illuminati ne alaka
Çok alaka. Şimdi hiçbir bilgiye dayanmadan bir kaos senaryosu oluşturacağım ve birkaç teori öne sunacağım. Tabi uzun olacağını bildiğim için mümkün olduğunca sizi sıkmamaya çalışacağım, okuyun ha!
Şincik, illuminatinin tarihiyle başlayalım. Neden illuminati deyince herkesin aklına sihirli kartlarla tuhaf tuhaf voodoo büyüleri yapan, elalemi lanetleyip duran ve sonunda da bir araya gelip üçgen oluşturduktan sonra (hayır, öyle değil) yeraltı ruhlarına teşekkür eden tipler akla gelir bilmiyorum ama, illuminati, 1774'te Bavyera'da (Münih, Avrupa'nın tam ortası) kurulmuş ve bilinen amacı insanlığı aydınlatmak, zamanın kontrolünü elde tutmak (yani istenmeyen şeyleri önleyerek dünyayı temiz, yaşanabilir, sert kurallardan uzak bla bla bir yer yapmak) olarak belirlenmiştir. Ancak tabii ki de o zamanki toplumun elit sınıfı tamamen zenginlerden oluşuyordu ve hepimiz birkaç zenginin bir araya geldiğinde ne olduğunu biliyoruz. Tıpkı beklendiği gibi illuminasyon o kadar da masum bir işlem değildi. Bu kısa sürede anlaşılınca tıpkı aynı yüzyılın başında kurulan Masonluk gibi karalisteye eklendi. Tabi tam olarak ne yaptıklarını hiçbirimiz bilmiyoruz. Artık marjinaliz diye sehpayı ters çevirip... neyse.
Michael Jackson öldüğünde de illuminati tartışmaları ortaya çıkmıştı ve Jackson'ın bir akrabası da (kimdi o ya) bunu doğrulamıştı (zaten o çıkarmıştı galiba). Listedeki sanatçıların 27 yaşında ölmesinden daha önemli bir ortak özellikleri var: hepsi müzisyen. Gerçekten müzik yapıyorlar ve müzik kavramının ne olduğunu biliyorlar.
19. yüzyılın sonuna doğru Lousiana'da "jazz" adında bir müzik kültürü yayılmaya başladı. Bu müziğin özelliği Afrika'nın yerel müzik anlayışıyla batının klasik müziğiyle birleşmesi sonucu oluşmasıydı. Oh ****. Ne kadar büyük bir kültür patlaması! Müziğin en önemli özelliği (yani genelde) ne çok yavaş, ne çok hızlı olması ve dinleyen hemen hemen herkesin hoşuna gitmesiydi. Yani kulağa gayet hoş gelen, insana neşe katan, gayet hoş bir müzik tarzı işte.
Ve ve ve, Kara Panter Partisi'ne (umarım doğru söyledim) dönüyoruz. Bu meşur zenci isyanının adıydı. 60'lardı sanırım, ABD'nin sevgili Afrika kökenli vatandaşları maalesef kendilerine tanınan imkanlardan pek memnun değildi. "Zenciler bunu yapamaz, zenciler şunu yapamaz, şu işe giremez, burada çalışamaz..." Eee, n'apacak bu adamlar? Hah, tabii ki de suç işleyecekler! Ve maalesef hayatta kalmak için birbirlerini yiyecekler. İşte bu dönemde rap müzik (Rytmic American Poetry) doğdu. Bu müzik gerçekten çok farklıydı. Burada asıl amaç, tıpkı isminde olduğu gibi müzisyenlik değil, şairlikti. Yani asıl amaç söz yazmak. Herkesin harcı değil. Kısa zamanda çok başarılı şairler ortaya çıktı ve bunlar kendi aralarında hızlıca buldukları sözlerle kapışmaya başladı (rap wars). Rap müzik, artık zencilerin ortak değeriydi. Rap sayesinde siyah vatandaşlar yavaşça kendilerine yapılanın tamamen "medeni" beyazlar tarafından tetiklendiğini anlıyorlardı. Tabi bu kültür Amerika'da kalmadı, dünyanın her yerine yayıldı. Dikkat ederseniz bu tarzın bizim halk şiir geleneğiyle neredeyse birebir örtüştüğünü anlarsınız. Komik ama gerçek... Ahaha, yine de çok komik, işe bak.
Sonracığıma, çok geçmeden çok romantik ve karizmatik, yıllarca efsane olacak bir kahraman ortaya çıktı... ELVIS PRESLEY! Rock'n Roll'un doğuşu da böyle gerçekleşti. Bu kahramanın karizması bir yana, müziği, müzikten hiçbir şey anlamayan milyonları bile ağzı açık bırakmaya yetiyordu. Kendine yarattığı tarz o kadar muhteşemdi ki, bırakın Rock müziğinin yıllar içinde sayısız branşa ayrılması ve kendine yeni kahramanlar yaratmasını, giyimi bile yaklaşık 30 yıl moda kaldı. Tabi ne acıdır ki (ve ne tesadüftür), Elvis de uyuşturucu kurbanıydı. İşe bakın...
Maalesef sözde Sovyet tehdidi, Körfez Savaşları, yaygınlaşan terör, 12 Eylül gibi olaylarla iyice döte gelen halk, çok güzel bir şekilde uyutulduktan sonra üstte saydığım efsaneler birer birer unutulmaya başlandı. Sonracığıma efsanevi The Beatles grubu için "babane müziği" denmeye başlandı. Uh oh. O da ne? Birden yaz dönemlerinin ağırlaşan ve gereksiz eğitim sistemiyle birlikte önem kazanmasıyla birlikte R&B iyice moda oldu. Açılımını bile bilmediğim bu müziğin özelliği, bir müzik olmamasıdır. R&B sanatçılarının (!) parçaları genelde başkaları tarafından hazırlanır. Burada esas, tarzdır. Yani, yeni bir tarz yaratmak, bunun en iyisi olduğunu iddia etmek ve gençlerin sizi takip etmesini sağlamaktır. Pardon yanlış söyledim, size tapmasını diyecektim.. Ha unuttuğum bir nokta var. Eğer kadınsanız, mümkün olduğunca seksi klipler çekmeniz gerekir. Ne de olsa bunun adı müzik değil porno, haksız mıyım?
Peki müziğin insan yaşamındaki öneminden bahsetmiş miydim? R&B hariç yukarıdaki tüm müziklerin ortak özelliği yaşamın gerçek değerlerinden bahsetmeleridir. Hayat, amaçlar, dostluklar, aşklar (yaz aşkı değil tabi), maceralar, birliktelikler, yoldaşlıklar ve bizi biz yapan diğer bir sürü öğe. R&B ise basittir, para ve seks. Diğerlerinde seks yok mu? Ovv, hem de nasıl. Ama romantik yahu. "Rude boy"un nesi romantik lan?! Neyse. Müzik arkadaşlar, sizin kişiliğinizdir. Ne dinliyorsanız, sizin değerleriniz o ezgilerdedir. Eğer birileri sizi R&B gibi bir saçmalığa özendirirse, sizin de değerleriniz para ve seksten ibaret olur. Tabi bu sadece yatakta yapılanından değil, kültürel taciz. Yani, dünya üzerindeki istediğin her şeye yaklaşabilecek ve onu kendinden yapabilecek bir güç. Tıpkı istediğin kızla sevişebilecek kadar çekici olmanız gibi. Diğer adıyla şöhret de diyebiliriz. Tabi bunların ikisi de illuminatide var. Sistem çok basit, eğer sizin için para, varlık, çekicilik 1. dereceden öneme sahip olmuşsa, bunları size verebilecek birilerine yaklaşmak istersiniz. İlluminati ve benzeri kuruluşlar da size para verebilir, sizi ünlü yapabilir veya istediğinizle... artık yeter, bu kelimeyi kullanmak istemiyorum. Yani genç kısım bu değerlere özenirse potansiyel illuminati üyesi haline gelir. Etrafınıza baktığınızda ise hayat amacı milli olmak olmuş, yalnızca para kazanmak için okuyan, kendini yetiştirmenin pek bi tarafında olmayan gençler görüyoruz. Eh, sistem iyi işliyor. Kendini yetiştirememiş bu insan sürüsü de ileride kendi kararlarını veremediği için birilerinin eline bakmak zorunda kalacak.
Sizden bir ricada bulunacağım,
ne olursa olsun bu vidyoyu izleyin. Bu son derece ciddi çünkü. Biraz sonra gelecek kaos teorileriyle alakası var ama çok değil. İzledikten sonra bir saattir ne demek istediğimi daha iyi anlayacaksınız.
http://www.dailymotion.com/video/xa5szl_kiyisel-geliyim-beyninizi-kimler-yo_lifestyleEvet, izlediğiniz için teşekkür ederim (Yani, okumayı bırak artık. Geri dön ve izle. Ciddiyim, "Bakın burası çok önemli!")
Eğer şu anda hayata bakış açınız değiştiyse, izlediğiniz için teşekkür ederim. Eğer değişmediyse, izleyin... Eğer izlediniz ve yine de değişmediyse, bana PM ile ulaşın.
Yaa, adamı öyle illumine ederler işte. Videoda gördüğünüz gibi her şey gayet organize ve tesadüf falan değil.
Peki bu müziklere n'oldu?Jazz: Öldü. Artık sadece Avrupa insanı ve ABD'nın güneyinde yaşayan sevgili Diksiler tarafından dinleniyor (kızarmış tavukları da müthiştir, bugün 1 kova yedim!) Niye mi? İlk önce zaten klasik müzik "modası geçti" diyerek öldürülmüştü. Jazz'ın iki birleşenlerinden biri gitti. Eh, Afrika müziği de tek başına bir şey yapamayacağından Jazz maalesef moda* mekanizmasının listesinde yer almıyor.
*: Gençlere son derece önemli olduğu anlayışıyla beyin yıkaması sonucu aşılanmış "hayat kuralları".Rock: Tam olarak öldü diyemeyiz. Ancak oluşan onlarca müthiş dalının yanında maalesef kendini asi sanarak anlamsız bir şekilde gitar tellerine vurup mikrofona anıran ve müzik yaptığını iddia eden bazı grupların ortaya çıkması ve karanlık temasının aslında metalin asiliğini temsil etmesine rağmen "şeytanı" ve "sadizmi, satanizmi" temsil ettiği suçlamalarıyla birlikte rock müziğinin de ...ku çıktı. Rockçı mısınız? Hatta metal mi dinliyorsunuz? Özellikle Metallica mı (hani kollarında haç dövmesi olan satanist grup)? Geçmiş olsun, satanistsiniz... Ayrıca ne lan öyle, kız yok bişey yok, çok sıkıcı o müzik...miş. Yaa, öyle.
Rap: Nas'in meşhur parçası "Hip-Hop is Dead"i dinlemenizi tavsiye ederim. Evet, Rap aralarında en ölüleri. Çünkü öldürülmek yerine mutasyona uğratıldı. Bir zamanın zor şartlarını ve kahramanlıkları anlatan old-school hip-hop, yerini R&B'yi rap'e uyarlayan 50 Cent, Eminem (her zaman bu ismin nereden geldiğini merak ettim), Timberlake gibi MTV maymunlarına bıraktı. O da bir şey mi, Türkiye'de "arabesk rap" diye bir şey doğdu. Onu illuminatinin yaptığını sanmıyorum ama kim yaprıysa illuminatiden çok daha kötü olduğu kesin!
Neredeyse herkes artık Rihanna'nın illuminati üyesi olduğundan emin. R&B'nin önde gelen ismi. Özellikle Rihanna olmak üzere, tüm R&B sanatçılarının müzik değil, şov yaptığını görebiliyoruz. Kısacası artık R&B sayesinde bir şeyler dinleyebilmek ve ondan bir şeyler anlayabilmek için olgunluğa, hayat deneyimine, bazı yaşanmışlıklara veya kendini geliştirmiş olmaya gerek yok, sadece 2 bacak gördüğünüzde bir taraflarınızın kıpraşması yeterli. Ve maalesef dünya çapında bu özelliğe sahip insan sayısı, kendini geliştirmişlerden ezici bir şekilde fazla. Yani neden tutmasın ki R&B, di'mi?
Bir garip nokta da illuminatinin sembolünün piramidin üzerindeki göz, yani biz zamanlar uygarlıklar tarafından tanrıya atfedilen sembol. Amaç açık, adamlar tanrınız olmak istiyor. Ve başarıyorlar da. Bugün "moda" ve "medya" adı altında onların istediklerini dinliyoruz, onların istediklerinden hoşlanıyoruz, onların istediklerini giyiyoruz, onların istedikleri yerlere gidiyoruz, paramızı onların istediği şeylere yatırıyoruz ve onlar neye inanmamızı istiyorlarsa ona inanıyoruz. Bir tüyo, insan fazla şiddet gördükten sonra zamanla duyarsızlaşır.
...sözde Sovyet tehdidi, Körfez Savaşları, yaygınlaşan terör, 12 Eylül gibi olaylarla iyice döte gelen halk, çok güzel bir şekilde uyutulduktan sonra...
Evet, yukarıdaki gibi insanları şiddete alıştırırsanız (hatta Smackdown gibi saçmalıklarla iyi bir şeymiş gibi gösterirseniz), zamanla duygularımızı kaybederiz. Daha sert şeyler olduğunda hiçbir şey yapamayız. Yani bir gün birileri gelip bize zorla bir şeyler yaptırdığında bunu kabullenir ve sesimizi çıkarmayız. Çünkü o gayet normal bir şeydir artık. Nasıl, adamlar iyi tanrılık yapıyo, he?
Sevgili ülkemin sevgili müslümanları, sizden bir ateist olarak rica ediyorum (laik, LAİK!), eğer iki gün sonra tanrı diye illuminati veya bu olayın arkasında kim varsa ona namaz kılmak istemiyorsanız, bunu ciddiye alın, VE O VİDYOYU İZLEMEDİYSENİZ İZLEYİN!
Ehem, buraya kadarki her şey ciddiydi. Evet, asıl konuya şimdi giriyorum. Gelelim kaos teorilerimize.
MJ, akrabasının anlattığına göre uzun yıllar illuminatiye sokulmak istendi. Ancak bu onu şiddetle reddediyordu. Hatta bir klibinde duvardaki illuminati sembolüne karşı geldiği, yani sembolik olarak direndiği görülür. Demek ki iyi direnemedi, o da ne tesadüftür ki bütün efsaneler gibi uyuşturucuyla öldü.
27 yaşında ölen... Pardon pardon. R&B'ye son derece zıt giderek gerçek müzik yapan, yani hayatta daha düzgün bir vizyona sahip genç sanatçıların "hayattan hiçbir zevk almadıkları" bahanesiyle intihar etmeleri, son derece komik. Hah, olaya bakın, hepsi de uyuşturucu almış.
Peki, bunlardan başka adam yok muydu? Vaar... Hala gerçek müzik bir sürü grup ve sanatçımız var. Ancak maalesef kimse tanımıyor. R&B döneminde gençlerin ilgisini diğer tarafa çeken bu kahramanlar ise dönemlerini imzalamış isimler. Yani, asıl pain-in-assler bunlar. Bunlar asıl sorunu oluşturacak kesimler. Çünkü bunları dinleyenler genelde yetişmiş ve ota boka inanmayan gençler.
Bu tür kuruluşların basit bir tekniği vardır: satın alamadığın adamı yok et. 27 yaş laneti de bunun için süper bir silah.
Şimdi bir illuminati üyesi olduğunuzu düşünün.Gençleri aptallaştıracak bir müzik yarattınız ve işler çok iyi. Ancak o da ne? Badassin teki çıkmış ve eski, kültürel öğelerle müzik yapıp gerçek müziğin gençlere ne olduğunu anlatıyor. Eh, bu adam çok işinize yarayabilir. Üstelik 27 yaşından küçük. Bunu illuminatiye sokmaya çalışıyorsunuz. O da "...kümü ye!" diyor. Hastır. Ee, napcaz? Napalım, zorlayacağız. 27 yaşında nedensiz yere ölen ve aynı şekilde illuminatiye gitmeyi reddetmiş sanatçıları öne sürün. Döte gelmez mi? 27 yaşında ve yine mi gelmedi? Sıradaki üye potansiyelini artırmak için, öldürün.
Şimdi de gençlerin saçma tarzlarına karşı bir tarz yaratarak ilgilerini çektiğinizi düşünün. Ama birileri bundan rahatsız oldu ve sizi aralarına katmak istedi. Doğal olarak reddettiniz. O da size 27 yaş vakalarını hatırlattı. Düşünün, eğer 27 yaşına kadar teslim olmazsanız, öleceksiniz. Son derece sert bir psikolojik baskı değil mi? Hiçbir doğum gününüzde kutlama yapamıyorsunuz çünkü 27 yaşına, yani ölüme yaklaşıyorsunuz. Tabi dolayısıyla buna dayanamayıp teslim oluyor ve illuminatiye katılıyorsunuz... ya da tesadüfen intihar ediyorsunuz. Ya da uyuşturucu falan alıyorsunuz, ne bileyim. Öldünüz işte, ne önemi var.
Ne yani, olamaz mı? Son derece mantıklı. Bu kadar kaliteli insanların tamamının eften püften sebeplerle 27 yaşında ölmesi nasıl tesadüf olur ki? Evm, yukarıdaki çizgiden itibaren her şey sadece benim olaya verdiğim mantık. Occam'in usturası prensibinden dolayı da şimdilik bunu kabul etmek, sanırım en mantıklısı. Her neyse. Bence mantıklı!..