiz hiç tereddüt etmeden cevap verdi:

    -Evet, bunu ben söylüyorum.

    Übeyy kemiği ufalamaya ve tozlarını Peygamberimize doğru üflemeye başladı. Sonra alaycı bir şekilde yeniden sordu:

    - Şimdi Sen bunun dirileceğine gerçekten inanıyor musun? Biz ölüp kemiklerimiz bu hale geldikten sonra bizim yeniden hayat bulacağımızı mı söylüyorsun? Bunu kim yapacak, Allah mı bizi yeniden diriltecek?

    Übeyy ve arkadaşları gülüyor, Efendimizle alay ediyorlardı. Zaten Efendimizden en fazla nefret eden, müminlere en çok işkence edenlerin başında o ve ağabeyi Ümeyye geliyordu.

    Allah Resûlü, Übeyy’in suratına baktı ve şu cevabı verdi:

    - Evet, Allah seni öldürecek, bu kemik gibi olduktan sonra seni diriltecek ve cehennemine sokacak.

    İbn Hişam, es-Sîre, I, 387; Belâzurî, Ensabu’l-Eşraf, I, 137; Ebu’l-Fidâ, III, 581.

    77. İnsan görmez mi ki, biz onu meniden yarattık. Bir de bakıyorsun ki, apaçık düşman kesilmiş.
    78. Kendi yaratılışını unutarak bize karşı misal getirmeye kalkışıyor ve: "Şu çürümüş kemikleri kim diriltecek?" diyor.
    79. De ki: Onları ilk defa yaratmış olan diriltecek. Çünkü O, her türlü yaratmayı gayet iyi bilir.
    80. Yeşil ağaçtan sizin için ateş çıkaran O'dur. İşte siz ateşi ondan yakıyorsunuz.

    Bedeviler ağaçları birbirine sürterek ve yakarak ateş elde ederlerdi. Yemyeşil ağaçtan ateş çıkarmaya muktedir olan Allah çürümüş kemikleri diriltmeye de kadirdir. Ayette buna işaret edilmektedir.

    81. Gökleri ve yeri yaratan, onların benzerlerini yaratmaya kadir değil midir? Evet! Elbette kadirdir. O, her şeyi hakkıyla bilen yaratıcıdır.
    82. Bir şey yaratmak istediği zaman Onun yaptığı "Ol" demekten ibarettir. Hemen oluverir.
    83. Her şeyin mülkü kendi elinde olan Allah'ın şanı ne kadar yücedir! Siz de O'na döneceksiniz.

    Yasin Suresi
    Allahu Teala zaten seninle kitabı aracılığıyla konuşmaktadır. Buna hadis-i şeriften de örnek getirelim: "Allah -celle celâlühû- ile konuşmak isteyen Kur’ân-ı Kerîm okusun.” Ha illa ki sen ses olarak benimle konuşsun istiyorsan üzgünüm ki sınav olma açısından böyle bir şey mümkün değil. Allah Teala'nın varlığı inkar etmek şuan kainattaki bütün atomlara İlahlık sıfatını vermeye benzer. Siz bütün atomlara ilah derken dolaylı yoldan biz direkt olarak onları irade olarak elinde tutan zâta Allah diyoruz.

    Agnostlikliği seçmek isteyen arkadaş dinin doğruluğunu Kur'an-ı Kerim'in mucizelerine bakarak anlayabilirsin. Örnek olarak: Demirin gökten indirilmesi, insanın göğe çıktıkça basınçtan dolayı göğsünün sıkışması, kainatın günden güne genişlemesi, ay'ın kendi ışığı olmaması güneşin ışığını yansıtması vs vs. Bir çok ayet ile mucizeler sayılabilir. 1400 Sene önce birisinin bilmesinin imkansız olacağı şeyler.
  11. Insult for Muslims about Islam

    Rayden_ said:
    böyle tipleri görmezden gelin gitsin ya :d
    “Bir kötülük gördüğünüz zaman elle düzeltin. Buna gücü yetmezse dilinizle düzeltmeye çalışsın. Buna da gücü yetmezse kalben buğzedin. Bu ise imanın en zayıf derecesidir.”(Müslim, İman 78; Ebu Davut, Salat, 232)
    Allah Teâlâ, Hazret-i Musa’ya sordu:
    - Ya Musa, benim için ne işledin?
    - Ya Rabbi, senin için namaz kıldım, oruç tuttum, zekât verdim, zikrettim.
    - Ya Musa, kıldığın namazlar, seni Cennete kavuşturacak yoldur, kulluk vazifendir. Oruçların, seni Cehennemden korur. Verdiğin zekâtlar, kıyamette, sana gölgelik olur. Zikirlerin de, o günün karanlığında, sana ışıktır. Bunların faydası sanadır. Benim için ne yaptın?
    - Ya Rabbi, senin için ne yapmak gerekirdi?
    - Sırf benim için dostlarımı sevip, düşmanlarıma düşmanlık ettin mi?
    Musa aleyhisselam, Allah Teâlâ için yapılması gereken en kıymetli amelin, Hubb-i fillah ve Buğd-i fillah olduğunu anladı.

    Biz elimizden geleni yapalım da gerisi elimizden gelmez zaten.
  12. Insult for Muslims about Islam

    First of all Hello, i don't know this is right place for this topic but i need to open this topic. Yesterday we have a match UK3 vs TR2 i can't play this match because of i have electrical issues. My friend sent me the video and i was watching this video i realize this shameful conversation...
  13. [WYL4] Büyük Final - Yenilmezler vs ASFC 15.08.2018

    Kolaydı hiç zorlanmadık. Oynayan arkadaşlarımı tebrik ediyorum. Hilesiz hurdasız bir maç olunca HAK eden kazanıyor. Verdiğimiz 2 elde 6 kişi olduğumuz için oldu. Orada da bir şeyler yapmadığınız şüpheli ama kolaydı.
  14. Ramazan Platformu

    Senin bu dediklerin insanların kendilerini ilgilendiren bir problem. Evet, inanç denilen şeyi mantığa yatırmak zorunda değiliz. Fakat yatırmamızı engelleyen bir şey de yok. Şahsım için bir problem yok zira tastamam bir teslimiyet ile inanıyorum. Akla ve mantığa yatırarak bu tür konuları daha fazla insana açabiliriz, ulaşabiliriz. Eminim ki akla ve mantığına uyduğu için inanan bir ton insan vardır. Şimdi senin dediğin gibi biz kapalı bir şekilde inanıpta, anlamaya çalışmazsak geri kalmayacak mıyız? İslamiyet Mantık dini değildir. Vahiy dinidir. Aklı anlamaya çalışmak için kullanmalıyız, anlayamazsakta iman etmeliyiz. Aklımıza yatmıyor diye reddedemeyiz. Allahu Teala aklı bize onun hikmetlerini anlamamız için, sanatlarını anlamamız için, bize verdiklerini anlayıp şaşırıp şükretmemiz için verdi. Allah'ın ilmi insanlar için kesinlikle anlaşılmayacak bir durumdur fakat bu mantık yada akla yatırılmasını engeller bir durumda değil. Allahu Teala zaten aklımızın almayacağı şeyleri belirtmiş. Aklımızın aldıklarına bakalım biz. Fazlasıyla var. Ancak Allah'ı sorgularsan, eleştirel yaklaşırsan cehalete ve günaha düşmüş olursun, anlamaya çalışırsan değil. Bundan 3000 yıl önce de Hak din vardı. Tevrat - Zebur - İncil - Kur'an-ı Kerim. Eminim ki süreçlerini biliyorsundur. İnsanlık var olduğundan beri hep kendinden daha güçlü olana, bir şeylere tapma isteği arzusu bulunmuş içinde, içgüdüsel bir şey. Freud bunu sürerek Allah'ın yokluğunu kanıtlamaya çalışır. Bizim içimizde bu içgüdü olduğu için Tanrıları, insanlar yaratır demiştir. Halbuki Allahu Teala bu içgüdüyü insanlara kendisini bulması için de koymuş olabilir değil mi? Bir Peygamber, elçidir. Mantıksal açıklamalardan çok, mucizeler göstererek insanlara doğruluğunu kanıtlayabilir. Zira en büyük mucizelerden birisi de Kur'an-ı Kerim, tonlarca mucizesi var çelişen bir şeyi de yok senin dediğin gibi.

    Böyle bir şey söyleyerekte insanları soğutamazsın. Mantıksal bir şey arıyorsan zaten inanmıyorsun tarzında. Bazıları mantıksal şeyler görünce inanır bazısı hiç görmeden inanır. Kişiden kişiye değişen bir durumda kesinkes doğru demek yanlış. Hz. İbrahim (as) dahi Allah'a inanmış fakat görmek istemiş ölüleri nasıl canlandıracağını, bir peygamber bile kalbinin mutmain olması için bunu görmek istiyorsa, bir insan da kalben rahatlamak ve imanını arttırmak için mantıksal çözümler aramasında bir sıkıntı yoktur. Zira insanlar soyuttan daha çok somut yani maddeciliğe yatkındır. Bundan ötürü elle tutulur bir şey görmek isterler.

    İnsanların gözüne perde çekildiğini söyleyen ben değilim. Allahu Teala, bütün mahlukatı yoktan var eden zât elbet ki doğru söyleyecektir. Ben size şahsen saygı duyuyorum, misilleme olmadığı sürece -şahsıma yapılacak bir misilleme de değil. dine karşı ve Allah'a karşı olandan bahsediyorum.- zaten saygı olmadan yapılacak bir tartışma bir şeyler kazanma amaçlı değil yerme ve hakaret etme amaçlı olduğundan devamına lüzum yoktur.

    Düzenleme:
    Calradianın Bilgesi said:
    ben burada 'inanca saygi inanca saygi' vs. deyip sonra 'bu ilahiyatci sahtekardir' 'su hadise inanmayan kafirdir' vs. gibi laflarin denmesini tutarsiz buluyorum. sizin once diger muslumanlarin inancina sayginiz olsun.
    Bu itikadi bir konudur. Kafamızdan attığımız türden bir şey değil. İnancın gerekliliğinden ötürüdür. Bunlara inanmayan "Müslüman" olarak kalamaz. O 72 Fırkanın içine dahil olur. Böyle bir durumda tevazu ve saygı gösterecek bir yer yok.
  15. Ramazan Platformu

    Kur'an ile Sünnet birdir ayrılamaz. Hadisler kaynaktır, hemde Kur'an'ın ayetleri kadar sağlam kaynaklı olan hadisler vardır ki bunlara "Mütevatir" hadisler denir. Reddi insanı kafir eder. Allahu Teala bir çok yerde Resulune yönlendiriyor ve ona uyulmasının ona itaat edilmesinin kendisine itaat edilmesiyle eş değer olduğunu söylüyor.

    (Ey Muhammed! Onlara) Deki: “Allah’ı seviyorsanız, bana tabi olunuz ki, Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın...”(Al-i İmran / 31)
    "Her kim o Peygambere itaat ederse, Allah’a itaat etmiş olur.” (Nisa /80
    “Ey iman edenler! Allah’a ve Rasulüne itaat ediniz....” (Enfal / 20)

    Kur'an-ı Kerim bir kainat kitabıdır. Her şey içinde bulunur fakat teferruatlı bir şekilde açıklanmamıştır. Bunun için kitabını açıklayan ve onu yaşayan bir Resul göndermiştir. Öbür türlü haşa postacıdan bir farkı kalmazdı herhalde? Kur'an da yeri bulunmayan ama şeriatta hükmü bulunan bir çok durum var. Bunlardan bir kaçı; Erkeklerin ipek giymesi-altın takması, Namazın kaç rekat olduğu, kaç defa secde edilmesi yani nasıl kılınacağı ile ilgili, sakal hükmü vb. Şeriat, Kur'an ve Hadislerle sabittir.

    Hz. Muhammed (asm), Muâz'a Yemen'de ne ile hükmedeceğini sormuş; Muaz, "Allah'ın Kitabı ile" cevabını vermiştir. Hz. Peygamber (asm) "Allah'ın Kitabında bir hüküm bulamazsan?" buyurunca; "Rasulünün sünnetiyle" demiştir. "Onda da bulamazsan?" sorusuna ise Muaz, "Reyimle ictihad ederim!.." cevabını vermiştir. Bunun üzerine Allah Rasulü şöyle buyurmuştur: "Rasulünün elçisini, Peygamberinin razı olduğu şekilde muvaffak kılan Allah'a hamd olsun." (Tirmizi, Ahkâm, 3; Ahmed b. Hanbel, Müsned, V, 230, 236, 242; Şafii, el-Ümm, VII, 273).

    Oruç mevzusuna gelirsek, Kur'an-ı Kerim'in kainat kitabı olduğunu tekrar söylüyorum. İçinde bir çok mucizeler var ve 1400-1500 yıl önce bilinmesinin mümkün olunmadığı bir ton şey var. Görmek isteyene gerçekten iman etmek isteyene "Akıl sahipleri için ibret vardır." Sadece arap yarımadasını inmedi, bütün insanlığa indi. Bazı yerler de orucun az tutulması, bazı yerlerde orucun fazla saatlerle tutulması adaletsiz gibi görülebilir. Fakat bu orucun ecri ile yani mükafatı ile orantılıdır. Az saatlerle kolay tutulan orucun ecri farklıdır, çok saatlerde tutulan orucun ecri çok daha farklıdır. Dünyada adalet aramak ne kadar mantıklı? Gerçekten burada adalet olsaydı, ahirete ne gerek vardı? Mizana ne gerek vardı? Allahu Teala'nın vaadlerine ne gerek vardı? Haşa ve Kella!

    (99/ZİLZÂL-7-8: Kim zerre ağırlığınca hayır işlerse, onu görür.Kim de zerre kadar kötülük yapmışsa onu görür.)

    Allahu Teala bize zorluk çıkartmak istemez daima bizim için kolaylığı ister.
    (2/BAKARA-185: (Oruç tutmanız gereken o sayılı günler) Ramazan ayıdır ki, Kur'an, insanlara yol gösterici, doğru yola iletici, eğri ile doğruyu birbirinden ayırt edici olarak o ayda indirilmiştir. Bundan dolayı, sizden kim bu aya erişirse orucunu tutsun. Ancak hasta veya seyahatte olan, başka günlerde (aynı sayıda oruç tutsun). Allah sizin için kolaylık diler, zorluk çekmenizi istemez. Bu da oruç günlerini tamamlamanız ve size doğru yolu gösterdiğinden dolayı Allah'ı yüceltmeniz içindir. Şükredesiniz diye bu kolaylığı gösterir.)
    Doğru veya Yanlış denilen olgu, toplumdan topluma değişir. Hakikat birdir ve değişmez. Kadınlar ile Erkekler eşit görülüyor şuan ki toplumda, doğru ve yanlışlar gibi. Nasıl ki şuan zinanın serbest olduğu bir yerde zinayı engelleyen yanlış ve haram olduğunu söylersen doğru olan bu şeyi yanlış olarak görürler bu da aynı şekilde. Hakikat olan Allah'ın yanındadır. Kadınla-Erkek bazı konularda ikisi de birbirine üstündür. Düşün ki; İkisi de sınavda 70 alıyor. Birisi 5. soruyu yapmış diğeri yapamamış. Biri 7. soruyu yapmış diğeri yapamamış. Allahu Teala, erkeği bir tık daha yaradılış itibari ile üstün yarattığından ötürü evin reisliğini erkeğe vermiştir. Bakımını giderini türlü türlü şeylerini. 1 e 2 olmasının sebebi de budur. Kadın evine bakmakla yükümlü değildir bundan ötürü mirastan pay dahi almaması gerekirken Allahu Teala onlara da pay vermiştir. 1 erkek şahit yeter iken kadınlara gelirken 2 şahit gerekmektedir. Bunlar görünüş itibari ile adaletsizlik olarak gözükse de kadınları korumaya yönelik şeylerdir. Kadın ve Erkeğin birbirine üstün olduğu tek yer "Takva"dır. İctihadlarda hatalar olabilir, evet ama zaten Resulullah (SAV); “Ashabım semadaki yıldızlar gibidir. Hangisinden hadis alırsanız, doğruyu bulursunuz. Ashabın ihtilâfı sizin için rahmettir.” (el-Aclûnî, Keşfü’l-Hafâ, I/64; el-Münâvî, Feyzü’l-Kadîr, I/210-212)
    "Ümmetimin ihtilafı (yani ictihadlardaki farklılıklar) rahmettir." buyurmuştur.

    Hak olan mezhepler çok idi fakat günümüze kadar fazla takipçileri yani uyanları kalmamıştı. Hak olan şey Resulullah (SAV)'ın sünnetleridir. Yani Ehl-i Sünnet vel Cemaat'tir. Genel olarak ictihadlar belirlenmiştir. Bir daha müçtehid gelmeyecektir. Hz. Mehdi (as) hariç. O yüzden şuan ki ictihadlar sabittir.
    "Ümmetim yetmiş üç fırkaya ayrılacak, bunların içinden bir fırkası ehl-i necat olacaktır."
    buyurmuş. Ashab sormuşlar:
    "Yâ Resûlâllah, o kurtulan fırka hangi fırka olacaktır?"
    Şöyle cevap vermiş:
    "Benim sünnetimden şaşmayanlar kurtulanlardan olacaktır! Yâni Ehl-i sünnet ve cemaat mensuplarıdır."(Tirmizi, İman,18; İbnu Mace, Fiten, 17)

    Bugün çok fazla Kur'an'a, Allahu Teala'ya, Resulullah (SAV)'e hakaret eden, profesörler, ilahiyatçılar (!) var. Bir de bunları adam yerine koyup dinleyenler var. Bu profesörler; Kur'an-ı Kerim'in değişmesi gerektiğini savunan, Hz. Adem (as)'ın babası olduğunu savunan, Allah'ın gaybı bilemeyeceğini savunan, Mucizeleri inkar eden, Hadisleri inkar eden, Namazı inkar eden, Başörtüsünü inkar eden, artık sayamayacağım o kadar çok fazla var ki... Bu gibi insanlar evet Diyanette iş başındalar, ve saygısızlık değildir bu bildiğin düşmanlıktır. Bunların hala orada beslenmesi, atılmaması, fişlerinin çekilmemesini neye bağlarsanız bağlayın artık. Bugün Suudi Arabistan dahi ılımlı islamiyete geçişte gerçi bundan önce de çok doğru sayılmazlardı yüksek çoğunluğu Vehhabi denilen illete mensuptular. İslamiyete büyük saldırılar var, yıkılmaya çatırdamaya çoktan başladı. Bütün dünyada ölenler müslümanlar, bütün acıları çeken müslümanlar, azap gören sadece müslümanlar... Neyse bu bambaşka bir konu...

    Daha fazla yazmayacağım sanırsam, zaten ne kadar açıklarsak açıklayalım. Kur'an da ne mucizeler görürseniz görün, inanacağınızı zannetmiyorum. Allahu Teala hidayet denilen iman nasibini herkese vermemiştir. Büyük bir lütuftur. Şükrünü icra etmeyen kaybetme tehlikesiyle karşılaşabilir. Buraya yazma sebebim burada Müslüman bir kardeşim hepinize tek tek cevap vermeye çalışıyor sizde Hurra! diyip üstüne çullanmaya çalışıyorsunuz. Hepinize cevap veremez, insan o. Sırf şu tanımadığım kardeşimin hatrına yazıyorum.

    (6/EN'ÂM-35: Eğer onların yüz çevirmeleri sana çok ağır geliyor da (getirdiğin Mesaj’a inanmalarını sağlamak maksadıyla) onlara istedikleri türden mucizeler göstermek için yer altında bir geçit veya göğün derinliklerine doğru bir merdiven olsun istiyorsan bil ki, eğer Allah dilemiş olsa idi hiç şüphesiz onların hepsini (tek bir mucize veya bir icraatıyla) hidayet üzerinde toplayabilirdi. (Fakat Allah’ın iradesi başka yönde ise, O bu işin rasûller vasıtasıyla ve Kendi kurallarına göre cereyan edip, insanların kendi serbest tercihleriyle başbaşa kalmalarını diliyorsa,) artık sen farklı bir istek ve talep taşıyanlardan olma!)
    Güzel kardeşim, biz ne kadar uğraşırsak uğraşalım. Bu insanlar için ne kadar üzülürsek üzülelim olmayacak. Onlar inkarların da ısrar ettiler de Allah onları bu bataklıkta sabit kıldı, kulaklarına ağırlıklar koydu, kalplerini mühürledi, gözlerine perdeler indirdi. Bu halde dahi kibirlerinden dolayı inkarlarında ısrar edenlere üzülme! Haddi aşanlardan olma buyuruyor Rabbim.

    Bu kainatı ve içinde bulunan her şeyi sahiplenen tek bir zât çıktı. Allahu Teala. Ve size mucizelerle geldi. İnansaydınız ne kaybederdiniz? İnanmadığınız için bir çok şeyi kaybedeceksiniz... Sadece içinizde, kalbinizde imanın olması dahi Allahu Teala'nın size merhamet etmesi için yeterli olabilirdi. Niye dostlar niye? Niye inkarınızda bu kadar ısrarcısınız? Her sorunuzun cevabı Allah'ın izniyle var ve bulabilirsiniz...
  16. bannerlord ırk ve bayrakları

    @erennuman_mb Bilgi için teşekkür ederim. Bilmediğini söylediğim için de özür dilerim üstün körü bir çıkarım yapmışız. Fakat verdiğin örnekte bir yanlışlık var sanıyorum ki isteyerek vermedin, zira İslamiyet ile Sünnilik arasında bir çatışma hali ve bozukluk durumu yoktur. Bizzat yaşanılan halidir. Şiilik ve Sünnilik daha doğru bir örnek olacaktır.

    Diğer yorumuna gelecek olursak, izolasyonist durumunda bir sorun yok. İslamiyet'in ve Müslümanların kendilerini, bozulmuş ve tahrif olmuş şeylerden izole etmesi gayet doğaldır. Dosdoğru olan Allah'ın ipine ve bozulmamış olan İslamiyete tutunmaları şarttır. Öbür şekilde dinler arası diyalog tarzında düşünceler benimsenir ki buda katiyen yanlıştır. Oyun oynayarak zaman öldürme bahsine gelirsek. Namazını, ibadetini, yaşamında yapman gerekenleri engellememek kaydıyla meşru bir süre çerçevesinde eğlenme ve rahatlama amacıyla yapılmasında bir sorun yoktur.
  17. bannerlord ırk ve bayrakları

    Sen şaka mısın arkadaş? Tartışmayı kaybettin de çamur atıyorsun felan? Komünizme laf yöneltme sebebim, senin dinle bir alakan yok. Nedir önceki konuda da bu konuda da sürekli karışıyorsun. Buradaki işin teferruatı konu sahibi hassasiyeti belirtmiş bende destekliyorum. Tartışmada sunacak argümanım kalmadığı için boş yapıyorum? İnsafsız herif bir baştan oku istersen bütün yazdıklarımı hepsinde bir argüman vermişim. Argüman vermeyen biz miyiz yoksa siz misiniz? Cidden daha fazla yazmak istemiyorum. Değmezsin, kalsın burada yeterli.
  18. bannerlord ırk ve bayrakları

    Oyundaki esintiler de krallıklar isim benzerliğiyle koyulmuş. Nordric - Nord, Swabia - Swadia, Sassanid - Sarranid gibi. Bende ilk önce İslamiyet olarak düşünmüştüm fakat görüldüğü üzere bayraklarında ateş var ki bu ateş büyük ihtimalle mecusi ateşi. O dediğin arkadaş Zerdüştlükten bahsediyordu. Zerdüştlük değil mecusilikti diyordu. Bilmediği şey Zerdüştlük ile Mecusilik aynı şey. O bahsettiğin camii de hatırladığım kadarıyla Ateşgah Mabetlerine benziyor. Yani açık saçık, ayan beyan ortada olan bir şey yok. Gördüğün gibi isim benzerliğinden yüksek ihtimalle Sassanid, bayrağında ateş sembolü olması da bunun kanıtı.

    Komünistler dinsizdir, din düşmanıdır olayı başladı? Dostum senin cidden savunduğun ideolojiden bi haberin felan var mı? Karl Marx dinin afyon olduğunu komünizme erişmek için dinin yok edilmesi gerektiğini söyler. Neyin ne olup olmadığını bence sen tam anlamıyla idrak edememişsin.

    Daha fazla yazışıp vaktimi harcamak istemiyorum. Çünkü çok fazla harcadım bir ton yazı yazdık. Eşeğin kulağına şiir söyleyip, önüne destan koymak gibi bir şey oldu. Nasiplenmeniz olsaydı eğer sabaha kadar konuşabilirdik. Ama ne yazık ki onu göremiyorum. Ne siz nasipleniyorsunuz ne de ben kendime yeni bir şey katıyorum. Sadece zaman kaybı. Ne siz yazın ne biz yazalım konu kapansın aksi taktirde yazmaya devam etmek zorunda kalacağız.
  19. bannerlord ırk ve bayrakları

    Skolastik dönemdeki düşünce yanlışlığı dinin mi yanlış olmasından kaynaklanıyordu yoksa onu istismar etmek isteyen insanlardan dolayı mı kaynaklanıyordu? Gücü elinde tutmak isteyen insanlardan mı kaynaklanıyordu? Sen insanların yanlışlığını dine atfedemezsin. "Müslüman, müslümanın kardeşidir." diyip kafa kesenlerle de dini bağdaştıramazsın. Bugün 72 tane bozuk fırka var bunun ayrılması insanlar sapkınlığından dolayı kaynaklanıyor.

    Din nasıl yaşanırsa öyledir. Milletleri aydınlığa da iter karanlığa da, nasıl kullanıldığı ve sömürü haline getiriliyor mu yoksa getirilmiyor mu? Bugün ilerlememiz gerekirken bazıları dini ön gösterip çoğu şeye engel oluyor mu olmuyor mu? Ama sizin yanlışınız bunu dine atfetmek. Çok daha güzel örnekleri var din ile nasıl hidayete ermişler nasıl gelişmişler. Bir çok devrin ötesinde eser mevcut. Müslüman Din adamlarının, filozoflarının, sosyologlarının, matematikçilerin, fizik, kimya ... say say bitmez. Devrin ötesinde olduğu herkesçe bilinir. Allah'ın yolunda hakkıyla olmakla olur bunlar. Müslümanlıkla yakından uzaktan alakası olmayan, sadece bağnaz bir şekilde bilgisiz bir şekilde savunan, yaşamayan, hiçbir değer vermeden sadece inandım demenin de getirisi bizi yozlaşmaya itti. Daha da itecek. İnsanlar akıllanıp gözlerini açana kadar.

    124.000 Peygamberin sadece orta doğuya geldiğini söylüyorsun. Artı bilmemekle suçluyorsun. Her kavime bir peygamber bir uyarıcı gönderilmiştir. Hepsi orta doğuya gönderilmedi, insanların çoğunluğu nerede yaşıyorsa oraya gönderilmiştir. Orta Doğu'da fazlaca insan yaşadığından dolayı da peygamberlerin büyük bir kısmı oraya gönderilmiştir. Bilginin peşinde koşmayı tavsiye ediyorsun lakin sen bunu yaparken tek taraflı yapıp bilgi kazandım zannediyorsun. Yapmadığın bir şeyi başkasına tavsiye etmek acizlik değil midir?

    Sır vermene gerek yok biz zaten Firavun'u örnek göstermişiz? Senin gibi bir çok aciz insan da var zaten merak etmiyorum emin ol.
  20. bannerlord ırk ve bayrakları

    Black Dead said:
    Öneri sunulabilir , öneri eleştirilebilir de.Benim dini görüşlerimin zayıf veya olmadığını nereden tahmin edebiliyorsun merak ettim :smile: oyunun oyun olduğu, sanalın sanal olduğunu unutuyorsunuz.Oyunda svadya şövalyesi isa'ya tapmıyor veya sarranidli namaz kılmıyor, sadece bazı sembollerin 'esintileri' var.Yani ta kendisi de yok.Ta kendisinin olan oyunlarda olmasına rağmen kimse gelip sana kafir,yobaz veya sarranid oynayarak müslümanlıkla dalga geçen biri olarak görmez kardeşim.Hiç var olmamış semboller X Y Z gibi bayraklar mı yapsınlar doğrusu onuda bilemiyorum.Önerisine saygı duyuyorum ama yanlış olduğunu da söylemekten çekinmiyorum.İyi günler.
    Öneri eleştirilebilir hiç bir sözüm yok ancak arkadaş, istediğiniz yapılmayacak böyle bir öneri olamaz, istiyorsanız gidin kendiniz yapın yoksa da susun. İmajı verdiği için söyledim. Dini görüşlerine zayıf veya olmadığını nerden bilebilirim ki? Böyle bir şeyde iddia etmedim zaten. Sadece dinini fazla iyi bilmediğinden dolayı böyle düşündüğünü söyledim, ki bunu görmekte çok zor değil. En başta açıklamasını yapmışız zaten.

    Bilmediğiniz bir şey var. Savaşlar sadece meydanlarda yapılmıyor. Bugün bakarsan medya aracılığıyla ne kadar kişi ölüyor? Bütün algımız nasıl değişebiliyor? Sadece küçücük bir oyunda bile aksettirilen bir görüşün ne kadar büyük bir etkisi oluyor? Bugün bazı küçük gördüğümüz şeyler aslında bize alıştırılmış olan şeylerdir. Hepimize böyle enjekte edildi ve edilmeye de devam ediliyor. Uyumamız emrediliyor bize fark ettirilmeden fakat bunu emrederken de kendi düşüncelerimiz bu yöndeymiş gibi yapılıyor. Ne kadar dahice değil mi? Ağzım açık izliyorum bazı şeyleri gerçekten en ufak şeyleri bile ne kadar sistematik dizayn edipte kontrol sağlamaya çalışmaları ve başarmaları büyük bir başarı. Kim bilir ne zaman uyanırız...

    Kendince yanlış olduğunu söylemekten çekinmeyebilirsin, kendi fikirlerini burada saygı çerçevesinde karşı tarafı kırmadan söyleyebilirsin. Kendince yanlıştır-doğrudur saygı duyarım senin bana duyduğun şekilde her şey karşılıklıdır. İyi günler dilerim.
Top Bottom