4.Bölüm Korkusuz Adamın Korkusu
Baran kızıl gözleriyle üstüne doğru gelmekte olan orduya bakıyordu.Kalbinde ne olduğunu anlayamadığı ve daha önce asla tatmadığı bir his vardı.Bu his sanki onu mutlu ediyordu.Bu his ölümden başka bir şey olamazdı ve ölüm onu kurtaracak tek şey gibiydi.Yaşamak öldürüyordu…
Baranı yok etmek için üstüne doğru gelen,tozu dumana karıştıran bir ordu vardı şuan da.Normalde Baran’ın ordusu bu şekilde devasa orduların üstüne giderdi.
Baran’ı öldürmeye gelen bu ordu bu diyardaki en imkansız orduydu.Birbiriyle yüzyıllardır savaşta olan 6 Krallığın ordusu şimdi omuz omuza tozu dumana savurarak tek bir amaç için Baran’ın üstüne doğru geliyordu.
Orduda bir çok sancak ve değişik asker vardı.Her tür asker olması bu orduyu daha güçlü yapıyordu.Yayları elinde koşan atlı okçular,krallık şövalyeleri,baltalı kahramanlar…Hepsi Baran’ı yok etmek için geliyordu.Hiç bir ordu böyle bir gücün önünde duramazdı.Arga Zam’ın yenilmez ordusu bile…
İki ordu karşı karşıya gelmiş ve hizaya geçmişti.Baran ne yapacağını ve nasıl en fazla zararı vereceğini düşünüyordu. Filayna diyarındaki her büyük savaş gibi savaş başlamadan önce beşe beş bir düello yapılacaktı.
Baran diğer korkak krallardan farklı olarak düelloya katılacaktı.Zırhını giydi.Kızıl gözleri bu zırhın içinde kızgın bir güneş gibi duruyordu.Düelloya diğer katılacaklar tabi ki Afgan,Taçnur,Hentaros(Birlikteki şövalyelerin komutanı) ve birden gönüllü olan genç bir askerdi.
Afgan kocaman baltasıyla öne çıkmış ve rakibine doğru soluyordu.Solumasıyla bile bir tavşanı öldürebilecek gibiydi.Baran öne çıkarak karşısındaki devasa orduya delici bir bakış attı.Önlerdeki askerlerin ve komutanların bir anlığına irkildikleri belli oluyordu.
Afgan daha fazla dayanamayıp karşısındaki askerin üstüne atlamıştı.Balta efsanelerdeki gibi neredeyse kalkanı parçalıyordu.Karşısındaki asker zekilik yapıp balta kalkanda takılı kalmışken yandan kılıç ile hamle yapacakken son anda Afgan kalkanıyla karşılık verdi.Askeri kocaman bedeni ile geriye doğru ittiriyordu. Birden Taçnur ve Hentaros’ta rakiplerinin üstüne atladı.Hentaros ikili kılıçlarıyla karşısındaki adamı çok fazla zorluyordu.Onun düellosu kısa sürecek gibiydi.Baran hala bekliyordu.Saldırmamıştı.Zaten herkes onun savaşının nasıl biteceğini biliyordu.Gönüllü olan askerde savaşa katılmıştı ama onun savaşı en kısa süren savaş olmuştu.Yaptığı yanlış saplama hamlesi önce kılıcının sonra da kellesinin havada uçmasına sebep olmuştu.Baran uçan kelleyi gördükten sonra adamın üstüne saldırmıştı.Karşısındaki asker hamleleri karşılamaya çalışıyordu ama yine de karşılayamıyordu.Baran son hamlesinden önce kılıcını adamın miğferinin boşluğundan gözüne sokmuştu.Asker refleks olarak elini gözüne götürdü.Askerin hissetiği son şey boğazındaki sıcaklık olmuştu.Askeri öldüren adam birden Hentaros ile savaşan askere karşı atladı.Şimdi Hentaros iki asker ile savaşıyordu.
Şimdiden iki ölüm olmuştu.Arga Zem’in karşısındaki kralların ordusu çok büyük tepkiler ve korku verirken Arga Zam’ın askerleri sanki kök salmış bir ağaç gibi sessizce duruyordu.
Baran zırhının küçük bölmesinden altın bir balta çıkarıp,Hentarosla savaşan iri yarı askere doğru fırlatmıştı.Askerin devasa miğferi bir kağıt gibi kolayca ikiye ayrılmıştı ve tabi kafası da.Baltayı gören askerler arasında bir uğultu başlamıştı.Bu balta üzerindeki çizgilerden de anlaşılacağı gibi Kral I.Hentor’un Kayıp baltasıydı.Baran’dan zaten korkan krallık askerleri artık daha da korkmaya başlamıştı.Bu korku hepsinin gözlerinden belli oluyordu.
Baran tam Taçnur’a doğru yardıma koşarken,Taçnur ufak bir hareket ile onu durdurdu.Adam çok seri hamleler ile saldırıyordu.Taçnur biraz terlemiş gibiydi.Adama sağlam bir tekme geçirdi ve sonrasında kendi etrafında dönerek seri bir hamle yaptı.Karşısındaki asker şaşırmıştı ve son gördüğü şey boğazına saplanan kılıç olmalıydı.
Baran’ın birliğinin en önünde atlı Şövalyeler,arkada Kafa Koparanlar ve Işıltılı Ölümler vardı ufak bir tepenin üstünde ise okları ile Ölüm Okları vardı.
İlk oku Arga Zam atmıştı.Şimdiden krallık askerlerinin ön safları erimeye başlamıştı.Karşı tarafta ok atışına başlamıştı.Baran’ın planına göre Şövalyeler en safları yaracak ve ordunun arkasına geçecekti daha sonra ise Kafa Koparanlar ve Işıltılı Ölümler önden saldırarak krallık askerlerini sıkıştıracaklardı.
Baran şövalyelerin önünde gözleri gibi kızıl olan atının üstünde emri verdi ‘’Hücum!!’’ Birden yüzlerce adam birbirine girmişti.
Baran atının ezdiği adamlara kılıcını sokuyor ve değersiz hayatlarına son veriyordu.Şövalyeler krallık askerlerinin ön saflarını eritmeye başlamıştı ama hala krallık askerlerinin arka taraflarına geçememişlerdi ve çok fazla kayıp vermişlerdi.Bu kadar ilerlemeleri bile bir mucizeydi.Bunu sağlayan Şövalyelerin atlarının denizin ötesinden en iyi atlar seçilerek getirtilmesiydi.
Baran ve yaklaşık 15 Şövalye krallık askerlerinin arkasına geçebilmişti askerler onları kovalarken Baran bir boru çıkardı ve çaldı.Şimdi Kafa Koparanlarda krallık askerlerine doğru asıl saldırılarına geçmişlerdi.
Krallık askerlerini öldürmek kolaydı ama sayıları çok fazlaydı demişti Baran içinden,yenileceğini biliyordu.Bu arada Afgan’ında birkaç kişiye baltasıyla saldırdığını görmüştü.
Krallık askerleri arada sıkışmanın verdiği ilk şokla çok fazla kayıp vermişlerdi.Buna rağmen hala savaş krallık askerlerinin lehindeydi ve bir piyade birliği Ölüm Oklarının tepesine binmişti.Bu savaşın Baran için tek iyi yanı İmparator ve Hentor Kralının kellesini uçurmasıydı.Artık bu savaşın bi anlamı kalmamıştı.Hiç söylemediği bir sözü söyleyecekti ‘’Geri Çekilin