@Baradh kardeş hepsini okumadım ama üşenmemiş yazmışsın (:
Lakin şu fakülte olayına gelirsek, okutmak zorundasın çünkü "okuma, bizim iş olanağımız yok" diyemezsin. Okulu seçerken iş olanaklarını bilmesi lazım öğrencinin zaten. Ama yine de sırada bekletebilirsin.
2.si , doğmamış bir nesle "vasıfsız" demek önyargılı bir yaklaşım.
Hepsini oku o zaman.
Okumak, iş sahibi olmak için bir seçenektir sadece. Bir zorunluluk değildir. Çekirdekten yetişme kavramını duydun mu hiç? Berberlerimiz sürekli öyle yetiştiler. Ben saçlarımı mahallemizdeki çıraklıktan ustalığa yolculuğunu tamamlamış berberimizde kestirirdim küçükken. Bunu mobilya imalatından tut tesisata, elektrikçiden tut, birçok şeye uygulayabilirsin. Yüksek öğrenim işin başka bir kısmı. Bazı şeylerin standartlaştırılması için kullanılan bir yöntem günümüzde. O standartlaştırmayı insanın önüne sunuyorsan, ona da devlette öğretmen olmak dışında çok da bir imkan sunmuyorsan o zaman hatalısındır.
Neden vergi verdiğini hiç düşündün mü? Neden doğduğunda birisinin senin adına Türkiye Cumhuriyeti Nüfus Cüzdanı diye birşey doldurduğunu merak ettin mi? "Yahu bu devlet kavramı niye var?" dedin mi hiç? Demediysen, boşa konuşuyorum demektir. Bugün o kabinedeki her bir görevlinin, devlet dairelerinde çalışan her bir memurun maaşları ödeniyorsa, bu maaşlar da bizden çıkıyorsa eğer bir sebep olması lazım. Hükümetler bu nedenle gelir/gider. Görevini yapmadığına inanırsa halk, o hükümeti opstalar (ütopik bir demokraside tabi, bizim ülkede yeller esiyor)
Bir de pişkince "hepsini okumadım ben" diye belirtmemişsin mi, insanın içi acır ya böyle birşeyi okuduğu zaman. Saygı kavramı nesilden nesile ne kadar çok değişiyor demek ki...
"Vasıflı" kelimesini kullanırken kapitalist bir sistem içinde kullandığımızın farkındasın değil mi? Vasıf dediğin ailenden öğrenebileceğin iyi haller, ya da okulda öğreneceğin 1-2 matematik probleminden fazladır. Kaldı ki onları bile öğretemiyoruz artık. İpini koparıp buraya gelen çocuklar hakareti ağızlarından düşürmüyor, okullarda test çözmek dışında verimli dersin yüzünü kimse görmüyor. Bu ülkenin insan yetiştirebilme potansiyeli belli. Hükümetin bu konudaki politikası belli, Şöyle düşün: Elinde huni var, huniye sıvı yap döküyorsun. (kıvamlı olsun diye veriyorum yağ örneğini) elindeki yağ belli (12 litre), huninin ağzı belli (küçük ağızlı), ne yaparsan yap sürekli dökersen o huni taşacak. Bana kalkıp da "abi daha yağı dökmeden o huniye taşacak demen biraz önyargılı" demezsin. Çünkü denediğinde, o yağ çöpe gider.
Birisi yağ, bir nesil insanı çöpe atmaya razı mısın peki?
Edit:
@Baradh kardeş hepsini okumadım
ALARM ALARM ALARM! RUN AWAY!
Boynumdan aşağıya omurgam boyunca bir ürperme hissettim okuyunca bunu zaten...
